Yazar: celile2

  • Karpal tünel sendromu belirtileri teşhisi ve yeni tedavi yolları

    Karpal tünel sendromu belirtileri teşhisi ve yeni tedavi yolları

    Karpal tünel sendromu nedir?

    Kısaca söylemek gerekirse, Karpal tünel sendromu, el ve bileğin ağrı yapmasıdır. Karpal tünel eldeki kemik ya da başka dokuların meydana getirdiği bir kanaldır. Bu kanalın içerisinden sinirler geçmektedir. Bu sinirler tüm parmakların duyusunu kontrol eder,  parmakların kaslarını kumanda etmektedir. Bu tünelde bulunan bağlar şiştiği ve gerildiği an sinire baskı yapar ve bu baskı zaman içerisinde karpal tünel sendromuna sebep olur.

    Ne tür nedenler karpal tünel sendromuna sebep olur?

    Sürekli aynı hareketleri yapmak karpal tünel sendromuna sebep olur. En çokta elin bileğini bükme ve sıkma gibi hareketleri yapmak karpal tünel sendromuna sebep olur. Sürekli olarak bilek hareketi gereken iş yapan gün içerisinde en çok bileğini kullanan kişilerde karpal tünel sendromu görünmektedir. Bilgisayar kullanıcıları, marangozcular, kasaplar, müzik aletleri ile uğraşanlar ve daha birçok kişi karpal tünel sendromu ile yüz yüzedir. Özellikle diyabet hastaları ve romatizma tarzında rahatsızlıkları olan kişilerde karpal tünel sendromu daha çabuk oluşabilmektedir.

    Karpal tünel sendromunda görülen belirtiler

    1. Ellerde ve parmakta uyuşmalar ve karıncalanmalar
    2. Bilekte, kollarda ya da avuç içinde ağrı oluşumu
    3. Uyuşmalar ya da ağrı şiddetinin yatakta uyurken artması
    4. El, parmak kullanımında ağrıların daha çok artması
    5. Maddeleri kavrarken zayıf olma
    6. Parmaklarda güçsüzlüklerin oluşması

     Karpal tünel sendromunun teşhisi için ne tür testler uygulanır?

    1. Bileğin iç tarafına vurularak ve elektrik şoku tarzında bir his ya da ağrı hissedilir
    2. Sorunları ortaya çıkması için elin bileği 60 saniye kadar aşağıya doğru bükülmektedir
    3. Kollara ya da ellere burada bulmakta olan sinirlere EMG çekilir

    Karpal tünel sendromunda ağrıları dindirmek için ne yapılır?

    1. Yatağa yattığınız da kollarınızın altına yastıklar koyun
    2. El ve bileklerinizi çok fazla kullanmayın
    3. Değişik maddelerle el ve bilek kullanım şeklinizi değiştirin
    4. Hangi elinizi ağrıyor ise diğer elinizi daha ağırlıklı olarak kullanın
    5. Elinizi ve bileklerinizi aşağı taraflara doğru uzun süreli olarak bükmeyin

    Karpal tünel sendromu önlenir mi?

    Evet karpal tünel sendromu önlenebilir. Karpal tünel sendromunu önlemek için yapılması gereken şeyler vardır. Bunlar:

    1. Aşırı kilonuz var ise mutlaka kilo vermelisiniz
    2. Eğer diyabet gibi ya da neden olacak bir hastalık sahibi iseniz tedaviye en kısa zamanda başlamalısınız
    3. Şayet elleriniz ile ya da bilekleriniz ile sürekli aynı hareketleri yapıyorsanız, ellerinizi ve bileklerinizi sürekli olarak kullanıyorsanız, büküyor ve geriyorsanız bunlardan mutlaka kaçınmalısınız
    4. Kollarınızla bedeninize çok yakın bir şekilde ya da çok uzak bir şekilde uzun süreli çalışmayın
    5. Gün içerisinde çalışıyorsanız ara sıra ellerinizi sallayın
    6. Çalışırken ellerinizin ebadından büyük malzemeler kullanmayın
    7. Tüm gün aynı pozisyonda kalmamaya dikkat edin
    8. Bilgisayar klavyesi kullanıyorsanız sandalyenizi ve masanızı bedeninize uygun bir seviyeye ayarlayın.

     

  • Göz kanlanması ve Nedenleri

    Göz kanlanması ve Nedenleri

    Göz kanlanması nedir?

    Göz kanlanması gözün kızarmasıdır. Göz kanlanması denildiğinde gözün üzerinde dolanan kan olarak düşünülmemelidir.  Gözün şeffaf olan ve gözün rengini veren irisin kenarından itibaren olan doku beyazdır. Bu beyaz olması gereken bir dokudur. Bu eğer beyaz değil de çeşitli renklerde olursa o zaman gözün hastalandığını düşünmek gerekir.  Burada damarların büyümesi ile damarlar daha fazla görülmekte bu nedenle de göz kırmızı olarak görülmektedir. Bunun haricinde kan akıp ta orada bir kan yayılması hadisesi değildir.  Yani göz kanlanması gözün beyaz bölümünde ki damarların genişlemesinden kaynaklı olarak kırmızı bir görüntü olarak ortaya çıkacaktır.

    Göz kanlanmasına neden olan şeyler nedir?

    Göz kanlanmasına bazen günlük hayatta olan olağan şeyler de tetikleyebilmektedir.  Aynı zamanda çok önemli olan hastalıkların belirtileri de olabilmektedir. Günlük hayatta olabilecek şeylere örnek olarak uçak yolculuklarını verebiliriz. Uçak yolculuklarında klima mevcuttur. Seyahat esnasında açık olan klimalar havayı kurutacağından ötürü gözde kanlanma oluşturmaktadır.  Aynı şekilde çalıştığınız ortamda ki klimalar ya da araba da yüzünüze direkt olarak tutturduğunuz kılıma havası gözlerinize zarar verecektir. Özellikle de gözleriniz de alerji varsa, alerjik olan gözler aşırı ısıtılmış ya da aşırı soğutulmuş ortamlar gözleri daha fazla kanlanmasına neden olacaktır.

    Şayet gözleriniz çok sık kızarıyor ise bu sıradan bir durumdur diye düşünülmemesi gerekmektedir.  Altında yatabilen çeşitli hastalıklar olabilmektedir. Gözün görme fonksiyonunun azalmasını beklemeden mutlaka bir uzmana görünmeniz tavsiye ederiz.

    Hangi hastalık türleri gözün kanlanmasına neden olur?

    1. Birçok hastalıktan kaynaklı gözünüz kanlanabilmektedir. Ancak en sık kanlanmasına sebep olan durum gözün içine yabancı bir maddenin kaçmasıdır.blank
    2. Bunun haricinde alerjik bir reaksiyonu olan gözlerde çok fazla kızarmaktadır. Çünkü alerji ortamında göze bazı maddeler salgılanır. Bu salgılanan maddeler göz damarlarının artık daha kolay genişlemesine ve geniş kalmasına sebep olur. Genişleyen damarlar ise gözün daha fazla kızarmasına neden olacaktır.
    3. Bunlar haricinde çok ağır ve gözü ciddi anlamda tehdit eden hastalıklar vardır. Bunlardan biri üveyit hastalığıdır. Gözün ön tabakasında ya da orta tabakasında ve yahut ta arka tabakasında meydana gelen reaksiyon yani üveyit reaksiyonu gözün dış kısmında da damarların genişlemesine ve gözün kızarmasına neden olacaktır. Önceleri sadece gözün kızarması ile başlayan üveyit, daha sonraları görme fonksiyonunun azalmasına neden olacaktır. Bu ise hastayı oldukça rahatsız bir duruma sürükleyecektir.
    4. Gözde oluşabilecek iltihaplar da mevcuttur. Bunlarda gözde kızarıklıklar oluşturmaktadır. İltihabik durumlarda göz akmasına ve kızarmalarına sebep olmaktadır. Göz akması da bir hastalık belirtisidir.

    Bu nedenlerden ötürü gözümüzde ki kızarıklıkları önemsemeyip doktorunuza görünmemezlik yapmamalısınız. Çünkü oldukça ciddi sorunları ortaya çıkabilmektedir. Geç kalındığı takdirde ciddi rahatsızlıklar oluşabilmekte hatta gözünüzü kayıp edebilirsiniz. Her konuda doktorunuza görünmeyi ihmal etmemelisiniz.

  • Normal Doğumun Rahim Üzerinde Etkileri

    Normal Doğumun Rahim Üzerinde Etkileri

    Normal doğumun kadın cinsel organı üzerinde etkileri

    Vajina huni şeklinde, içinde pek çok kas dokusu bulunan, belirli ölçülere kadar esneyebilen bir yapıdır. Yaklaşık olarak boyu 12 ile 14 cm arasında olan bir yapıdır. Evet, vajina normal doğumda genişlemektedir. Kontrolsüz ve çok hızlı bir doğumsa ya da doğumun daha iyi olması, bebek başının zarar görmemesi, yumuşak doku bariyerine takılı kalmaması amacıyla yapılan müdahaleler sonrasında vajina bütünlüğünü kaybetmektedir.

    Vajinanın bütünlüğünü sağlamakta olan çok komplike bir kas yapısı vardır. Bütün ağırlığı ile bebek aşağıya doğru inerken ister istemez bu kaslarda bazı yerlerinde çökmeler ya da yırtılmalar olmaktadır. Bu durumda da vajina tabanı çöküyor. Vajinanın genişlemesi normal doğumlarda özellikle de ikinci ve üçüncü doğumlarda sık rastlanan bir durumdur. Vajinanın bu şekilde genişlemesi ya da açılarının bozulması mesaneni ya da rektumun açılarını değiştirip sarkmalarına neden olmaktadır.

    Tüm bunlar cerrahi düzeltmeleri gerektiren anatomik bozukluklardır.

    Normal bir doğum kadının vajinasında yırtılma yapar mı?

    Normal doğum her kadının vajinasında yırtılmaya sebep olmaz. Vajinada ki yırtık denilen şey huni şeklinde olan kısımda olan yırtıklardır. Bunlar doğum sonrasında yapılan kontrollerde görülüp tedavisi yapılmaktadır. Zaten genellikle doğumun hemen sonrasında görülüp tamir edilmektedir. Asıl önemli olan normal doğum ile birlikte tabanın çökmesidir. Bu bölgede ki kas grubunun gevşeyip yırtılması en önemli noktadır. Şu bir gerçektir ki her doğumda bu yırtılmalar olacaktır diye bir kaide yoktur, ama bu evreler ile olup zor bir süreçtir.

    İlk kez doğum yapanlarda, yani esneklik kazanmamış olan vajinalarda vajinal yırtılmalar daha sık görülmektedir.blank

    Bu tür vajina da oluşan sarkmalar, genişlemeler, yırtılmalar zaman içerisinde beraberinde diğer organları da aşağıya çekmektedir. Bu organlar da ön kısımda bulunan mesane, arkada bulunan rektumdur. Çok doğum yapan kadınlarda mesane ve rektum görünür duruma bile gelebilmektedir.

    Sezaryen doğumlarda mesane ya da rektumla hiç ilgisi yoktur. Çünkü bebek batından kesilerek alındığı için vajinanın esnemesine ya da yırtılmasına ya da sarmasına neden olmaz. Ancak normal doğumlarda özellikle de ikinci ya da üçüncü yapılan doğumlarda sık sık rastlanılan durumlardır mesanenin ve rektumun aşağıya doğru kayması ve vajinanın sarması gibi durumlar.

    Önde mesanenin sarkmasına bağlı olarak karın içi basıncını arttıran durumlar da açı değiştirdiği için mesanenin sarkmasına bağlı olarak idrar kaçırma özellikle hapşırırken, koşarken ya da kahkaha atarken idrar kaçırma gibi sorunlar yaşanabilmektedir.

    Tüm bu sarkmalar ancak cerrahi operasyonlar ile düzelebilmektedir. Ayrıca annenin doğumdan sonra rutin olarak vajina kontrolü yaptırması gerekmektedir. Bebek doğduktan 45 gün sonra mutlaka ilk vajina kontrolü yapılıp daha sonrasın da düzenli ve aynı periyotlar da uzman hekim kontrolünde olmaları gerekmektedir.

  • Zihin (Kafa) Yorgunluğu İçin Öneriler

    Zihin (Kafa) Yorgunluğu İçin Öneriler

    Kent hayatı ve işin karışıklığından kurtulma saati gelince evinize vardığınız da hem bedenen hem de zihin olarak oldukça yorgun olduğumuzu fark ederiz. Bedensel yorgunluk yatağa yatınca bir süre sonra geçerken zihin yorgunluğunu bu kadar kolay atlatamayız.

    Zihnimizin kullanım kapasitesini arttırmak için ne yapmalıyız?

    1. Gün içerisinde ki beslenme şeklimize çok önem vermeliyiz. En önemlisi ise ilk öğün olan kahvaltıdır. Mümkün olduğunca kahvaltıyı atlamamamız gerekmektedir. Diğer öğünlerde ise fast food gibi hazır yiyeceklerden uzak durmamız gerekmektedir.
    2. İmkânlarımız elverdikçe spor yapmak gerekmektedir. Özellikle de yürüyüş zihin yorgunluğuna en iyi gelen spor şeklidir
    3. Yatağa girdiğiniz zaman uyumadan mutlaka 20 dk. kadar bir şeyler okumaya özen gösteriniz.
    4. Zihnimizi yoran ortamlardan, stresten elinizden geldiğince uzak durmaya çalışmalısınız.
    5. Yılda en az 2 kere tatile çıkmalı tamamen zihninizi boşaltacak aktivitelerle uğraşmalısınız.
    6. Eğer yaşadığınız ortamdan çok fazla stres almışsanız ve bu sizi ruhen ve bedenen çökertmiş ise psikolojik yardım almalısınız

    Beynin sağ lobunu ve ya sol lobunu kullanmak neyi değiştirir?

    Hemen hemen birçok insan beynin sol lobunu kullanmaktadır. Beynin sağ lobu ritim tutma, hayal etme, renkleri, boyutları, hacmi, müziği ayırt etmeye yardımcı olur. Beynin sol lobu ise konuşmak, matematiksel konularda insana yardımcı olur.

    Ülkenin eğitiminde beyni sol tarafına hitap eden matematik, fizik, Türkçe, kimya vb. dersler önemsenirken, sağ lobun üstlendiği resim, el işi sanatı gibi dersler için de çok bir önemi yoktur. Bu nedenle biz Türk milleti olarak sol lobu kullanmış ve geliştirmişizdir. Ancak geçmişe baktığımız zaman en başarılı kişiler hem sağ lobu hem de sol lobu birlikte eşit şekilde kullanan kişilerdir.

    Zihinsel yorgunlukta kadın ve erkeğin farkı var mıdır?

    Tabi ki yoktur. Kadında erkekte zihinsel yorgunluğu eşit şekilde yaşarlar. İki taraf için de zihinlerini dinlendirmeleri şarttır.

    Zihni dinlendirmek için ne yapılabilir?

    Zihni dinlendirmek adına detoks işlemi yapılabilmektedir. 2 tür detoks vardır. Gıda ve zihinsel detokstur.

    blank

    Gıda detoksu: zararlı ve hayvansal ağırlıklı yiyeceklerden ve yağlı, kızartılmış yiyeceklerden, alkol ve sigara gibi alışkanlıklardan uzak durulması şarttır. Günlük protein ihtiyacınızı mutlaka bir şekilde almalısınız. Proteini ise olabildiğince baklagillerden almanız gerekir, kırmızı etten mümkün oldukça uzak durmalısınız.

    Zihinsel detoksu: zihninizi yoran ve negatif enerji yayan tüm kişi, mekân, topluluk tarzı her şeyden uzak durmalı hatta mümkün olduğu kadar o kişileri ve mekânları kendinizden uzaklaştırmalısınız.

    Uykunun zihin yorgunluğuna yararı var mıdır?

    Kesinlikle uyku zihni dinlendiren en önemli faktördür. Aynı zamanda biyolojik metabolizmayı düzenlediği için, gerekli olan tüm hormonların eşit bir şekilde salgılanması için uyku beden şart olan en önemli faktördür. Beden için en yararlı uyku ise gece uykusudur. En az 5 en çok 8 saat gece yapılan uyku yeterli olmaktadır.

  • Güzellik İçin Doğadan Yardım

    Güzellik İçin Doğadan Yardım

    Güzelliğiniz için doğadan yardım alın

    Tüm bayanların hatta erkeklerin güzelliklerine ve yakışıklılıklarına ne kadar önem verdiğinizi biliriz. Tüm bayanlar ve erkekler güzel bir ciltleri olsun, pırıl pırıl parlayan saçları olsun diye ellerinden geleni yaparlar. Bayanlar için tırnak bakımı da bir o kadar önemlidir. Ciltlerine verdikleri önemi saçlarına verdikleri önemi tırnaklarına da verirler.

    Bunlar için özel kozmetik dükkânlarında zaman kaybetmenize dünya para vermenize de gerek yok. Sofranızda ne varsa hepsini güzelliğiniz için bir iksir olarak kullanabilirsiniz. Örneğin ışıl ışıl parlayan saç istiyorsanız sofranızda bulunan yumurtadan yararlanabilirsiniz. Ya da pırıl pırıl bir cildiniz mi olsun istiyorsunuz o zaman domates sizi yanınıza çağırıyor.

    Sağlıklı gözler için ne yapabiliriz?

    Gözleriniz için a vitamini ya da e vitamini almanız gerekir. Bu vitaminler hem yaşlanma etkisini azaltacaktır, hem de gözünüz için gerekli olan tüm mineralleri sağlayacaktır. Birçok yiyeceklerinizde siz bilseniz de bilmeseniz de a ve e vitaminleri mevcuttur. Bu vitaminler olmadan sağlıklı bir beslenme düşünülemez. Ayrıca bu vitaminler teninizin uzun süre genç ve dinç kalmasını sağladığı gibi göz sağlığınız için çok yararlıdır. Özellikle e vitamini görme duyumuz üzerinde ciddi bir şekilde etkisi olduğu ve en önemlisi de bir göz hastalığı olan katarakt için çok iyi bir iyileştirici olduğu ispatlanmıştır.

    Cildiniz için ne yapabilirsiniz?

    Cilt için en çok ihtiyaç kalsiyum, demir, vitaminler ve magnezyuma ihtiyaç vardır. Bunları da yumurta, tahıllarda, balıkta ve birçok sebzede bulabilirsiniz. Ayrıca gözler için önemli olan a ve e vitaminleri cildinizi için de çok önemlidir.

    Saç ve tırnaklarınız için ne yapmalısınız?

    Tıpkı cildinizi gibi sac ve tırnaklarınızın da en çok ihtiyaç kalsiyum, demir, vitaminler ve magnezyuma ihtiyaç vardır. Bunları da yumurtalarda, tahıllarda, balıkta, sütte ve birçok sebzede bulabilirsiniz. Bununla beraber sürekli kırılan tırnaklar ve yıpranan, dökülen saçlar için a ve e vitaminleri gerekmektedir.

    Dişler için ne yapılmalı?

    Tertemiz ve ışıl ışıl parlayan dişler için ve bembeyaz bir gülümseme için çay türleri, tahıl, yumurtalar ve süt gibi florlu besinler tüketmeli, kalsiyum ve selenyumlu ürünler tüketmelisiniz.

    Pürüzsüz bacaklar için ne yapılmalı?

    Bol miktarda c vitamini tüketmeniz pürüzsüz bacaklara sahip olmanızı sağlar. Bol c vitamini de limon, portakal, kivi tüketmek gerekmektedir. Bununla birlikte günde en az 2 tane yeşil ya da kırmızı biber tüketmelisiniz. Bunun haricinde içinde bol miktarda c vitamini bulunan besinler;

    blank

    1. Ispanak
    2. Lahana
    3. Brokoli
    4. Marul
    5. Roka
    6. Çilek
    7. Kivi
    8. Patates
    9. Hindiba

    Aynı zamanda c vitamini ve çinko deniz ürünlerinde ette, buğday da, kepekte ve soğanda bol miktarda bulunmaktadır. Güzel ve pürüzsüz bacaklar için c vitamini ve çinko tüketmelisiniz.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • 10 Günde 5 kg Verin

    10 Günde 5 kg Verin

    10 Günde 5 Kilo Diyeti…

    1. GÜN

    Sabah: 1 tane meyve, 1 ince dilim kızartılmış kepek ekmek, şekersiz çay.

    Öğle: 100 gr haşlanmış ve ya ızgarada pişmiş et, domates, şekersiz çay ya da kahve.

    Akşam: 1 ince dilim kızartılmış kepek ekmek, salata, 1 adet istenilen bir meyve

    2. GÜN

    Sabah: 1 tane istenilen bir meyve ya da bir su bardağı dolusu greyfurtun suyu, 1 ince dilim kızartılmış kepek ekmek

    Öğle: Haşlanmış 1 porsiyon ıspanak, 2 adet orta boy domates, kerevizin salatası

    Akşam: meyvelerden yapılmış salata

    10 günde23. GÜN

    Sabah: 1 tane istediğiniz bir meyve, 1 ince dilim kızartılmış kepek ekmek, şekersiz çay ya da kahve.

    Öğle: ızgara da balık, istenilen bir çeşit meyve, şekersiz çay ya da kahve.

    Akşam: 2 adet domates, yağsız kereviz yemeği, şekersiz çay ya da kahve.

    4. GÜN

    Sabah: 1 tane istediğiniz bir meyve, 1 ince dilim kızartılmış kepek ekmek, şekersiz çay ya da kahve.

    Öğle: 1 tane katı yumurta ya da 50 gr tuzsuz peynir. Yağsız fasulye yemeği. , 1 ince dilim kızartılmış kepek ekmek, şekersiz çay ya da kahve

    Akşam: Çiğ yenmek koşuluyla yeşilbiber, salata , , şekersiz çay ya da kahve.

    5. GÜN

    Sabah: 1 tane istediğiniz bir meyve, 1 ince dilim kızartılmış kepek ekmek, şekersiz çay ya da kahve

    Öğle: buğulanmış balık, yağsız salata, 1 ince dilim kızartılmış kepek ekmek, şekersiz çay ya da kahve

    Akşam: Yağsız beyaz peynir, haşlanmış yeşil ıspanak, 1 ince dilim kızartılmış kepek ekmek, şekersiz çay ya da kahve

    6. GÜN

    Sabah: 1 tane istediğiniz bir meyve, 1 ince dilim kızartılmış kepek ekmek, şekersiz çay ya da kahve

    Öğle: bol meyve salatası, şekersiz çay ya da kahve

    Akşam: mevsim salata,1 tane domates, çok az peynir, meyve, şekersiz çay ya da kahve

    7. GÜN

    Sabah: 1 tane istediğiniz bir meyve, 1 ince dilim kızartılmış kepek ekmek, şekersiz çay ya da kahve

    Öğle: ızgarada pişmiş tavukgöğsü, 1 tane domates, rendelenmiş havuç, lahana haşlama, meyve, şekersiz çay ya da kahve

    Akşam: karışık salata, lahana haşlaması, meyve, şekersiz çay ya da kahve

    blank

     

    8. GÜN

    Sabah: 1 tane istediğiniz bir meyve, 1 ince dilim kızartılmış kepek ekmek, şekersiz çay ya da kahve

    Öğle: lahana haşlama,  katı yumurta, , şekersiz çay ya da kahve

    Akşam: meyve, şekersiz çay ya da kahve

    9. GÜN

    Sabah: 1 tane istediğiniz bir meyve, 1 ince dilim kızartılmış kepek ekmek, şekersiz çay ya da kahve

    Öğle: Izgara da dana eti,1 tane domates, lahana haşlama, şekersiz çay ya da kahve

    Akşam: Haşlanmış karnabahar, meyve.

    10. GÜN

    Sabah: 1 tane meyve, çay ya da kahve.

    Öğle: buğulama yağsız balık, