Yazar: celile2

  • Kış girerken cildimize nasıl bakım yaparız ?

    Kış girerken cildimize nasıl bakım yaparız ?

    Kış girerken cildimize nasıl bakım yaparız ?

    Uzman doktorların ortak verdikleri karar yaşlanmanın önüne geçilemeyeceği ama bunun cilt bakımına dikkat ederek ve düzenli beslenerek geciktirilebileceğidir.  Cilt bakımı denince herkesin uyguladığı yüze buhar banyosu yapmaktır. Yüzü fazla ısıtarak ciltteki su ve asit dengesini bozar. Bu hareket cildin egzama olmasına zemin hazırlar. Ayrıca buhar banyosu yaptıkça ciltteki gözenekler daha fazla açılır. Cilt kuru, yağlı, hassas veya alerjik olabilir. Bunlara dikkat etmeden aynı bakım uygulanıyor. Fazla ümit veren reklâmlar yapılıyor. Bunlar mümkün değil. Çünkü mucize etki vaat ediyorlar. Fakat herkes kendi cilt tipine uygun bir nemlendirici kullanmalıdır. Cildi temizlemek ve nemlendirmek çok önemli. Özellikle kışın cilt bakımı daha da önemli bir hal alıyor. Çünkü kışın hava soğuduğu için cildiniz gerekli olduğu kadar kanlanmaz. Böyle olunca cildimiz kurur. Tenimizin her yerinin kuruduğunu hissederiz. Bazı yerlerimizde çatlaklar oluşur. Cilt kuruluğu cildi çirkin gösterir.  Kışın hava soğuk olduğundan, kapalı yerlerde olmayı tercih ederiz. Ayrıca ısınma ihtiyacıda hissederiz ve bulunduğumuz ortamları sıcak tutarız. Bu da cildin su kaybına neden olur. Su kaybetmek cilt kuruluğuna neden olur.

    Kışın cildimizi besletici değeri olan kremlerle bakım yapmalıyız. Cildimiz çok önemlidir. Çünkü deri vücudun en büyük organıdır. Bu yüzden derimize gereken değeri ve önemi göstermeliyiz. Derimiz çok iyi bir şekilde organize olarak çalışır kendini sürekli yenileyen bir yapısı vardır.  Yirmi dört veya yirmi sekiz gün içinde kendini deri yeniler. Ona bizimde gereken önemi vermemiz lazımdır. Soğuk havalarda vücut ısısının yok olması veya azalmaması için kan dolaşımı azalır. Kan dolaşımı azalınca derimizin ihtiyaç duyduğu antioksidanları alması zorlaşır. Buda cildin kurumasına ve yağ kaybetmesine sebep olur. Cilt hassaslaşır, dışardan gelen etkilere karşı kendini koruyamaz. Kızarmaya, kaşınmaya ve renk değiştirmeye başlamıştır. Cildin erkenden yaşlanmasına neden olur. Kışın kullandığımız ürünler yazın kullandığımız ürünlerden farklı olmalıdır. Kışın cilt bakımı için kullanılan ürünlerin besleyici değerlerinin yüksek olması gerekir. Kışın beslenmemede daha fazla önem verilmelidir. Çünkü cildimizin sağlığı direk beslenmeyle alakalıdır. Cilt bakımında omega 3 çok gereklidir. Kış sebzeleri ve meyveleri ile kuru baklagiller tahıllı besinler kullanılmalıdır. Ayrıca PH seviyesi yüksek ürünler cildi daha fazla kurutmaktadır. Cildi çok sıcak suyla yıkamamalıdır. Deterjanlarla cildi fazla temas ettirmemelidir. Cildin suyla temasından sonra iyice kurulamalıdır. Banyodan sonra cilt losyonla nemlendirilmelidir. A, E ve C vitaminleri cilt için çok önemlidir. Cildin hücrelerinin çalışmasını düzenler.  Bu vitaminler yaşlanmayı da geciktirir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Ter kokusundan kurtulun

    Ter kokusundan kurtulun

    Ter kokusundan kurtulun
    Vücudun doğal salgısıdır terlemek, kokmaz. Terin kötü kokma sebebi bakterilerdir. Bakteriler kirli ve nemli ortamlarda kolayca çoğalır. Bazen yanın da nefes alınmayacak kadar kötü kokan insanlara rastlarız. Ter kokusunu engellemek için birinci şart temizliktir. Her gün banyo yapmalı, koltuk altını bakterilerden temizlemektir iyice duş alırken sabunlamak bunun için yeterli olacaktır. İyice temizledikten sonra ter kokusunu engelleyici ürünler kullanmalı veya pudralı deodorant kullanmalısınız. Fakat dikkat edilmesi gereken tek şey bu ürünleri temiz cilde uygulanmalıdır. Aksi takdirde ter kokusu çok daha kötü bir hal alır.

    Ter kokusunu engelleyen önlemler arasında koltuk altı tüylerinin temizliğidir. Kötü ter kokusuna tüyler zemin hazırlar. İstenmeyen tüyler değişik yollarla temizlenebilir. Bu yöntemler, ağda lazer epilasyon, jilet ve tüy dökücülerdir. Eviniz dışında veya iş yerinizde olabilirsiniz. Terlediğinizi hissettiğinizde önlem almalısınız. Yanınızda ıslak mendil ve deodorant bulundurun. Müsait bir yerde koltuk altınızı ıslak mendille silin ve deodorant sıkın.

    Baharatlı ve yağlı yiyecek tüketmek ter kokusunu direkt etkiler. Özellikle yazın bu tür yiyecekler yemekten kaçının.

    Pastırma çemen gibi yedikten sonra günlerceblank kokusu geçmeyen yiyecekleri düşünün. Gün içerisinde ter kokusu giysilere siner. Özellikle yazın aynı kıyafet iki kere giyilmemelidir. Basit bir sorun gibi görünse de bazı insanların toplumdan kendini soyutlamasına neden olur. Vücut kendi ısı derecesini korumak için ter bezleri ile terler. Terin kokusu olmaz. Ter kokmadan önlem alınmalıdır. Bitkisel çözümlerle ter kokusu engellenebilir. Bitkisel çözüm önerimiz adaçayıdır. Büyük oranda adaçayı ter kokusunu önler. Adaçayının anti bakteriyel özelliği vardır. Ada çayını yüzünüz ve kasık bölgeniz hariç her yerinize direk sürebilirsiniz. Özellikle banyo yaparken ada çayını koltuk altlarına sürmeniz ter kokusuna karşı etkili olacaktır. Terlemeye karşı sizi koruyacaktır. Gebelerin bunu uygulamaması gereklidir.

    Elma sirkesi de ada çayı gibi anti bakteriyel özelliğe sahiptir. Ter kokusunu engellemekte etkili bir yöntemdir.

    Diğer bir ter kokusunu önleme yöntemi şalgam suyudur. Mısır nişastası ve karbonatı karıştırarak pudra gibi terleyen bölgeye sürebilirsiniz. Çinko bulanan sebzeler tüketmek ter kokusundan kurtulmaya yardım eder. Vücudunuzda Çinko eksikliğinden teriniz pis kokabilir.

    Bu nedenle içerisinde çinko bakımından zengin olan gıdalar ıspanak, maydanoz, hindiba, lahana ve salatalık tüketerek çinko ihtiyacımızı karşılayabiliriz. Koltuk altını iyice temizledikten sonra biraz pamuğun üstüne limon suyu sıkıp koltuk altı silinirse ter kokusu engellenir ve koltuk altını kararması önlenir. Limonun içeriğinde bakteri öldürücü maddeler vardır.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Tekrarlayan düşük varsa ne yapılmalı

    Tekrarlayan düşük varsa ne yapılmalı

    Tekrarlayan düşük varsa ne yapılmalı
    Hamileliğin yirminci haftasından önce üçten fazla kendiliğinden düşük olması bir sorunun işaretidir her yüz hamilelikten bir veya ikisinde bu risk vardır. Rahimdeki anormallikler ve pıhtılaşma bozuklukları sorun olacağı gibi %50 düşükte sebep bulunamamaktadır genetik bozukluklar, embriyo oluşumundaki sorunlar5dan kaynaklanır ayrıca hormonel bozukluklar, böbrek hastalığı, sistemik lukuz eritematosiz, servi kal yetmezlik, uterus aykırılıkları hipotiroidizm, bazı enfeksiyona bağlı kronik hastalıklarda düşük nedeni olabilir

    Yalnız bir düşük çoğu kadında görülen bir durum olduğu için araştırma yapmaya genel olmayabilir. En az üç düşük yapan kadınlarda bunun nedeni araştırılmalıdır. Gebe kadında düşük sayısı artınca tekrar düşük olma olasılığı fazlalaşır

    -Bir düşük sonrası düşük riski %15 ‘ dir

    -İki düşük sonrası düşük riski %24 ‘dir

    -Üç düşük sonrası düşük riski %30 ‘dir

    -Dört düşük sonrası düşük riski %40 –50 ‘dir

    Annenin yaşı ilerledikçe düşük riski artar

    – Otuz yaşından küçük kadınlarda düşük riski %7-15

    – Otuz-otuz dört yaş arası düşük riski %8-21

    – Otuz beş otuz dokuz yaş arası düşük riski %17-28

    – Kırk yaşından fazla olanlarda düşük riski %34-52

    Tekrarlayan düşüklerin sebepleri

    1. İmmünolojik faktörler

    2. hormanal faktörler

    3. Pıhtılaşma nedeniyle bozukluklar

    4. Rahim anomalileri

    5. Enfeksiyon faktörler

    6. Genetik faktörler

    7. Anneye ait haslıklar

    8. Sperm bozuklukları,

    9. Çevresel faktörler, yetersiz beslenme

    Bu nedenlerden en fazla immunoloji faktörlerle ilgili sebepler düşüğe daha fazla neden olur ama tekrarlayan düşük yapan kadınların %50snde tüm araştırmalara rağmen neden bulunamamaktadır

    İmmünolojik nedenler: blankvücudun bağışıklık sisteminden kaynaklanan sebeplerdir

    Pıhtılaşmayla ilgili bozukluklar: damar tıkanıklığı ile ölü doğum yapan kadınlarda bu hastalık olabilir. Genetik mutasyon pıhtılaşma eğilimini artırır.

    hormanol nedenler: ilk üç ay kan şekerinin kötü olması

    HbA1cseviyesi fazla olan gebelerde anomali artar. Bu sebeple hamilikten önce diyabet hastası olanlar kan şekerini çok sıkı kontrol etmelidirler. Bu kontrol düzgün yapılırsa düşük ihtimali artmaz

    Anatomik nedenler: rahimde doğuştan olan anomaliler, rahim içinde perde, rahimde, içinde yapışıklık gibi sorunlar olabilir bunlar ameliyatla düzeltilebilir.

    Rahim ağzı yetmezliği: genellikle kanama ya da ağrı olmadan aniden ortaya çıkan rahim azgında genişleme ve hamilelik materyalinin atılmasıyla olan ve tekrarlayan kayıplara neden bir sebeptir. Rahim azgına dikiş atılarak düşük önlenebilir nedeni bulunamayan düşüklerde %70-75 tekrar hamile kalma şansı vardır sıkı takip stresin azaltılması duygusal destek ve iyimser olmanı yararı olabilir

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Çekici olmanın koşulları

    Çekici olmanın koşulları

    Çekici olmanın koşulları; dünya tarihi var olduğundan belli kadınlar arasında çekici ve güzel görünme yarışı vardır. Her zaman kadınlar çekici ve güzel görünme isteği ön sıradadır.  Her kadın çekici, seksi ve güzel görülmek ister.  Güzel ve bakımlı görünmek için doğru bakım ve zaman ister. Tabiî ki bunları doğru uygulamak ta gereklidir. Çekici görünmek için uymamız gereken güzellik kuralları;

    1.Her gün banyo yapın. Gün içinde mutlaka bir kez duş alın. Vücudunuzu güzel kokan bir sabunla ve bir lif yardımıyla güzelce hafif bastırarak ve masaj yapar gibi yıkayın. Duş aldıktan sonra nemlendirici losyonla vücudunuzu krem leyin. Kremi masaj yapar gibi sürün. Ellerinize, dirseğinize ve dizinize daha fazla önem verin. Dikkat edilmesi gereken bir husus var. Kullanılan losyon ve sabun aynı özellikte olmalı. Mesela gül kokulu sabun kullandıysanız, gül kokulu bir losyon kullanılmalıdır. Ucuz ve ağır kokular kullanmayın. Bir tane alın ama size yakışanı ve kaliteli olanı seçin. İtici kokmayın.

    2.Nefesinize ve diş bakımına dikkat edin. Çekici görülmenin olmazsa olmazı bakımlı dişler ve temiz kokan bir nefestir. Dişlerinizi mutlaka her gün en az iki kere fırçalayın. Diş ipi kullanımı çok önemlidir. Ağız temizliği yaparken dilinizi de fırçalayın. Diş macununu iyi seçin. Ağız temizlemek için gargaralar ve ağız spreyleri de kullanılabilir.

    3.Tırnaklar temiz ve bakımlı olmalıdır. İnsanlar karşılıklı konuşurken yüzünden sonra baktıkları yer ellerdir. Ayak ve el tırnaklarına haftada bir kere yeterli bakım yapılmalıdır. Tırnaklar da oje mutlaka gerekmiyor ama düzgün kesilmiş tırnaklar ve temiz eller imajınız hakkında iyi bir fikir verir.

    4.Saç şeklinizi değiştirin. blankSaçlar bir kadının vazgeçilmez aksesuarıdır. Stilini belirlerken kendinize yakışan modelleri tercih etmelisiniz. Saç bakımı için mutlaka kuaföre gitmek gerekir. Kesimi modern olan bir saç size değişik bir hava verir kendinize güveniniz yerine gelir. Saç renginizi arada sırada değiştirerek monotonluk tan çıkabilirsiniz. Dalgalı ve uzun saçlar her zaman hep dikkat çekicidir. Ek saç ve postiş kullanabilirsiniz. Bütün bakışların bir anda değiştiğini göreceksiniz.

    5.Cildinizin ışıl ışıl olması için buhar banyosu iyi gelir. Haftada bir on dakikayı yüzünüze ayırın. Tüm yapmanız gereken yüzümüze buhar banyosu.  Bir kâseye kaynar su koyun. Kâseye yüzünüzü yaklaştırın. Havlu yardımı ile yüzünüzü kapatın. Sudan çıkan buhar ciltteki gözenekleri açar düzenli olarak yapılırsa siyah noktalardan ve sivilcelerden kurulursunuz. On dakika buhar banyosu için yeterlidir, fazla yapmayın. Banyodan sonra cildinizi kurulayın ve soğuk suyla yıkayın. İsterseniz birkaç dakika yüzünüzü buzla masaj yapın. Bu şekilde açılan gözenekler tekrar toparlanır.

    6.Kıyafet seçimine çok önemlidir. Bacak boyunu uzun gösteren pantolon seçin. Moda diye kendinize yakışmayan bir kıyafeti tercih etmeyin. Kendine güven çok önemlidir.  Aksesuar kullanın. Kıyafetinize göre küpe, kolye ve bilezik takın.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Genç elleriniz olmasını ister misiniz

    Genç elleriniz olmasını ister misiniz

    Genç elleriniz olmasını ister misiniz?

    Yaşlılık belirtiler, en fazla kadınların ellerinde göze çarpar. Estetik ve çelicilik açısından kadınlar için eller çok önemlidir. Kadın ya da erkek hiç fark etmez. Eller zarafet göstergesidir. Kadınların bakımlı ve zarif olduğu ellerinden belli olur. Eller vücudun aynası gibidir. Yaşlanma ilk önce ellerde ortaya çıkar. Bunun nedeni ellerinde yüzümüz gibi sürekli güneş alan açık alanda olmasıdır. Güneşin neden olduğu lekelerin yanı sıra yaşlanmaya bağlı olarak cilt elastikiyetini kaybeder, cildin altındaki yağ dokusu kaybolur.
    Sigara içenlerde daha fazla elastik kayıp ortaya çıkar. Deri incelmesi ve kırışıklıklar meydana gelir. Cildin altındaki yağ dokusu ve ellerin üstündeki damarların belirginleşmesine ve eklemlerin sertleşmesine neden olur.

    Elleri gençleştirmek üstelik ameliyatsız mümkün. Çok başarılı yöntemlerle başarıyla uygulanılır. blankFraksiyon el karbondioksit isimli lazer yöntemi ile yüze uygulanan gençleştirmeye benzeyen bir uygulamada artık ellere de uygulanıyor. Bir kaç uygulamada hem ellerinizdeki lekeler siliniyor hem de elin üzerinde daha sağlıklı bir tene kavuşuluyor. İlk önce anestetik bir krem uygulanıyor. Altı hafta aralıklarla uygulanan bu yöntemle cilt de belirgin değişiklikler oluyor. Lazer etkisiyle derinin altındaki doku kalınlaşıyor. Der mal dokunun gerginleşmesi ile kırışıklıklar kaybolup ellerde dolgun bir görünüm oluyor. Fakat lazer uygulaması yaş ilerledikçe elin sırtındaki doku kaybının meydana getirdiği damarlı görünümü yok edemiyor. Damarlı görünümü azaltmak için el sırtına lokal anestezi ile dolgu maddesi koyuluyor. Bu işlem esnasında ortalama 1,5 cc lik dolgu maddesini enjekte edip masajla ellere dağıtılır. Damarlı görüntü kaybolur eller eskisi gibi çok genç görünür. hidroksiapatit mikro kürelerinden ya da poly-l laktik asitten oluşuyor.

    Fakat bu dolgu kalıcı değil, dokuz ayda etkisi azalır. Yağ enjeksiyonları daha kalıcı bir dolgunluk sağlar. Damarlardaki belirginliği yok etmenin diğer bir yöntemi de diot lazeriyle damardan kan alır gibi girip bunları damara enjekte etmektir. Lazerin etkisiyle damarlarda kalıcı bir küçülme meydana gelir.

    Elleri gençleştirmenin diğer bir yolu ise, PRP denilen yeni başlayan enjeksiyon uygulamasıdır.
    Uygulama yapılacak kişinin kendi kanından bir solüsyon hazırlanır. Bu solüsyon derinin altına enjekte edilir. Dört uygulamanın sonunda cildin altındaki dokuda dokuyu gençleştirici ve destekleyici bir etki yapıyor. İki haftada bir kez uygulanan metot son derece iyi sonuçlar veriyor.
    Lekelerde azalma, cilde parlaklık verme, cilt de bir kalınlaşma ortaya çıkıyor. PRP uygulamasına lazer uygulama ve yağ enjeksiyonu da eklenebilir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Kavitasyon neye denir, nasıl yapılır?

    Kavitasyon neye denir, nasıl yapılır?

    Kavitasyon neye denir, nasıl yapılır?

    Cildimizin dış yüzeyine ultrasaund yayılması uygulanan, yağ dokusundaki hücrelerindeki sıvının aniden ve basınçla uygulanan bir yöntemdir. Selülitle ve bölgesel yağlanmayla ses dalgalarıyla savaşan, ameliyatsız bir yöntemdir. Kavitasyon uygulaması önce köpüklerde genişleme, daha sonra patlama olur. Kavitasyon denilen bu işlem yağı sıvılaştırır. Hücrelerin duvarında tahribat yaparak yağların yapısını tahriş eder. Dokulardaki yağ hücreleri ve açığa çıkan yağlı hücreler parçalanarak lenf yollarının yardımı ile buradan uzaklaştırılır.

    Kavitasyon uygulamasında ilk uygulamada yağlı bölgenin kalınlığında iki ile on cm kadar incelme olur. Kavitasyonun diğer seansları da haftada iki kere uygulanır. Daha ilerde haftada bir uygulamaya geçilir. Kişinin yapısına göre uygulama sayısı belirlenir.

    Tedaviyi destek amaçlı, yağsız diyet yapılmalı ve bol bol su içilmelidir.

    Kavitasyon zayıflama amaçlı kullanılır. Kavitasyon yağlı olan bölgeye yoğunluğu azaltılmış ultrasonik ses dalgalarını göndererek yağların parçalanması yöntemidir.

    Kişiden kişiye incelme oranı değişir. Seanslarda bu yüzden farklılık gösterir. Ortalama her uygulamada iki cm inceme olur.

    Kavitasyon uygulaması vücutta yağlanmanın en fazla görüldüğü, basen, göbek ve bel çevresinde etkili olan bir yöntemdir. Kavitasyondaki hedef vücutta ki yağ tabakasını eritmektir. Kavitasyon uygulanacak yere önce jel sürülür. Kavitasyon cihazıyla ultrasonik dalgalar bu bölgeye gönderilir. Ses dalgaları yağlı hücrelerin zarlarını patlatır ve yağlı hücreleri öldürür. Vücudumuzun savunma mekanizması da geride kalan yağ ve artık maddeleri vücuttan atar.

    Yağ hücreleri iki şekilde vücuttan atılır. Birincisi karaciğer ikincisi ise idrar yoluyladır. İdrar yoluyla olan atılım tercih edilmelidir.

    Kavitasyonun sağlık açısından zararları var mıdır? blankBu merak elden bir sorudur. Bazı araştırma sonuçlarına göre kavitasyon yeni olan bir uygulama değildir. Kavitasyon uygulaması yağ emme yöntemi değildir. Uygulanan hastalarda deride yanma olasılığı vardır. Ultra son bir enerji ve dokularda yaşlanmaya sebep olan oksidanın açığa çıkmasına sebep olur. Bilimsel olarak bu kanıtlanmıştır. Kavitasyonun çok dikkatli yapılması aksi takdirde, hormonlarımızı salgılayan bezelerde zararlı olan DNA değişikliği yapar. Küçük yağlanmalarda iyi sonuçlar alına bilir. Fakat kavitasyon cildin altında kanlanma yapacağından cilt yanıklarına sebep olur. Kavitasyonda ilk seanslarda yağlı bölgelerde yumuşama olur. Daha sonra sertleşme hissedilir. Gözle görülen sonuç on beş gün sonradır.

    Kavitasyon uygulaması şu kişilere yapılamaz;

    1. Yüksek tansiyon hastalarına

    2. Diyabet

    3. Koroner kalp hastalarına

    4. Bazı kan hastalarına

    5. Uygulama yapılacak yerde yara bulunması halinde

    6. Uygulama yapılacak yerde metal protez bulunanlarda

    7. Hamilelerde

    8. Akut ve kronik hastalıklar yaşamış kişilerde.

  • Çatlaklarınızı lazer ile yok edin

    Çatlaklarınızı lazer ile yok edin

    Çatlaklarınızı lazer ile yok edin
    Günümüz insanını cilt çatlakları en önemli sağlık sorunudur. Cilt estetiği açısından da çok önemlidir. Cildin gerilmesi sonucu bazı yerlerden yırtılması sonucu çatlaklar oluşur. Derinin altında mikro kanamalar olur. Kırmızımsı mor bir renk olur. Cilt yırtığı zaman geçtikce beyazlaşır. Koyu tenlilerde beyaz çatlaklar daha belirgindir.

    Çok hızla kilo almak ve hamilelik cilt çatlaklarının en önemli nedenlerinin başında gelir. En çok görüldüğü yer kalçalar, bacaklar, karın, bel derisi, kollar ve kalçalardır. Ergenlik çağında gençler hızla büyüdükleri için cilt aniden genişlediğinden çatlaklar oluşur. Bu çatlakları önlemek için nemlendiriciyle masaj yapılıp cilde elastiklik verilmelidir. Ve tabiî ki kilo alımı kontrol edilmelidir. Ciltte oluşan çatlakları tamamıyla yok etmek imkânsızdır. Daha kolay olan cilt çatlağının oluşumunu önlemektir.

    Karında oluşmuş cilt çatlakları karında sarkma var ise karın germe operasyonu ile beraber temizlenebilir. Cilt çatlaklarının günümüzde kısmen lazerle tedavisi mümkündür. Bacaklarda, kalçada ve göğüslerde olan çatlak lazerle tedavi edilir ve çok iyi sonuçlar alınır. Çatlak görünümünü ileri şekilde azaltır. Çatlak tedavisinde lazer uygulaması çok kolaydır. Hafif bir anestezi ile lazer uygulanır. Birkaç haftada iyileşme gözlenir. İyileşmeden sonra çatlağın derinliği ve genişliği ciddi şekilde azalır. Lazer tedavisinde çatlamış veya yırtılmış derideki üst kısım yenilenir. blankKısmen de olsa lazer tedavisi çatlak tedavisinde uygulanan iyi bir yöntemdir. Uygulaması bayağı kolaydır.

    İki üç seansta sonuç gösterir. Derin yırtıklarda çatlak tedavisinde lazer tedavisi ile tedavi edilir. Çatlak tedavisinde lazerli tedavi yöntemin üstünlüğü tartışılmaz ve çok fazladır. Diğer tedavilerin çoğu yüzeysel etki eder tedavide yetersizdirler. Lazerli tedavide önemli miktarda iyileşme sağlanır.

    Cilt çatlaklarının oluşma nedeni cildin yüzeyinde ki protein şekli olan elatinin kırılması Ya da açılmasından olur çatlaklara dikkatli bakarsanız cildin üst kısmında çatlak olduğunu derinde bir sorun teşkil etmediğini göreceksiniz sadece cildin yüzeyindeki cilde esneklik veren tabaka çatlamaktadır. Bu durum bilimsel araştırmalar kesinlik kazanmıştır. Çatlaklara uygulanan lazer cildimizde olan kolajen oluşumunu fazlalaştırarak elastin oluşuma neden olmaktadır.

    Lazerle tedavi ne kadar çok yaygın olursa olsun iyice düşünüp bu konuda karar vermeliyiz. Çatlaklarımızın gerçekten bu tedaviye ihtiyacı var mıdır? Bunu düşünmenizi öneririz. Çünkü küçük çatlakların görünümünü azaltmak farklı yöntemlerle de olabilir. Lazer tedavi yaptıracağınız merkezin dermatolog gözetiminde, uzman kişiler tarafından uygulanmalıdır. Profesyonel lazer tedavisi uygulayan bir merkezde uzman dermatologlara yaptırmanız sağlığınız için şarttır.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Cilde parlaklık veren besinler nelerdir?

    Cilde parlaklık veren besinler nelerdir?

    Cilde parlaklık veren besinler nelerdir?

    Aldığımız ya da almadığımız tüm gıdalar nerelere yansır;

    1. Genetik yapımız
    2. Hormon dengemiz
    3. Cildin nem ve yağ oranına
    4. Savunma sistemimize,
    5. Hafızaya, gözlere
    6. Sindirim sistemine
    7. Tırnaklarımıza ve saçımıza

    Tüm vücudumuz gıdalarla beslenir ve yaşar.hele tenimiz aldığımız gıdalara çok net tepkiler verir. Düzgün ve yeterli beslenmek akıllıcadır. Kozmetik sanayisi bunlardan yeteri kadar faydalanmaktadır.

    Cildimize iyi gelen besinlerin başında A-B-C-D-E-K vitaminleri, krom, bakır, çinko, selenyum, demir, magnezyum mineraller, omega 3, omega6 ve coenzimQ-10 enzimi yağ asitleridir. Birçok gıdalar gibi yeşil çay, soya fasulyesi ve likopen cildimizi koruyan antioksidanlar arasındadır.

    1. A vitamini ve betakaroten. Cilt için mucizeler içeren bir vitamindir A vitaminidir. Güneşten zarar görmüş ve akneli ciltlerin tedavisinde A vitamini kullanılır. Bu vitamin hücreleri yeniler, saçları korur, yaraların iyileşmesini hızlandırır, mukoza tabakasını korur A vitamini. Antioksidan olarak önemli bir vitamindir.  Cildimizin ve vücudumuzun enfeksiyonlara karşı savunmasını artırır. A vitamininin farklı bir formudur Betakaroten ve A vitamini kadar etkisi vardır. A vitamininin dozu fazla alınırsa deri kalınlaş ılır fakat Batakarotenin böyle zararı yoktur.
    2. B vitamini; blankB vitamininin vücutta eksik olması birçok değişik sorunun yanında cilt sorunları yapar. Çünkü B vitamini hücresel gelişim için lazım olan enzimleri yapımına yardım eder. İnsanın vücut sağlığı için bütün B vitaminleri lazımdır. B-6 cildi korumak için çok özeldir. B vitamini enfeksiyonları meydana getiren kimyasalları yok eder.  B-3 ve B-5 cildimizi nemlendirir.
    3. C vitamini; C vitamini cildimizi dolgun ve gergin gösteren dokunun oluşmasında ilk sıradadır. Aynı zamanda etkili bir antioksidandır. Gençlik vitamini de diyebiliriz C vitaminine. Yanıkların ve yaraların iyileşmesini hızlandırır.  Cildimize yoğunluk ve parlaklık kazandırır. Kanın pıhtılaşmasını önler. E vitaminin etkisini fazlalaştırır. Demirin emilimini artırır. Stresin etkisini azaltır. C vitamini cildimizin dostudur ve çok faydalıdır. Piyasada satılan kremlerin içinde anti-aging olarak C vitamini koyulur.
    4. D vitamini; kemik sağlığının en önemli olan vitamin D vitaminidir. Yalnızca bu değil tabiî ki D vitaminin yararları. Cildimiz içinde D vitamini gereklidir. Yaraların iyileşmesi için çok önemledir. Günlük biraz D vitamini yeterlidir. Bun uda haftada üç kere on beş dakika güneş görerek alabiliriz.
    5. E vitamini; çok kuvvetli bir antioksidandır.  Selenyum ve C vitamini ile beraber alınırsa etkisi artar. Hücrenin yenilenmesi yardım eder, yaşlanmayı geciktirir, yaraların iyileşmesine yardım eder. E vitamini cildi güzelleştirerek kırışıkları azaltır. E vitaminli ayak kremleri, vücut ve el kremleri piyasada satılır.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Koltuk altı bakımı için püf noktalar

    Koltuk altı bakımı için püf noktalar

     Koltuk altı bakımı için püf noktalar

    Terlemek ve ter kokmak hayatımızı zorlaştırır. Oysa bunları alacağımız basit önlemlerle engelleye biliriz. Peki, koltuk altı bakımı ve bunların sonucunda cilt de olan kızarıklık tahriş ve koltuk altının renk değiştirip koyulaşması; Bu sorunları nasıl önleriz. Bunları önlemekte çok kolay.

    Bilinenin aksine terimiz kokmaz. Ter kokan bir madde değildir. Ter bezlerinin ürettiği ter yağlı ve proteinli minareler yayar. Nemli ortamda bakteriler ürer ve çoğalır.  Ayrıca semirsek, soğan, balık, koku oluşumunda rol oynar. Kimyasal dengesizlik koku oluşumunda etkili olur. Her hangi bir hastalıktan şüpheleniyorsanız doktora görünün.

    Koltuk altındaki kılları temizlemek hem görüntü açısından hem de kötü kokuyu önlemek için gereklidir. Tüylerden temizlemek için değişik yolları deneye biliriz. Ağda, epilasyon, jilet, sir ve tüy dökücü kremler gibi. Eğer jilet kullanacaksanız işlemden önce koltuk altını sabunlamalı daha sonra jilet kullanmalısınız. Direk jilet kullanmak cildi tahriş eder. Uygulamadan sonra aloe vera içerikli bir nemlendirici krem sürmeyi ihmal etmemelisiniz. Çünkü krem tahrişi ve yanma hissini azaltır cildi rahatlatır. Ağda ve epilasyon uygulamalarından önce cildin kremsiz, temiz ve kuru olmasına özen gösterin. Epilasyonda kullanılan aletlerin kullanımdan önce ve sonra temizliği yapılmalı cilt sağlığı için bu ihmal edilmemelidir.

    Her ne şekil olursa olsun kıllar temizlenince koltuk altında kızarma meydana gelir. Bu kızarmanın tahrişe dönmemesi için epilasyondan hemen sonra parfüm, deodorant gibi alkol içeren ürünler kullanmamalıdır.  Bunun için biraz beklemek gerekir çünkü bunlar alkol içerdiği için tahriş yapar.

    Lazer epilasyon son dönemlerde popülerblank olan bir yöntemdir. Hem kökten bir çözümdür hem de pratiktir. Lazer epilasyondan sonra cilt de bir kızarıklık olabilir. Fakat bu endişelenilecek bir şey değildir geçici bir durumdur. Dikkat edilmesi gereken epilasyondan sonra en az gün parfüm ve deodorant gibi alkol içeren ürünler kullanmamak ve güneşlenmemek gereklidir.

    Koltuk altının koyulaşmaması için alınacak önlemler de vardır. Çoğu kadının en büyük sorunlarından biridir koltuk altının renginin koyulaşması. Rengin koyulaşmaması için çok dar kıyafetler giymekten sakınmalıyız. Kol altını saran kıyafetler koltuk altına sürtünmekten tahriş olur. Ayrıca kıyafetlerde sentetik değil de pamuklu kullanmak daha iyi ve sağlıklı olur.  Epilasyon için jilet değil de ağda kullanmak cildin kararma riskini azaltır.

    Koku giderici ve deodorant yerine rol on kullanmakta koltuk altının kararmasını engeller. Banyo sırasında limonla koltuk altını ovmakta işe yarar. Düzenli bebek pudrası sürmekte rengi açar. Ayrıca tahriş olmadan duş alırken kese yapmak da iyi gelir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Kürtaj hakkında bilmeniz gerekenler

    Kürtaj hakkında bilmeniz gerekenler

    Kürtajın sözlük anlamı rahim içinden bir parça alınmasıdır. Halk arasında ise gebeliğin sonlandırılması olarak bilinir.

    Kürtaj ne tür amaçlar ile yapılır?

    1. Kürtaj tek bir amaç çerçevesinde yapılmamaktadır. Birçok amacı bulunmaktadır.
    2. İstenmeyen gebeliklerin sona erdirilmesi amacıyla yapılmaktadır. Bu işlem en fazla 10 haftalık hamilelik için yapılabilmektedir.
    3. Yaşı ilerlemiş kadınların sağlık açısından sorun yaratabilecek istenmeyen gebelikleri ve çok fazla oluşan kanamaları için yapılabilmektedir.
    4. Kısırlık teşhisi için kürtaj yapılabilmektedir. Bu kürtaj ceninin alınması şeklinde değil de rahimden parça alınması şeklinde olur.
    5. Düşük yapıldığı zaman rahimde parça kalınmaması için yapılan kürtajlarda vardır

    Kürtaj ne şekilde yapılır?

    1. Kürtajın yasal olması şartı aranmaktadır. Babanın da bilgisi ve annenin rızası dâhilinde kürtaj yapılabilinmektedir. O nedenle yazılı bir belge olmadan kürtaj hastanelerde kliniklerde yapılmamaktadır.
    2. Mutlaka kürtajdan önce bir muayene yapılır, ardına ultrasona bakılır ve değerlendirme yapılıp karar verilir.
    3. Kürtaj yapılırken doktorun vereceği karara bağlı olarak genel şeklinde ya da lokal anestezi şeklinde yapılır. Bunun kararı tamamen uzmana kalmıştır. Hastanın genel anestezi ile kürtajını uygun görün bir hekim genel anestezi uygulayacak, lokal anestezi olmasını uygun gören bir hekim ise lokal anestezi uygulayacaktır. Ancak genellikle genel anestezi uygulanmaktadır. Şayet lokal anestezi uygulanacaksa rahim ağzına uyuşturucu ilaçlar enjekte edilir ve bu şekilde kişinin acıyı hissetmemesi sağlanır
    4. Kürtaj öncesi kişi en az 6 saat aç olması gerekmektedir
    5. Kürtaj öncesi su dâhil olmak üzere hiçbir şey içilmesine izin verilmez
    6. Kürtaj yaklaşık 15 dk. sürer. Kişinin uyanması da 5 dk. sürmektedir. Anestezi işlemleri ile birlikte toplamda 30 dk. kadar bir süre için hastanın kürtaj işlemi bitmiş olur.
    7. Kürtaj işleminde toplamda 1 saat sonra anesteziden uyanan hasta taburcu edilebilinir.blank

    Kürtajın ardına nelere dikkat edilmesi gerekir?

    1. Kürtajın ardına uzman hastaya ağrıkesen ilaçlar ve kanamayı azaltan ilaçlar verir.
    2. Kürtajdan 7 gün sonra rahim kontrol edilmesi için muayene gidilir.
    3. Kürtajdan sonra kanamalar olur. Ancak kanamalar çok yoğun olmayacak şekilde olmalıdır. Yani normal adet oluyormuş gibi kanamalar olur ve bu 10 ile 15 gün arasında sürer. Daha fazla süren kanamalar olursa mutlaka uzmanınıza görünmeniz gerekmektedir.
    4. Kürtaj sonrasında reglde gecikmeler olur. Hatta yaklaşık olarak 45 gün kadar regl olmazlar.
    5. Kürtaj sonrasında adet sancısına benzer ağrılarınız olabilecektir. Bunun için ağrı kesiciler kullanmanız yeterli olacaktır.
    6. Kürtajın ardına yaklaşık olarak 2 ya da 3 hafta kadar havuza girilmez, denize girilmez, jakuzi tarzı banyo yasaktır. Sadece ayakta duş yapılmasına izin verilmektedir
    7. Kürtajın ardına, 2 ya da 3 hafta cinsel münasebette bulunmamanız gerekmektedir.
  • Hamilelikte ilk ay

    Hamilelikte ilk ay

    Hamilelikte 1. ay

    Her kadın hamile kalmak ister. Mutlu bir yuvanın temelidir çocuk. Her kadın aynı zamanda adım adım hamileliğin nasıl evrelerinin olduğunu bilmek ister. Şimdi size hamilelikte ilk ayı anlatalım

    Adet düzeniniz bozulursa sabahları mideniz bulanırsa genellikle hamilelik belirtisidir. Bu dönemlerde regl olmazsınız ve regl olmanız geciktiği için gebelik ihtimaliniz yükselecektir. Regl olmadığınız bu dönemde ortalama 2 haftalık gebesiniz demektir. Kusma ve bulantının yanında tükürükte de artış olabilir. İlk ayda yapılan kontrolle kesin gebe olup olmadığı anlaşılır. Hamilelik varsa en önemli diğer konu bebeğin kalbinin atmasıdır. Bu ayda bebeğin bir rahatsızlığı vardı anlaşılmaz

    1- İlk muayenede riskler belirlenir.
    2- Genel muayene yapılır.
    3- Doğum tarihi tahminen hesaplanır.
    4- tam kan ve idrar tahlilleri yapılır.
    5-Tansiyon ölçülür.
    6- Karaciğer testleri yapılır.
    7- Enfeksiyonlara yönelik incelemeler yapılmalıdır.
    8-Talas emi, anemi, Akdeniz anemisi gibi hastalıklara ait testler yapılmalıdır.

    İlk ayda gebelikteki gelişmeler:

    1-      Plasenta oluşmuştur. Hormonlar harekete geçmiştir. Plasenta bebeğin gelişimini sağlayacak beslenmesini yapacak kordondur. Bebek gelişirken amniyotik sıvıda oluşmaya başlar. Bu sıvının görevi bebeği korumaktır.

    2-      Göğüsler şişer, hassasiyet meydana gelir.

    3-      Rahim büyür ama bunu siz anlamazsınız.

    4-      Uyku düzeni bozulur, yorgunluk hissedilir,

    5-      Mide şikâyetleri ve sık idrara sıkışma

    6-     Yiyecekler karşı isteksizlik ya da aşırı istek

    6-      İlk 3 ay annede zaman aksi, sinirli, ağlamaklı haller meydana gelebilir. Duyguları karmakarışık olabilir.

    7-       Korku, kaygı, stres, neşe yaşayabilir.

    Sperm ve yumurta birleşmiş döllenme oluşmuştur. Babanın spermi cinsiyeti belirler.

    Bebek embriyo isimli hücreden gelişir. Bu dönemde baş ve gövdesi vardır. Amniyotik bir sıvının içinde büyür. Gözleri, beyni, iç kulağı, sinir sistemi, kalbi ve akciğerleri şekil almaya başlar. Gözleri, burnu oluşur. Kulakları nokta kadardır. Bacakları ve kolları şekillenmeye başlamıştır. Embriyo yaklaşık 6 mm kadardır.

    Gebelik 280 gün 40 haftadır. Prenatal muayenede hamileliğin kaç haftalık olduğu belirlenir. Ultrasondan yararlanarak gebelik yaşı bulunur. Çok erken dönemlerde ultra sonda gebelik görülmez ama idrarda gebelik çıkar. Anne ilk aylarda şu konularda bilgilendirilmelidir.

    1-      İlaç kullanımı

    2-   alkolün ve sigaranı bebeğe zararıblank

    2-      Alması gerekli vitaminler

    3-       Egzersiz

    4-       Kilo almak

    5-      Röntgen gibi durumlardan kaçınmak

    Gebenin şu gibi hallerde hemen doktora başvurmalıdır.

    1-      vajinal kanama, lekelenme

    2-      Karında kramp, çekilme, kasılma

    3-      Parça düşürme

    4-      Şiddetli baş ve karın ağrısı

    5-      Şiddetli kusma ve bulantı

    6-      Yüksek ateş

    7-      İdrara çıkamama

    8-      İdrarda yanma

    9-      Şiddetli kabızlık

  • Göz makyajı nasıl temizlenir?

    Göz makyajı nasıl temizlenir?

    Gözler vücudumuzun en hassas olduğu yeridir. Gözler deri dokusunun en ince olduğu yerdir. Bu bölgenin kanlanmasından hareketlenmesine varıncaya kadar çok büyük özellik gösterir. Çoğunlukla bu bölgenin temizlenmesinde bazı kurallara dikkat edilmesi gerekmektedir. Çünkü göz çevresi üzerinde bulunan kaslar çok özel bir yapıya sahiptirler.

    Gözlerimizin altını temizler iken çok hafif olmak kaydı ile dairesel hareketler ile içerden dışarıya doğru gözlerinizi gererek yine içerden dışarı doğru dairesel hareketler ile temizleme işlemi yapılmalıdır. Ayrıca gözlerinizi sert cisimler ile değil de oldukça yumuşak pamuklarla temizlemelisiniz. Aynı şekilde göz kapağınızın üst kısmını da aynı şekilde dairesel ve hafif hareketlerle içten dışa doğru temizlenmelidir.

    En önemli noktalardan biride cilt temizleyen ürünlerin göz temizleme ürünü olarak kullanmamanız gerekmektedir. Makyaj temizlerken dikkat edilmesi gereken ürün seçiminde hassasiyettir. Bu ürünler makyajdaki kimyasal ürünleri parçalayarak yok etmesi gereken ürünlerdir. Bazı ürünler temizleme yaparken bir yandan da cildi nemlendirmeyi de sağlamaktadır. Özellikle nemlendirici özelliği olan temizleme ürünlerinin kullanılmasında fayda vardır. Derinleme temizlik yapabilecek ürünler kullanılması önemle dikkat edilmelidir. Yani cildin üst tabakasını sadece değil gözeneklerin içine girmiş olan makyajı tamamen temizlemek için kullanılan malzemeler olmalıdır.

    Bu ürünleri eczanelerden ve kaliteli kozmetik eşya satan yerlerden edinebilirsiniz. Bu işlemlerin ardına cildimizde arta kalabilecek, çıkmayan makyajı temizlemek için temizleme ardına temizleme sütü ya da tonik kullanmanız size faydalı olacaktır.

    Makyaj temizliğinin ardına ne çeşit cilt bakımı yapılmalıdır?blank

    Göz çevresi temizliği için sadece göz için üretilen temizleyiciler kullanılmalıdır. Bazı temizleyiciler ciltte temizlik yapsa dahi cildi tam anlamıyla temizlemeyebilirler. O nedenle temizleme yaptıktan sonra yine bir bakım yapmak gerekecektir. Bu bakımda da makyaj temizliğine ilaveten makyaj sütü ve tonik gibi ürünlerin kullanılmasında fayda vardır. Makyaj sütü kullanımın ardına ya da tonik kullanımın ardına ve yahut ta su ile temizlemeden sonra mutlaka cildinize ve göz çevrenize uygun nemlendirici kremler kullanılmalıdır. Çünkü temizleme işleminden sonra cildin yağının yok olacağı için cilt kuruyacak ve özelikle de gece daha fazla neme ihtiyaç duyacaktır. Bu nedenle nemlendirici kullanmanız gerekmektedir.  Başka bir diğer püf nokta ise yatmadan önce mutlaka yapılan makyaj temizlenmeli ardına cildin kurumaması için özel gece kremleri kullanılmalıdır.

    Makyaj temizlenmez ise ne olur?

    Hangi malzeme kullanılırsa kullanılsın hepsinde derinin gözeneklerini kapatacak özelliktedir. Makyaj cildin gözeneklerini kapatarak cildin hava almasını engellemektedir. Makyaj iç ortam ile dış ortamın birbirine uyum sağlamasını, zararlı maddelerin dışarı atılmasını engeller. Bu nedenle makyaj temizliği oldukça önemlidir. Düzenli yapılmayan makyaj temizliğine bağlı olarak daha erken yaşlanma görülmektedir. Ciltte çok erken yaşlarda kırışmalar başlamaktadır. Genellikle erken görülen bu kırışmalar makyajın tam anlamıyla temizlenmemesi ve gerekli özenin gösterilmemesinden kaynaklanır.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin