Yazar: celile2

  • Hamilelikte 8. ayda neler yaşanır?

    Hamilelikte 8. ayda neler yaşanır?

    Hamileliğin sekizinci ayı;

    Bu ayda bebek ortalama 1500gr ağırlığındadır boyu ise 25 cm dır. Bebek Solunum egzersizi yapar. Bebek eğer erkekse testisler böbreğin yanından iner. Bu dönemde doğan bebek akciğer gelişimini hala tamamlamadığından uzun süre yoğun bakımda kalması gerekebilir. bebegin hareketlerinde görülür birşekilde azalma olur. Eğer bu sizi endişelendiriyorsa sol tarafınıza yatıp bebeğinizin hareketini inceleyin. Bebeğin hareketleri ani şekilde durduysa ya da iki saat de on kereden az hareket ederse kontrole gidiniz. Bu tehlikeli bir durum olabilir. Bebek büyüdüğü için hareketleri ve tekmeleri daha iyi hissedilir. Dışarıdan gelen sesleri duyar, karanlığı ve aydınlığı fark eder gözlerini kapar. Kemiklerinin sertleşmesi devam eder. Amniyon sıvısının çok fazla olduğu bir dönemdir. Bağışıklık sistemi kendi antikorlarının üretimine başlar.

    Şu gibi acil durumlarda hemen doktora gitmek gerekir

    1. vajinal kanamalarda

    2. Bir saat de altıdan fazla kasılma olursa

    3. Şiddetli baş ağrısı, bulantı ve kusma olursa

    4. Bacaklardaşişme kırmızılık ve bununla beraber ağrı olursa

    5. Ateşlenme olursa

    6. Ateşile beraber kusma olursa

    7. Çok fazla vajinal akıntı olursa

    8. Görme bozuklukları olursa.

    Önceki aylara göre kalp atışı % 20 artar. Karın içinde giderek büyüyen bebeğin büyük damarlara yaptığıbasınç nedeniyle varisler oluşur. Bu haller doğumdan sonra birkaç haftada azalır veya kaybolur. Kan akışındaki artma nedeniyle yüzde ve göz kapaklarında şişme oluşur. Gebelik hormonundaki artış nedeniyle solunum hızı artar hormonal nedenler, kan akışındaki fazlalık ve süt bezleri memelerde büyümeye neden olur. Kasları doğuma hazırlamak için sahte doğum sancıları meydana gelir. Bu sancıların doğum sancısından farkı dinlenince geçmesidir. Gerçek doğum sancısının şiddeti giderek artar, şiddeti fazlalaşır, dinlenince geçmez. Doğum her an olabilir. Doğum erken olursa bebeğin emme refleksi henüz gelişmediği için yoğun bakım gerekli olacağından doğum için tam teşekküllü bir hastaneye gidilmelidir.

    Hamileliğin sekizinci ayında anne adayında meydana gelen durumlar;

    1. Rahim kaslarındaki basınç nedeniyle göğsün aşağısında ağrı hissedebilirsiniz.

    2. Kasıklarınızda uyuşma ve karıncalanma hissedebilirsiniz.

    3. Rahat uyumak için pozisyon ararsınız. Nefes darlığıçekebilirsiniz.

    4. Bebeğin başı

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Çillerinizi yok edin

    Çillerinizi yok edin

    Çiller nasıl geçer;
    Özellikle yazın kumral ve sarışın kadınların en önemli cilt problemi göğüs kısımlarında ve yüzlerinde oluşan renkleri koyulaşan ve çoğalan çillerdir. Kış mevsimi geldiğinde sayıları azalır ve renkleri açılmaya başlar. Daha doğal hale gelirler. Ama yaz mevsimi kumral ve sarışınlar için tam bir kâbustur. Çilleri engellemek ve yok etmek için kozmetik birçok krem alıp kullanırız. Ayrıca evde de kendimiz bitkisel karışımlar ve maskeler yaparız.

    Kadınlar güzelliğine düşkündür. Güzellik ise bakımla ve ilgiyle olur. Cildimizle ilgilenmediğimiz zaman siyah noktalar, sivilce, akne, çil gibi birçok olumsuzlukla karşılaşırız.

    Çiller güneş yanığına hassa olan kişilerde daha fazla olur, güneşte fazla kalmaktan oluşur. C vitamini bizim sadece mikrop kapmamızı ve hastalanmamızı önlemiyor. Cildimizin güneşten zarar görmesini de önlüyor. Ayrıca E vitamin ide cildin renk dengesini de sağlar.

    Güneşe çıkarken mutlaka koruma faktörlü bir güneş kremi kullanmalıyız. Cilt için kullanılan kozmetik kremlerde belirli miktarda retinol vardır. Retinol, A vitamininin klinik ismidir. Cilt tarafından sürülen retinol emilir. Cildin kendini yenileme oranı artar. Retinol içeren kremler çilleri hafifletir. Bu yüzden sürekli ve düzenli kullanılmalıdır. Retinolün zararı cildin rengini açmasıdır.blank

    Çilleri önlemenin diğer bir yolu da kimyasal peeling dir. Bu yöntemle kimyasal madde kullanarak cildin yüzeyindeki ölü hücreler soyulur. Temizlenen cilt altındaki yeni hücreler daha fazla hızlanarak üretime geçer. Kimyasal peelingde, salisilik asit, laktik asit ve glikolik asit kullanılır. Bu kimyasallar doktor tarafından dört haftada bir kez uygulanır. Bu uygulamadan sonra cilt de önce ısınma daha sonrada iğne batması şeklinde acı hissedilir. Tedaviden sonra güneş yanığı gibi görülen bölge bir hafta sonra kızarır, pul pul soyulur. Ama bunlar geçince çilsiz taze bir cilde sahip olursunuz.

    Doğal çareler de vardır çilleri yok etmek için. Mesela ekşimiş sütle yüzümüzü yıkamak tabiî ki bu çillerden tamamen kurtarmıyor ama çillerin renk tonunu açıyor. Bunu yapan ise sütteki laktik asit. Diğer bir yöntem bozuk kremadır bozulmuş kremayı cildinize maske şeklinde sürün. 10-15 k bekleyin. Daha sonra suyla temizleyin. Herkes tarafından bilinen diğer bir yöntemde limon suyuyla çilleri ovalamak. Limonun içindeki sitrik asit ve pigmentler lekeleri azaltır ve beyazlatır.
    Çiller lazerle de tedavi edilir. Lazer yöntemini çillerinizi yok etmek için de kullanabilirsiniz. Çiller malenindir. Lazer ışığı malenini absorbe eder. Lazer çilleri azaltır. Lazer cilde zarar vermez. Dokulara zarar vermez sadece kızarıklığa neden olur.
    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Normal doğumun faydaları

    Normal doğumun faydaları

    Normal doğumun faydaları: son zamanlarda normal doğum neredeyse kalmadı. Sezaryen anneler tarafından daha çok tercih edilmektedir. Acısız ve pratik bir seçenek görülür. Ama sezaryeninde riskleri bulunmaktadır. Keyif için uygulanmaması gereklidir. Uzmanlar sezaryenin bir ameliyat olduğunu bu ameliyatta kan kaybı, damarda kan pıhtısı, yangı riski gibi risklerin yanında amnios sıvısının tıkanıklığının da ölümcül komplikasyonlara neden olabileceği belirtilir. Ama anne adayları sancı çekmemek için sezaryeni tercih etmektedir. Adından da anlaşıldığı üzere normal olan normal doğumdur. Normal doğumun avantajları anne bebek için faydaları vardır.

    Bebeğe faydaları:

    1-normal doğumla doğan bebekte solunum sıkıntısı çekme riski azdır. Sebebi ise dogarken uğradığı baskı yüzünde akciğerdeki suyun atılmasıdır

    2-normal doğumda doğum kanalındaki bakterilerin bebeğe temas ederek bağışıklık sistemini için faydalıdır.

    3-doğum sırasında bebekte oluşan hormon al dalgalanmalar anne ile bağ kurmasında faydalıdır. Normal doğumda bebekte salgılanan mutluluk hormonu kordon kanında bulunmuştur.

    4-normal doğan bebekte meme emme gibi beceriler olduğu tespit edilmiştir.

    5-normal doğan bebekle anne arasında temas daha kolay gerçekleşir. Bebeğin anneye daha fazla bağlanmasına ve gelişmesine çok faydalıdır.

    6- normal doğan bebeler sezaryenle doğan bebeklerden daha az yoğun bakıma girer.

    Peki, hangi durumda normal doğum tavsiye edilmez:

    1-bebeğin ters gelmesi

    2-anne karnında bebeğin yan durması

    3- bebeğin başının önünde kordon olması

    4-bebeğin suyunun azalması

    5-üçüz gebelik

    6- annenin kemik çatısının darlığı

    7- bel fıtığı

    8-kalp hastalığı, yüksek tansiyon gibi hastalıklar

    9-annenin genital bölgesinde enfeksiyon bulunması gibi durumlarda sezaryen gerekebilir

    10- plasentanın önde olması

    11-ikiz bebelerde bebeğin popo sunun öne gelmesi.

     Normal doğumun faydaları:blank

    1-normal doğumda anne daha çabuk iyileşir, çok kısa sürede günlük hayatını yaşar.

    2- normal dogum yapanlar hastaneden daha çabuk çıkar. Buda anneye sağlık ve maddi yönden fayda sağlar.

    3-normal doğuran kadın başarma ve güven duygusu yaşar.

    4- normal doğumda sezaryenle olandan daha az ölüm olur.

    5-normal doğumda annenin rahminde kesik ve hasar olmadığından diger dogumlarıda normal olma yönünden şanslıdır.

    6-ilerde olabilecek karın ameliyatlarında risk olmaz.

    7-normal doğumda kanama ve enfeksiyon gibi komplikasyonlar azdır.

    8-normal doğum yapan kadında ağrı çok azdır.

    9-Normal doğuran kadın daha kolay eski haline döner kiloyu kolay verir

    10-bebeğe anestezi uygulanmaz

    Sezeryanla doğan bebekte nefes alıp vermede sorunlar yaşanabilir. Bazı durumlarda sezaryene bağlı Bebeklerde yoğun bakım gerekebilir. Sarılık çok fazla oluyor. Bunun nedeni ise sezaryene bağlı anne sancılarından dolayı bebegi besleyemeye bilir yeterli beslenmeyen bebek bağırsak hareketleri düzenli olmaz sarılık artar. Epidural analgezi normal doğumun ağrısız bir biçimde gerçekleşmesini sağlar. Rahim ağzı belli bir ölçüde açılınca bele kat eter yerleştirilir. Doğum anında hastanın ıkınma hissi olmayabilir. Doğuma yardımcı olması için anneye ıkınması söylenebilir. Uzmanlar epidural anelgeziyi annenin acı çekmemesi açısından tavsiye etmektedir.

  • Çekici göğüsler için özel bakım

    Çekici göğüsler için özel bakım

    Çekici göğüsler için özel bakım
    Kadınların çok dikkat etmesi gereken yerlerinden biri de göğüsleridir. Hem estetik hem de sağlık açısından dikkat etmesi gereken püf noktalar vardır. Göğüs bakımıyla ilgili önemli hususlar;

    1. Kadınların oldukça tedirgin olduğu konu göğüs kanseri hastalığıdır. Bu hastalıkta erken teşhis çok önemlidir. Bu amaçla düzenli olarak göğüslerinde şişlik, beze ya da her hangi bir değişiklik var mı diye elleriyle kontrol etmelidirler. Belli bir zamandan sonra düzenli olarak doktora gitmeli ve muayene olmalıdırlar.

    2. Göğüslerin bakımında dikkat edilmesi gereken diğer bir nokta sutyen seçimidir. Sutyen seçimi çok önemlidir. Sütyenin iyisi ne çok dar ne de çok bol olmalıdır. İyi seçilmiş bir sutyen göğüslerdeki sarkmayı geciktirir. Göğüslerin sarkmayı engelleyici bir etki yapar. Göğüslere alttan destek verir. Sutyen kullanımı düzenli olmalıdır.

    3. Göğüslerin temizliği çok önemlidir. Göğüsler sürekli temiz olmalıdır. Banyo yaparken soğuk duşla göğüslere masaj yapmak dairesel hareketlerle su tutmak göğüsleri canlandırır, daha diri olmasını sağlar. Ayrıca deriyi sıkılaştırır. Nemlendirici kremle banyo sonrası göğüslere masaj yapmak suretiyle göğüs derisi yumuşak ve daha canlı olur.

    4. Kadınlar duruş şekline de önem vermeli ve dikkat etmelidir. Çünkü duruş şekli göğüsleri etkiler. Sırtı eğik durmayı alışkanlık haline getirmiş bir kadının göğüsleri daha sarkıktır. Bu sebeple elinizden geldiği kadar dik durmalısınız.

    5. Göğüslerin güzel ve sağlıklı olması için öneli bir ayrıntıda düzenle olarak spor yapmaktır. Bu sporlar yoga yapmak, plates ve ağırlık çalışmak ( çok ağır olmamak şartıyla) .
    göğüs bakımıBu egzersizler düzenli olarak yapılınca sarkmaları geciktirir ve göğüsleri daha dik tutar. Ayrıca spor yapmak göğüs sağlığını da olumlu yönde etkiler.

    6. Göğüs bakımına emziren kadınların daha çok dikkat etmesi gereklidir. Emzirmeden kaynaklanan meme ucu tahrişleri oluşabilir. Bazen de meme başlarında çatlaklar oluşur. Bebeği her emzirmeden sonra temiz suyla memeyi temizlemeli ve sonra kurulamalıyız. Ayrıca yara ve çatlaklara karşı doktor kontrolünde krem kullanmak yararlı olur.

    7. Güzel göğüs demek kırışıksız göğüs demektir. Zaman içerisinde tabiî ki kırışık olacaktır. Ama bunları geciktirmek ve göğüsleri dik tutmak mümkün dür. Bu konuda kadının uyuma şekli çok önemlidir. Gece yatarken uyuma şekli göğüslerin arasında kırışıklık oluşmasına ve artmasına sebep olur. Yan yatma pozisyonu bunlara sebebiyet verir. En iyi uyuma şekli sırt üstü yatma şeklidir. Fakat hamileler sırt üstü yatamazlar. Nefes almakta zorlanırlar. Bu geçici bir dönemdir bu yüzden yan yatabilir.

    8. Göğüs bakımı için kilomuzu da kontrol altında tutmak gereklidir. Kilosu aynı kalmak ve sık kilo alıp vermemek gereklidir. Çünkü kilo alıp verdikçe deri elastikliğini kaybeder. Bu da göğüslerin sarkmasına neden olur.

    9. Göğüs bakımı için göğüsleri güneşin zararlarından da korumak gerekir. Güneşin yan etkileri ve yakıcı etkileri vardır. Bu yüzden güneşe çıkarken göğüslere koruyucu krem sürmek çok faydalı olur.

  • Çift ve bulanık görme nedenleri nelerdir?

    Çift ve bulanık görme nedenleri nelerdir?

    Çift ve bulanık görme  nedenleri nelerdir?

    Bulanık görmenin nedeni, göz hastalıkları ve katarak olabilir. Ayrıca şeker hastalığı ve gizli şekerde bulanık ve çift görmeye neden olur. Kandaki şeker seviyesindeki oynamalar, şekerin yükselmesi, şekerin düşmesi görmede bozukluk yapabilir. Açlık ile tokluk kan şekerinizi düzenli olarak ölçtürün.

    Yemekten sonra kan şekerinin düşmesi insanın yaşamını olumsuz yönde etkiler. Baş dönmesi, halsizlik, yorgunluk baş dönmesi yapar. İş gücünü düşürür, öfkeli, kızgın ve sabırsız bir hale getirir. Çok fazla olmasını rağmen pek dikkat edilmeyen önemli bir rahatsızlıktır. Birçok kişi kilo verememekten şikâyet eder nedeni reaktif hipoglisemi olabilir.

    Çift görme ve bulanıklık kan şekerinin artmasından kaynaklanır. Kam şekeri yükselince uzağın bulanık görülmesine neden olur. Sürekli bulanık gören kişi de katarakt olur. Göz sinirlerini ve kaslarını etkileyen hastalıklar vardır. Bunlar

    1. multipl skleroz
    2. Seker hastalığı
    3. Beyin kanaması
    4. Tiroit hastalıkları
    5. Damar tıkanmaları
    6. Geçirilmiş travmalar ve ameliyatlar

    Bu gibi durumlar varsa mutlaka bir göz doktoruna gitmelisiniz.blank

    1-      Bulanık görme

    2-      Görme netliğinde azalma,

    3-      Çifte görme

    4-      Görme alanında yanar söner ışıklar ve hareketli noktalar

    5-      Okurken zorlama

    6-      Gözde basınç ve ağrı olması.

    Bu gibi hastalıklar çift görmeye neden olur. Ayrıca göz hastalıkları da vardır. Bu hastalıklarda çift görme yapar.

    1. Kornea düzensizlikleri
    2. Kornea lekeleri
    3. Retina dekolmanı
    4. Makul hastalıkları

    Çift görme bozukluğunun tedavisi olan bir sorundur; prizmatik camlar, gözlükler ve ameliyat.

    Günlük hayatta bazen gözlerimizi çok zorladığımız olur. Yoğun çalışma ve uykusuzluk gibi. Bu gibi haller gözü fazla yorar ve hastalıkları davet eder. Çift görme çeşitli hastalıkların belirtisi olabilir. Göz ağrıları sık rastlanan şikâyetlerdir.

     Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Bebeklerde emzik ne zaman ve nasıl bıraktırılmalıdır?

    Bebeklerde emzik ne zaman ve nasıl bıraktırılmalıdır?

    Bebeklerde emzik ne zaman bıraktırılmalıdır?

    1. Mümkün olan en kısa zamanda bıraktırılmalıdır. Çünkü kalıcı diş yapısında bozulmalara sebep olabilmektedir. Ancak bir diğer sorun bir yaşında olan bebek emme denemelerine başlamaktadır. Eğer bebeğin ağzında emzik olursa ve bunu alışkanlık haline getirmiş ise bu emme denemeleri sekteye uğrayabilmektedir. Bazı harfleri söylemekte zorlanabilir, hatta konuşma zorlukları yaşayabilmektedir.
    2. Emziği uzun süre kullanan bebekte kalıcı diş yapısında bozukluklar olabileceği gibi orta kulak enfeksiyonlarına da neden olmaktadır. Bu nedenle en kısa sürede bıraktırılmalı bu süre maksimum 2 yıl olmalıdır. Çünkü 2 yaşından sonra dış yapısında olan bozulmalar kalıcı olup tedavisi zor bozulmalar olacaktır.
    3. En çok emme ihtiyacı olduğu bu zamanlarda çocuğun bu durumunu nasıl atlatabileceğiniz, anne ile bebek arasında ki bağı nasıl güçlendirebilirsiniz, annenin çocuğu sakinleştireceği metotları nasıl bulabileceği gibi alternatif yöntemleri bir uzman yardımı alınarak araştırılmalıdır.
    Bebeklerde emzik nasıl bıraktırılmalıdır?

    1. Bebeklerde alışkanlık haline gelmiş olan emzik emmeyi bıraktırmak oldukça sorunlu ve güç bir hal alabilmektedir. Bu nedenle öncelikle süreyi kısma ve kısıtlama yoluna gidilmelidir. Örneğin sadece çok ihtiyaç duyduğu zamanlarda emzikleri kullanmaya izin verilmelidir. En huzursuz olduğu zamanlarda verilebilir ya da bir müddet olarak gece uykuları için bebeğe emzik verilebilir. Ancak bir müddet sonra mutlaka tamamen bırakılmalıdır.blank
    2. Bundan tamamen kurtulmak için bir çok ülkede araştırmalar yapılmaktadır. Ancak somut bir kurtulma yöntemi bulunmamıştır.
    3. Kendinizce bulabileceğiniz teknikler üretebilirsiniz. Örneğin bir markete gittiğinizde kasiyer ile önceden anlaşarak vereceği emzik karşılığında onun çok istediği bir oyuncağı almasına izin verebilirsiniz. Bu şekilde kendi rıza ile vermiş olduğu emziğin artık yanında olmadığını onun yerine elinde çok beğendiği oyuncağın olduğunun farkına varacaktır.
    4. Ya da aniden emziğin kaybolduğunu söyleyebilirsiniz ancak bu stresli bir süreç olacaktır. Anne ve babaların buna kendilerini hazırlamaları gerekmektedir. Şayet sabahlara kadar ağlama krizleri bile yaşaya bilmektedirler. Bu nedenle eğer dayanamayacak ve emziğini verecek iseniz böyle bir sürece girmemenizi tavsiye edilir.
    5. Başka bir yöntem ise çocuğun emzik emmeyen arkadaşları ile yan yana getirilmesidir. Emzik emmemenin daha güzel bir şey olduğuna dair taktikler geliştirip çocuğu özendirmelisiniz.
    6. Aynı zamanda anne ile çocuk arasında ki kuvvetli bağı kullanarak da bu alışkanlıktan kurtula bilinir. Bu da annenin sakin ve dindirici ses tonuyla ya da okşamalarıyla birlikte bebeğin emziğe olan ihtiyacını şefkate dönüştürerek giderilebilmektedir.
    Yine her zaman ki gibi emzik alışkanlıklarını yok etmek için en büyük yardımcı anne olacaktır. Ancak bu tip durumlarda annenin de babanın da oldukça sabırlı olmaları gerekmektedir. Bebeklerine her zamankinden daha ilgili ve sabırlı davranmaları onların düzgün yetişen birey olmalarını sağlayacaklardır.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Tırnaklarınıza özen gösterin

    Tırnaklarınıza özen gösterin

    Tırnak bakımı nasıl yapılır;
    Bir kadın için mücevher kadar değerlidir elleri. Bakımlı eller kadınları daha çekici hissettirir. Estetik açıdan günümüzde kadınların en fazla önem verdikleri yer haline geldi elleri. Tırnaklar yoğunlukla keratin adlı bir proteinden oluşur. Güzel ve sağlıklı tırnakların olması için sağlıklı beslenme ve bakıma ihtiyacı vardır. Haftada bir kez tırnaklara temel bakım, ayda bir kere de profesyonel bakım yapmak gerekir.

    1- Haftalık temel bakım; önce tırnaktaki oje temizlenmeli. Daha sonra tırnağı köşelerden başlayarak törpüleyelim. Törpüyü tek yönlü hareket ettirin. Yanlış törpülemeyle tırnak dokusu bozulur. Ayrıca tırnakta katmanlar oluşur soyulmasına sebep olur. Ellerinizi birkaç dakika ılık ve sabunlu suda bekleterek etlerini yumuşatalım. Törpünün ucuyla uzayan deriyi tırnağın üzerinden kenara doğru itin. Bu deriyi kendiniz kesmeyin çünkü kanatabilir ve bir enfeksiyona neden olabilirsiniz. Bu sebeple bu işi profesyonele yaptırmak daha iyi olacaktır. Ellerinizi kurulayıp güçlendirici bir cila sürmek çok iyi gelir. Eğer oje sürmek istiyorsanız cila kuruyunca üzerine sürebilirsiniz. En son ellerinize nemlendirici bir kremle masaj yapın. Sürekli nemlendirici sürerek tırnakların kenarındaki etlerin soyulmasına ve sertleşmesine engel olabilirsiniz.

    blank 2- Öneriler; banyodan sonra tırnağın etrafındaki etler yumuşadığı için hızla ve kolayca bakım yapabilirsiniz. Uzun ömürlü bir oje istiyorsanız buzdolabında saklayın. Asetonu haftada bir kez den fazla kullanmayın. Aseton tırnağı kuruttuğu için dokusuna zararlı dar. Ojeden çok tırnak güçlendirici kullanmak faydalıdır. Cila tırnağı dış etkilerden korur, hasarı önler. Mümkün olduğu kadar ellerinizi nemlendirin. Deriyi yumuşatmak için öze yağlar kullanabilirsiniz. Uzun tırnaklar çok estetik olsalar da insan sağlığı için tehlike arz etmektedir. Tırnak uzatarak bakteriler için daha fazla bir alan sağlamış olursunuz.

    3- Beslenme ve tırnak;
    •Kalsiyum ve A vitamini eksikliği zayıflığa ve kuruluğa neden olur.
    •C vitamini ve folik asit eksikliği tırnağın yüzeyinde
    Pürüzler meydana getirir. •Protein eksikliğinden tırnak üzerinde beyaz lekeler olur.
    •Tırnakların soyulmasına hidrolik asit yetersizliği sebep olur.
    •B12 ya da yetersiz beslenme kuruluğa. Tırnağın koyu bir renk almasına ve şekil bozukluğuna sebep olur.
    •Tırnak yüzeyindeki beyaz noktalar çinko eksikliğinden olur.
    •Tırnaktaki çatlamalar ve kurumalar sıvı tüketimini artırmamamızın işaretidir.
    •Tırnağın çevresindeki etin kızarması metabolizmanın zayıfladığına ve yağ asitlerinin eksikliği neden olur. Bu yüzden; vücudumuzun ihtiyacı olan vitaminleri enzimleri ve mineralleri düzenli olarak almalıyız bu bütün vücudumuz için gereklidir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Bebeği emzirmenin faydaları

    Bebeği emzirmenin faydaları

    Neden emzirmek gerekli:
    Anne sütü tüm yeni doğanlarda ister normal ister sezaryen doğsun tavsiye edilen beslenme şeklidir. Her gün yeni bir araştırma sonucunda emzirmenin hem anne hem de bebek için sağladığı yararlar ve yeni avantajları ortaya çıkmasın. Sağlıklı bir şekilde büyümek, hastalıklara karşı vücuda direnç vermek, anne ile arasında duygusal bir bağ oluşturmak ve ileriki yaşlarda biyolojik kökenli faydalar sağlar. Bebeği emzirme ateroskleroza karşı koruma etkisine sahiptir. Bebeğini emziren ailelerde hiç şüphesiz kayda değer maddi yönden bir rahatlıktır.

    Emzirmenin ayrıca zaman açısından pratiktir ve basittir. Anne sütü mükemmel sıcaklıktadır. Her türlü mikroptan arınmıştır. Her nerede olursa olsun ısıtma, sterilizasyon, yıkama, ölçü gerektirmez. İnsan vücudunda virüslere ve bakterilere karşı çeşitli antikorlar vardır. Bu koruyucular anneden bebeğe sütle geçer. Sütte özellikle mikroplara karşı kalkan olan A immunoglobülinleri vardır. Bebeğin acıkmasıyla ihtiyacını karşılamak için emmeye başlar. Bir yandan karnını doyururken bir yandan da insanlarla ilişki kurmaya başlar. Bebek emerken anneyle kurduğu temasla sevildiğini anlar. Bebek için emmek sevgi eylemidir. Bebeğin annesinden aldığı ilk hediyedir anne sütü. Bu yüzden bebek için karın doyurmadan başka önemi vardır anne sütünün. Bebeğin emme eyleminden aldığı memnuniyet açıktır. Yemeği reddetmek, bağ kurmayı reddetmeye eşittir. Bebeklerde ağız mukusun uyarılmasından mutludur, emmeden duyduğu memnuniyet bellidir. Bu yüzden çok eskiden belli bebeklere emzik verilip sakinleştirilir.

    Ağız, gözler ve ellerden önce bebekler için bir tanıma organıdır. Gelişimin ilk devrelerinde dış ortama karşı ağız ayırt etmemde büyük bir yeteneğe sahiptir. Bebek bir nesneyi ayırt etmek için ilk önce o nesneyi ağzına sokar. Anne ve babalar bu hareketi genellikle yanlış anlar, bebeğin acıktığını ya da dişinin kaşındığını düşünür. Bebek hoşuna giden bir nesneyi iyi, hoşuna gitmeyen bir nesneyi de kötü olarak değerlendirir.

    Emzirmenin faydaları:
    1.Emzirerek bebek ve anne arasında güçlü bir bağ oluşur.
    2.Emziren annede kendine güven duygusu gelişir, annelikten daha fazla haz alırlar.
    3.Anne sütü kullanıma her an hazırdır.
    4.Emziren annede doğumdan sonra kanama önemli ölçüde az olur
    5.Emziren anne daha kolay kilo verir
    6.Anne sütü parasızdır ama mamalar çok pahalıdır.
    7.Emzirmek biberondan daha kolaydır.
    8.Emziren annede demir eksikliği çıkma riski azdır.
    9.unisef annelere emzirmeyi tavsiye etmektedir.
    10.Meme kanserine karşı risk düşüktür.
    11.Emziren annenin şeker hastası ise insülin, ihtiyacı düşer.
    12.Yumurtalık kanseri riskini azaltır.
    13.Emziren anne ileride kemik erimesine karşı korunur.

  • Doğum öncesi tarama ve kontroller

    Doğum öncesi tarama ve kontroller

    Doğum öncesi tarama ve kontroller: her nenin ve babanın sağlıklı bir çocuk özlemi vardır. Hamilelik döneminde bebeğin sağlığını birçok testle öğrenebiliriz. İster normal ister tedaviyle hamile kalınsın tüm bebekler ailesi için çok önemlidir. Uzmanlar 9 ay boyunca tüm tahliller ve tetkikler yapılırsa bebeklerde sakatlık olmaz görüşündeler.

    Tarama testleri sayesinde hastalıklar ortaya çıkmadan veya erken teşhisle müdahale edilmektedir. Tarama teste tanı koyma testi değildir. Tarama testi sonucunda değerler negatif veya pozitif olarak yüksek değerlerde çıkarsa hastalarda ek testlere ihtiyaç duyulur. Tanı konması için bu gereklidir. Mesela meme kanserin için yapılan meme filmini tartama testidir. Şüpheli alandan biyopsi alınarak tanısal test yapılır.

    Tarama testi her kadına uygulanabilen ucuz ve kolay testlerdir. Tanısal testlerse amniyosentez ve biyopsi almak gibi laboratuvar değerlendirmesi, uzmanlık ve özel girişim gerektirir. Mesela down sendromu hastalığının tanısı için amniyosentez gereklidir. Bunun için uzman doktor, genetik laboratuvarı, ultra son ve genetik uzmanı gereklidir. İşlem sonrası düşükler olabilir. Yüksek riskli gebelerde tanısal test uygulanır.

    Down sendromu 21 nolu kromozomun tamamının ya da bir bölümünün fazla olmasıyla oluşan genetik bir hastalıktır. Down sendromu olan çocuklar az veya çok fazla şekilde zekâ geriliği, fiziksel yapıda gerilik, öğrenme güçlüğü gibi haller meydana gelir. Gözlerde çekiklik, bacaklarda ve kollarda kısalık, konuşmada problemler fiziksel özellikleridir. Down sendromu 800/1000 doğumda bir rastlanmaktadır. Hamileliğin belirli evrelerinde anneden alınan kanla biyokimya testleriyle tanı konulur.

    İlk 14 hafta ultrasonla bebeğin burun kemiği ölçülür bebeğin kaç günlük olduğuna bakılır. Kalp atışı kontrol edilir. Bebeğin ensesinden ödemin kalınlığına bakılıp risk tahmini yapılır.  Tarama testi tanısal değildir. Amniosentez tarama testi değil bir tanısal testtir. Hem maddi yönden hem de Bebek açısından çok tavsiye edilmez. Yüksek riskli gebelerde amniosentez önerilir. İşlemin riskleri gebeye anlatılarak onayı alındıktan sonra bu uygulama gerçekleştirilir.blank

    Bebek sayısı arttıkça yapılan testlerde bu oranda artar. Çoğul gebelikte kan değerleri tarama amaçlı kullanılmamaktadır. Son zamanlarda hamilelik bakımının önemi daha fazla anlaşılmıştır. Zamanında ve düzgün şekilde yapılan teşhis ve tedavilerle genetik hastalıkların anne karnında tespit edilerek gereken tedbirlerin alınması bebek ve anne ölümlerini azaltmaktadır. Doğuma bağlı Bebeklerle her yıl 600 bin kişi hiçbir sağlık problemi olmamasına rağmen hayatını kaybetmektedir. Bu ölümler incelendiğinde enfeksiyon, kanama, iltihaplanma ve hamilelik zehirlenmesi gibi doğum öncesi bakımla önlenebilecek sorunlar olduğu görülmüştür.

    Hamilelik döneminde yapılacak diğer kontroller nabız ve kan basıncı, şeker yükleme testi, genetik inceleme, ödeme bakılması, idrarda albümin, tetanos aşısı,  çocuğun kilosu boyu gibi kontrollerde yapılmalıdır.

    Gebeliğin ilk 3 ayında ayda bir kere, 4/7 aylar arsında yine ayda bir, 8 aylık olunca ayda iki, 9 aylık olunca her hafta kontrole gidilmelidir

  • Silikon taktırmak sağlık açısından sorun teşkil eder mi?

    Silikon taktırmak sağlık açısından sorun teşkil eder mi?

    Silikon taktırmak sağlık açısından sorun teşkil eder mi?

    Önce silikon nedir onu inceleyelim. Silikon metalik benzeri ya da yarı metalik bir materyaldir. Bileşimi silikon dioksit, silika ve oksijendir. Kuartz silikadır, deniz kumu ve kristaldir. Dünyada en çok bulunan materyal silikadır. Silikon jel, sıvı ve ya lastik kıvamındadır. Günlük kullandığımız el kremleri, ter önleyici deodorantlar, sabunlar, suya dayanıklı giysiler, hazır yemekler ve sakızlar içinde silikon içerir. Silikonla ilgili bazı merak edilen sorular vardır. Bunlar;

    1- Protezle emzirebilir miyim işte kadınların en çok merak ettiği soru. Birçok kadın silikonlu olmasına rağmen sorunsuz bir şekilde bebeğini emzirir. Yapılan çalışmalarda protez takılı göğüsteki sütle normal göğüsteki süt arasında herhangi fark bulanamamıştır sütün kalitesi aynıdır. Ama protezi doğumdan sonra taktırmak daha faydalı olacaktır. Emzirme esnasında bazı meme enfeksiyonları gerçekleşebilir. Bu sebeple memede ağrı, kızarıklık ve sıcaklık artarsa mutlaka doktorunuzla görüşün.

    2- hamile kalınca mememdeki silikonu çıkartmalı mıyım; hamileyken hayati bir tehlike yoksa narkoz almak bebeğe daha çok zarar verir. Hamilede aşırı korku ve endişe yoksa silikon çıkartmak için narkoz alınmamalıdır. Çünkü silikonun bebeğe zarar verdiği bilimsel bir şekilde açılanmamıştır.

    3- silikon protezleri güvenli midir; yapılan araştırmalarda hazır sütte ve hazır mamada silikonlu bir memeden alınan sütten daha fazla silikon olduğu tespit edilmiştir. Yani tıbben memedeki protezin vücutta bir hastalığa sebep olmadığı saptanmıştır.

    4- silikon protezi meme kanseri yapar mı; blankkadınlarda en fazla görülen kanser meme kanseridir. Her kanserli kadının on tanesinden sekiz tanesi göğüs kanseridir. Meme kanserinde 3 en önemli faktör aile geçmişidir. Bilimsel çalışmalarda silikon kanser yapar diye bir sonuca ulaşılmamıştır.

    5- silikonla mamagrofi çekilir mi; silikonlu bir kadınla silikonsuz bir kadına çekilen mamagrofi farklı olabilir. Mamagrofi çekilirken bunu doktorunuza söylemelisiniz.

    6- silikon meme protezi alerji yapar mı; vücutla en barışık olan materyal silikondur. Alerji yapması çok nadirdir.

    7- silikonun ömrü ne kadardır; hiçbir protez ömür boyu kullanılmaz. Ortalama bir protezin ömrü on ila yirmi yıl arasıdır.

    8- silikon ameliyatından sonra günlük yaşama ne zaman geçerim; ameliyattan sonra ilk bir hafta pek rahat değildir. Günlük hayata dönüş dört ile altı hafta arasıdır. İlk üç ay zor sporlardan, yüzmeden ve ağır yük kaldırmadan kaçınılmalıdır.

    Göğüs büyütmek için farklı yöntemlerde vardır. Kremler ve haplar doğal olduğu söylense de tavsiye edilmez.

  • Bebeklerde kabızlık sorunu

    Bebeklerde kabızlık sorunu

    Bebeklerde kabızlık sorunu
    Kabızlık bebekler de çok önemli olan sorunlardan biridir. Bebeğe ıstırap veren bir tablosu vardır. Bebekler kolay kolay dışkılayamazlar, dışkıladıklarında ise çok sert bir şekilde dışkılarlar. Bazen taş gibi oluşan kakalar çıkarırlar ve bunu çıkarırken oldukça acı çekerler. Keçi pisliği kıvamında denilen çok sert olan bu kakalar bebeklerde şiddetli ağrı duyarlar. Bu önemli bir tablodur. Özellikle psikolojik bakımdan anne ve baba için ayrıca bebek için rahatsızlık veren bir sorundur.

    Bebeklerin her gün tuvaletini yapmaları istenir, bu arada uzayabilmektedir ancak dilenen şey her gün kakaya çıkmasıdır. Kakanın yumuşak kıvamda olması çok önemlidir. Sağlıklı bir bebek yumuşak kıvamda kaka yapar. Kabızlık sorunu yaşayan bebeklerde kaka yapma sıklığı haftada bir olur ve kaka çok katı kıvamlıdır. Kabızlığı oluşturan bir çok sebep vardır ve bir an önce bu sebeplerin ortada kaldırılması gerekmektedir.

    Bebeklerde kabızlığın tam bir tanımını yapmak kolay değildir. blankÇünkü kaka değişikliği çok farklılıklar gösterebilmektedir. Bazı bebekler günde bey ya da altı kez kaka çıkarırken bazı çocuklar ise beş ya da altı günde bir kaka çıkarırlar. Kakanın kıvamında bebekten bebeğe farklılıklar gösterebilmektedir ancak kabızlık deyimini kullanabilmek için kaka sayısının azlığı ile kakanın kıvamını çok önemsemek gerekir. Sert ve keçi pisliği tarzında ve ya parça parça ve ağlayarak zorlukla yapılan kaka, hatta bazen makat etrafında oluşan kanamalar sonucunda kabız olduğuna kesin hüküm getirilebilir.

    Bebekler de kabızlık nasıl tedavi edilir? Tedavisi var mıdır?

    Kabızlığı anlamak genellikle kolaydır. Az kaka sayısı, sert keçi pisliği tarzında, taneler tarzında kaka yapması bizlere kabızlık olasılığını hemen düşündürür. İyi muayene yapılaması gerekmektedir. Kabız olan bebekler de özellikle makat bölgesinin uzman hekim tarafından detaylı olarak muayene edilmesi gerekmektedir. Bazen makat bölgesinde ki çatlaklar ağrı nedeniyle bebeğin kaka yapmasına mani olabilmektedir. Ya da bazı durumlar da makat bölgesinde geçici darlıklar oluşabilir. Bunun tespiti ve bu darlığın giderilmesi gerekmektedir.
    Bu ihtimaller düşünüldükten sonra bebeğin almış olduğu gıda üzerinde durulmak gerekmektedir. Süt ürünleri kabızlığı uyaran faktörlerdir. İnek sütü ve inek sütü ürünleri yani yoğurt, peynir gibi ürünler kabızlığa yol açabileceği için bebeğe mümkün olduğunca az verilmesinde fayda vardır. Anne sütü kabızlık yapmaz. İnek sütü ile anne sütünü aynı düşünmemek gerekmektedir. Genellikle bebeklerde kabızlık anne sütünü bırakıp yeni gıdalara geçildiği zamanlar oluşmaktadır.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • İltihaplı sivilce izleri nasıl geçer

    İltihaplı sivilce izleri nasıl geçer

    İltihaplı sivilce izleri nasıl geçer;

    İzleri bırakın kimse yüzünde sivilce olmasını istemez. Fiziksel olarak değil duygusal olarak da insan psikolojisini etkiler. Yüzümüzde lekelerle ve yaralarla yaşamak zorun da değiliz. Pürüzsüz ve temiz bir cilde sahip olmak için yapılması gereken şeyler elbette vardır. İşte bunlardan bazıları;

    1. Sivilce izlerine mani olmanın en iyi yöntemi yok etmektir. Sivilcelerinizi asla sıkmayın ve patlatmayın. Bunları yaparsanız cildinizde iz kalır. Sürekli cildinizi temiz tutun. Sivilcenin üzerine asla makyaj yapmayın. Çünkü bu daha kötü bir sonuç doğurur. Sivilce izlerini yok etmek yerine sivilce oluşumunu engellemeliyiz.

    2. Sağlıklı beslenerek sivilce izlerini giderin. Bol miktarda su tüketmek ve sebze meyve ağırlıklı beslenmek sivilceleri giderebilir. Çünkü sebze ve meyvelerde cildimiz için gerekli olan tüm vitaminler ve mineraller vardır. Su içmek cildimizin tazelenmesine ve yenilenmesine yardımcı olur. Limon suyu cildin hızla değişmesine yardım eder, sağlıklı cildin gelişmesini sağlar.

    3. Eczanelerde satılan sivilce izlerini yok etmeye yönelik ilaçlar vardır. Bunlar sivilce izlerini yok etmenize yardımcı olacaktır.

    4. Diğer bir seçenekte cildi yenileyen lazer uygulamasıdır.

    5. İltihapları ve sivilce izlerini yok etmek de buz tedavisi de uygulanır. Buz torbasını her gün on beş dakika sorunlu bölge üzerinde bekletin. Buzun soğukluğu izleri tedavi eder.

    6-blank Kuşburnu çekirdeği ve yağı günde iki kere sivilceye uygulanırsa şikâyetleri gidermeye yardım eder. Aynı zamanda anti aging yani yaşlanmayı erteleyici özelliğe sahiptir. Kırışıklıkları azaltır, cildinizi gençleştirir ve cilde doğallık kazandırır rengini düzenler.

    7- Çok yağlı bir cilde sahipseniz alkollü bir losyonla cildi bir iki kez silmelidir. Bu temizliği dışardan gelince yapmak için gayret gösterin.

    8- Haftada bir kere tu tedavisi iyi gelebilir. Banyodan sonra tuz dökülmüş pamukla cildinizi dairesel hareketlerle ovun. Daha sonra yüzünüzü yıkayın.

    9- Sivilce tedavisi düzgünce yapılmalıdır. Doktora danışmadan kesinlikle ilaç kullanmayın alerjiye neden olabilir. Sivilce yani diğer adıyla akne en çok rastlanan cilt problemlerindendir. Yağ bezlerinin iltihaplanması hastalığıdır. Genellikle otuz, otuz beş yaşlarında geçer.

    Kozmetik ürünleri kullanırken dikkat etmek gereklidir. Sivilce sıkılırsa iltihap yayılır. Sivilceleri önlemek için bazı bitkisel yöntemler vardır; beyaz lilyum çiçeklerini bir şişeye koyun ve üzerine alkol ekleyin. Her akşam bununla yüzünüzü temizleyin.

    Aloe yapraklarını yıkayıp serin bir yerde on gün saklayın. Bu yaprakların suyunu sıkın. Bununla yüzünüzü silin. En önemlisi de cildinizi sürekli temiz tutun.

  • Gözleriniz yakını göremiyor mu?

    Gözleriniz yakını göremiyor mu?

    Gözleriniz yakını göremiyor mu?

    Kırklı yaşlarda görme problemleri genellikle başlar. Pirebiyosi isimli bu hastalık için farklı tedavi yöntemleri vardır. Pek çoğumuz bir şey okurken kendimizden uzaklaştırarak okuruz. İlerleyen yaşlarda birçok insanın ortak sorunudur pirebiyosi. Yaşa bağlı ilerleyen yakını görmeme hastalığıdır. Gözün içindeki şeffaf lensin cisimlerle arasındaki mesafeye göre odaklanma özelliği vardır. Kırklı yaşlardan itibaren bu özellik eksilmeye başlar. Bu yüzden odaklanma gereken yakındaki mesafeyi görmede zorlanılır. Yaş ilerledikçe bu problem belirgin bir hal alır. Yakını görememe hastalığı olan kişiler uzağı daha rahat görürler.

    Pirebiyosi de tedavi seçenekleri değişiktir.

    Bunlar

    1. Gözlük kullanmak
    2. konduktif keratoplasi
    3. Kontak lens
    4. prebilasiktir.

    Kişide yakını görememe oluşursa ve bunun için gözlük kullanacaksa gözlükler tek odaklı, iki odaklı, üç odaklı ve çok odaklı gibi seçenekleri vardır. Bu tür tek odaklı gözlükler hem uzağı hem de blank

    yakını aynı anda görmek mümkün değildir. Çok odaklı gözlüklerde aynı anda hem uzağı hem de yakını aynı anda görebilirsiniz. Tek odaklı gözlüğün yararı kaliteli ve iyi görüştür. Ayrıca maliyeti de düşüktür. Kullanırken uzak ve yakın gözlüğünü ayrı ayrı kullanmak gerektiği için dezavantajlıdır. Çok odaklı olan gözlüklerde ise maliyet fazladır. Görüş kalitesi tek odaklı gözlüğe göre düşüktür. Ama yakın ve uzak gözlüklerini ayrı ayrı kullanmak gerekmez bütün mesafelerin görünmesini sağlar. Yakını göremeyenlerde kontak lens kullanmakta bir yöntem dir. Yalnız yakını gösteren lens kullanıldığında uzağı görmek için gözlük kullanılmalıdır. Fakat hem uzağı hem de yakını gösteren lenslerde vardır. Ayrıca bir göze yakını bir göze de uzağı göstermesi için ayarlanan lenslerde vardır. Bu yöntemin adı monovizyon dur. Gözlerinize yapılan testler sonucunda lazer ya da mercek yöntemiyle de bu sorundan kurtulabilirsiniz.

    Son yıllarda multifokal lensler görüş sorunlarının çözümünde başarı sağlıyor. Çok kısa bir operasyonla yerleştirile multifokal lensler uzağı ve yakını göremeyenlerde üstün başarı sağlıyor. Bu lensler ömür boyu gözün içinde kalmaktadır. Bir problemle karşılaşıldığında doktor tarafından değiştirilir. Her hasta bu tip bir ameliyata hazır değildir. Kişinin yaşı, mesleki konumu, okuma alışkanlığı, sosyal aktivitesi, entelektüel düzeyi multifokal uygulanacak kişi için önemlidir. Gözlüğü hayatından tamamıyla çıkarmak isteyenler için multifokal lensler çok önemli bir seçenektir. Günlük işlerini gözlüksüz yapmanın rahatlığına erişirler.

    Ameliyattan önce kişinin detaylı bir şekilde bilgilendirilmesi gereklidir. Hastanın gözünün uygun olması, doktorun ve ameliyat olacak hastanenin tecrübeli olması ve doğru multifokal mercek seçimi çok önemlidir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Göz tansiyonu için ne yapılmalı?

    Göz tansiyonu için ne yapılmalı?

    Göz tansiyonu için ne yapılmalı?

    Halk arasında ismi karasu olan ve yaş ilerledikçe çıkan genellikle yaşa bağlı bir hastalıktır. Göz tansiyonu gözün içinde bulunan göz sıvısının basıncının artmasıyla ve bu basınç yüzünden görme işlemine yardım eden sinirlere baskı yaparak zarar vermesinden olur. Basınca uğrayan bu sinirler yeterli beslenemedikleri için görevlerini yerine getiremezler. Bu yüzden görmede azalma meydana gelir. Hatta zaman geçtikçe görmedeki bu yetersizlik körlüğe bile neden olur. İlk başladığında hiçbir belirti göstermeyen rahatsızlık iki çeşittir. Biri kapalı açılı ve açık açılı olanlar yaygındır.

    Göz tansiyonu dünyada ortalama iki milyar insanı ilgilendiren bir sorundur. Kır yaşın üzerinde her kırk kişiden birinde vardır. Ayrıca yirmi kişinin birin dede bu ileriki yaşlarda körlüğe neden olur.

    . On ile yirmi arasındaki basınç normal seviyededir. Fakat bu göz basıncı yirmi bir mmhg den yüksekse ve ya on mmhg den düşük bir basınç varsa göz tansiyonunun başlangıcıdır. Göz tansiyonunun türleri vardır;

    1. İkincil tansiyon
    2. Doğuştan olan tansiyon
    3. Açık açılı tansiyon
    4. Kapalı açılı tansiyon

    *açık açılı tansiyon en çok görülen göz tansiyonudurblank Göz tansiyonu hastalıklarının ortalama % 85 ini oluşturur. Hiçbir belirti göstermeden ilerler. Tam olarak nasıl olduğu bilinmez. Göz içindeki sıvının dışarı çıkarılamayarak göz içinde birikip basınç yapmasıyla meydana gelir. Fazla basınçla zaman içinde göz içindeki sinirler zedelenmeye ve hasar görmeye başlar.

    *Kapalı göz tansiyonu açık göz tansiyonunun aksine çok şiddetli ağrı, bulanıklık, kızarıklık, bulantı, kusma ve hassasiyet gibi şikâyetler yapar. Bu göz tansiyonunda göz içinin basıncı oldukça yüksektir. Kapalı göz tansiyonunda hemen gözdeki basınç düşürülüp ameliyata alınmalıdır. Yoksa birkaç gün içerisinde tamamıyla görme kaybı olur.

    *ikincil tansiyon ise, katarakt, diyabet, bazı göz hastalıkları ve romatizmal hastalıklara bağlı gelişen bir tansiyondur. Göz içinde iltihaplanmalar ve kanamalar la ortaya çıkar.

    *doğuştan göz tansiyonu; devamlı sulanan iri gözlü bebelerde ortaya çıkar. Bu tür göz tansiyonu olanları Işık rahatsız eder ve fazla yemek yiyemezler. Göz bebekleri hızla büyür ve küçülür. Ayrıca az rastlanan göz tansiyonu türleri; eksfoliasyon, pigmentler, neovasküler ve uveit gibi hastalıklar.

    Göz tansiyonu olma riski olanlar;

    1. Kırk yaşın üzerindekiler
    2. Diyabet hastaları
    3. Miyop isi yüksek olanlar
    4. Romatizma hastaları
    5. Uzun müddet kortizon alanlar
    6. Yakınlarında göz tansiyonu olanlar
    7. Kansızlık olanlar
    8. Düşük ya da yüksek kan basıncı
    9. Şok geçirenler.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Menopozdaki kadınlar neler yaşar?

    Menopozdaki kadınlar neler yaşar?

    Menopozdaki kadınlarda neler yaşanır; menopozun olma yaşı genellikle kadınlarda sosyal değişiklikler olduğu zamanla aynıdır. Menopoza giren kadın yıllardır alışık olduğu bir bedensel hareketi kaybetmenin üzüntüsünü yaşar. Bu tamamıyla normaldir. Her ay regl olan bir kadın birden bunun ortadan kalktığını görünce çok yakın bir arkadaşını kaybetmiş gibi olur. Nadiren de olsa bazı kadınlar bu duruma sevinir. Menopoza giren kadın kendini yaşlanmaya başlamış hisseder. Bu mantıklı bir düşünce değildir. Geçen sene adet olan bir kişinin bir yıl sonra adetten kesilmeyle bir yılda yaşlanması normal bir düşünce değildir. Zamansal yaşlanma önemli değildir, önemli olan sağlıklı yaşamaktır.

    Menopozda ateş basması, uykusuzluğun öne çıkması veya uyku kalitesinin azalması gibi durumlar gelişebilir. Östrojen hormonunun eksikliği beyni etkileterek uykuyu olumsuz etkiler.

    Uykusuzluk devam ettikçe gerginlik, yorgunluk, sinirlilik, halsizlik, unutkanlık, yoğunlaşma bozukluğu, yorgun uyanma gibi durumlar meydana getirir. Uyku probleminin tedavisinde östrojen hormonu tedavisi çok önemlidir.  Bu hormonun uyku kalitesini artırdığı ve uykuya geçişi çabuklaştırdığı deneylerde ispat edilmiştir.  Menopoz kadınların hayatının bir devresidir. Bu devre hastalık olarak değerlendirilmemelidir. Bu dönemde kadının hiçbir sorunu olmasa da bir doktora başvurmalıdır. Koruyucu hekimlikten büyük faydalar sağlar. Yaşla birlikte riski artan bazı hastalıklardan erken teşhis ve tedaviyle kurtulunabilir. Şeker hastalığı ve yüksek tansiyon bunlardan bazılarıdır. Menopoz döneminde östrojen hormonunun düşmesiyle kalp hastalıkları ve kemik erimesinin riskleri artar. Bu konularda bilgi sahibi olmak için jinekolog muayenesi lazımdır.

    Menopoza giren kadında mutlaka bir değişiklik olması beklenmez. Tam tersi adet kanamasının kesilmesi dışında hiçbir değişiklik olmaması normal bir durundur. Menopoz döneminde yaşanabilecek belirtiler vardır. Ayrıca menopozun çeşitleri de vardır.

    1.Doğal menopoz: 40 yaş ve üzerinde dışarıdan müdahale olmadan ortaya çıkan menopozdur.

    2.Cerrahi menopoz: adet gören bir kadının yumurtalıklarının ameliyatla alınması sonrasında olan menopozdur.

    3.Erken menopoz: menopozdaki kadıların %4 görülür. Genetik nedenlerden dolayı 40 yaşına gelmeden girilen menopozdur.

    Menopoz kadınların hayatında yumurtlamanın sonlanmasından sonraki süreçtir.

    Menopozdaki değişiklikler kadınları derinden ve olumsuz etkiler. Pek çok rahatsızlık meydana gelir, yaşam kalitesini düşer. Bu yakınmaların temelinde östrojen hormonunun yumurtalıkta ürememesidir.

     Östrojen hormonu azaldıkça:

    1.      Kemikler, iskelet sistemi

    2.      Kalp damar

    3.      Beyin

    4.      Kadın organları üzerinde değişikliklerblank

    Gün içerisinde 5/20 arasında yaklaşık 1 dakika süren ateş basmaları yaşanır. Buda östrojen hormonu eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

    Metobolik değişikliklerde yaşanmaktadır:  üriner, genital, psikolojik, cinsel yakınmalardır.

    Üriner yakınmalar: sık idrar yapma, idrarda yanma, idrar kaçırma, idrar yolu hastalıları.

    Genital yakınmalar: vajinada incelme oluşur, elastikiyet kaybı meydana gelir. Cinsel birleşme acılı ve rahatsız edici olur. Vajinada kaşıntı, yanma, akıntı, kanama olabilir. Rahimde sarkma veya daralma meydana gelir.

    Psikolojik yakınmalar: yaşlanma korkusu, depresyon, sinirlilik, içe kapanma, ateş basması,  hayattan soğuma gibi duygusal değişimler meydana gelir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Yorgun gözlerinizi saklayın

    Yorgun gözlerinizi saklayın

    Hasta mısınız ya da yorgun musunuz yoksa canınız mı sıkkın? Bunları en çok belli eden yeriniz gözlerinizdir. Gözleriniz saklamayı bilmiyorsanız hemen sizi ele verir. O nedenle yapılması gereken ilk şey yorgunsanız ya da hasta iseniz ya da canınız sıkkın ama moralinizin bozuk olduğunu göstermek istemiyorsanız gözlerinizde ki yorgunluğunuzu saklayacak taktikleri bilmeniz gerekmektedir. Şimdi size bu taktiklerden birkaç ipucu vereceğiz.

    1. Makyaj ile gözlerinizin yorgunluğunu kapatın. Bu konuda makyaj kapatıcıları çok değerli bir yardımcıdır. O nedenle çok iyi bir kapatıcı almış olmanız sizin tıpkı bir altın almış kadar değerli bir şey almışsınız gibi olacaktır. Gözleriniz de yorgunluk ya da uykusuzluk nedeni ile oluşan morlukları kapatmak için makyaj kapatıcıları kullanın. Kapatıcı haricinde hiçbir ürün gözlerinizin yorgunluğunu kapatıcılar kadar iyi kapatamayacaktır. Kapatıcılar sadece gözaltı morlukları için değil aynı zamanda yüzünüzde ki lekeleri kapatmak için de mucizevi bir üründür.

    2. Dikkatleri gözleriniz yerine başka bir yerlerinize çekin. Yorgun olan gözlerinizi ya da hasta olan bedeninizi saklamak için en iyi yöntemlerden biri de dikkatleri başka yere çekmektir. Örneğin çok güzel bir aksesuar takın ve gözleri direkt orada toplayın. Ya da çok şık bir kıyafet giyin, ya da çok gösterişli bir ayakkabı çanta kullanın. Ya da abiye bir kıyafet giyin. Emin olun o zaman kimse sizin yorgunluğunu anlamayacaktır.

    3. Yorgun gözler için en önemli ihtiyaç; güneş gözlüğü. blankİşte en büyük tüyo size. Koca koca camları olan koca koca çerçeveli olan gözlükler yorgun gözleri saklamak için icat edilmiş en büyük alet. Hatta öyle bir zaman gelir ki bunu icat edenlere dua bile ettiğiniz zamanlar olur.

    4. Sabahları evden çıkmadan mutlaka kafeinli şeyler tüketin. Kafein uyku açtığı bilinir, ancak uyku açmaktan çok cilde canlılık verir. Bu nedenle yorgun ve huzursuz hissettiğiniz de kendinizi mutlaka evde çıkmadan kafeinli şeyler tüketin. Hatta sadece içerek değil kafeinden bakım maskeleri yaparak ta yararlanabilirsiniz. İçtiğiniz çayın suyuna pamuk batırıp gözlerinizde 5 dk. bekletin. Size çok iyi geleceğini göreceksiniz.

    5. Hep gülün. Güldüğünüz zaman hatta kahkaha attığınız zaman kimse sizin yorgun olabileceğinizi düşünmez. Her şeye gülümsemeyi öğrenin. Hayat zorluklar ile dolu olsa da bu zorlukları gülerek üstesinden gelebilirsiniz. Ne kadar çok kahkaha atarsanız o kadar çok mutluluk hormonu salgılarsınız. Bu uyarımızı mutlaka göz önünde bulundurun.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Isırgan otunun bilinmeyen faydaları

    Isırgan otunun bilinmeyen faydaları

    Isırgan otunun yararları;

    Kansere iyi geldiği için adı duyulan ve ünlenen ısırgan otu, eskiden çok ünlüymüş. İnsanlar üzerinde ısırgan sapı taşıyarak güç cesaret ve direnç kazandıklarına inanırlarmış. Milattan önce yaşayan bir şair eserinde ısırgan otuyla yapılan bir macun reçetesi vermiş ve bu macunun güç verdiği yazılmıştır. Isırgan otunun tüm özellikleri şimdi bilinmektedir. Yaprağı asit formik açısından zengindir. Dokununca canımızı yakan ısırgan otunun özsuyudur ve çok değerlidir. Ayrıca magnezyum ve demir içerir. İçinde yoğun miktarda C vitamini olmasının yanı sıra B ve A vitaminleri de vardır. Pek çok mineral, tuz ve kalsiyum da içerir.

    Bütün bitkilerde olduğu gibi, ilaç yerine ısırgan otunu tek başına öneremeyiz. Bazı hastalıklarda yararlı olduğu biliniyor. Isırgan otunun özellikleri;

    1- İdrar söktürücü
    2- Güçlendirici
    3- Mukoza sağlamlaştırıcı
    4- Kan temizleyici
    5- Anti alerjen
    6- İltihap giderici
    7- Romatizma ağrısı için içinde ısırgan otu bulunan suyla ayakları banyo yaptırmak önerilir.
    8- Zayıf ve güçsüz saçlar için ısırgan otlu şampuan kullanılır.
    9- Isırgan otunun taze sapından kesilerek romatizma, siyatik, eklem deformasyonu, bacaklarda ve kollardaki sinir iltihaplarına doğrudan ağrıyan bölgeye sürerek kullanılır. Isırgan otu özelliği açısından su atıcıdır ödem halinde vücutta fazla olan suyu atar.
    10- Adet kanamasını düzenler.
    11- Metabolizmayı uyarır.
    12- Kabızlığı önler
    13- Romatizma ve gut hastalıklarında rahatlama sağlar.blank
    14- Böbrek iltihaplarında tedaviyi destekler.
    15- Safra kesesi, dalak ve karaciğere iyi gelir.
    16- Kadınların regl dönemlerinde kanın düzenli akışını sağlar.
    17- Hayvan besicileri yem olarak ısırgan otunu kurutup verirler. Bu hareketle sığır daha çok süt verir.

    Ve tek bilinen gerçek ısırgan otunun hiçbir yan tesiri yok. Isırgan otundan yararlanmak için yaprak, çiçek, kök ve tohumları kullanılır. Nisan ve haziran aylarında saplarından yaprakları sıyrılarak toplanır. Havadar ve gölge bir ortamda kurutulur. İyice kuruyunca ufalanarak kavanozlarda saklanır. Temmuz ve ağustos aylarında tohumları toplanır gölgede kurutulur. Kökleri de ilkbahar ve son baharda sökülür. Yıkanarak temizlenir, gölgede kurutulur.

    Taze ısırgan otu sebze pazarlarında bulunur, tohumu ise baharatçıdan temin edilir ısırgan otundan salata ve börek yapılır. Ispanak gibi kullanılır. Ayrıca ısırgan otunu çay gibi demleyip içilebilir. Çayı köklerden ve tohumlardan demlenir. Ayrıca ısırgan otundan kozmetikte de yararlanılır. Isırganlı otlu suyla saçlarınızı yıkayabilirsiniz saçlarınız gürleşip parlaklık ve sağlık kazanacaktır.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Muhteşem bir düğün için

    Muhteşem bir düğün için

    Hemen hemen herkesin başına gelir evlenmek. İsteriz ki evlenirken her şeyimiz dört dörtlük olsun. Nişandan düğüne kadar her ayrıntı için çok büyük çaba harcarız. Bir kez yapılacağı için çok özeldir bu günler bizim için.Bazı durumlarda oldukça kısıtlı bütçe ile düğün yapmak zorunda kalırız. Çünkü zaten evimiz için alınacak eşyalar yeterince bizi maddi açıdan zora sokmuştur. Az bir masraf ile nasıl bir düğün yapabileceğiniz hakkında şimdi sizlere ufak tefek tüyolar vereceğiz.

    Çağıracağınız kişi sayısı: düğüne çağıracağınız kişi sayısı çok önemlidir. Çünkü düğünlerde kişiye göre ücret alınır. Bu nedenden ötürü kişi sayısını çok abartmamaya dikkat etmelisiniz.

    Çok yakın kişileri çağırın: düğününüze ilk olarak liste hazırlar iken akrabalarınızı yazın. Ardına sayıyı çok aşmamış iseniz etrafınızda ki olsa da olur olmasa da olur dediğiniz kişileri çağırın. Şayet listeniz zaten aile ve çok sevdikleriniz ile kabarmış ise bu kişileri eleyin.

    Yemekli düğün yerine kokteylli düğün tercih edin: yemekli olan düğünler de çok ayrıntıya girildiği için size daha masraflı olabilir. O nedenle ufak tefek aperatif yiyeceklerin olduğu ince uzun masalarda kokteyl tarzında olan düğünler hem daha uygun fiyatlarda olacaktır hem de yer açısından çok yer teşkil etmeyecektir.

    Hafta sonu yerine hafta içi evlenin: hafta sonu olan düğünler her zaman daha pahalıdır. Çünkü yer bulmak oldukça zordur. Ve düğün salonları hafta sonları daha fazla ücret isterler. Sizde hafta sonu yapmanız illa gerekmiyorsa hafta arası bir gün düğününüzü yapabilirsiniz.

    Her zaman için önceliğiniz organizasyon şirketleri olsun: blankçoğu kişi düğünde organizasyon şirketleri ile çalışmanın kişiye daha masraflı olacağını düşünür. Ancak bunun tam aksine organizasyon şirketleri deneyimleri ile sizi aydınlatarak daha az bütçe ile size düğün yaptırabilir.

    İki bayram arasıda yapılan düğünler uğursuz olur deyişlerine inanmayın: bu bir ritüeldir. Gerçek olmamasına rağmen gerçek kadar inanılan bir şeydir. İki bayram arasında çokta güzel ve uğurlu düğünler yapılabilir. Kişiler iki bayram arasında düğün yapmaktan çekindikleri için ve düğün sayısı az olduğu için düğün salonları daha ucuza kiralanabilir. Bu nedenle iki bayram arasında düğün yapmayı tercih edin.

    Kır ya da sahil düğünü yapın: yeşil bir doğa içerisinde ya da sahilde deniz kenarında dalga sesleri ile düğün yapmanın tadı bir başka olacaktır. Hem öyle tahmin edildiği kadar da pahalı değildir. İyice araştırarak salon tutmak yerine bu tip düğünler yapabilirsiniz.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin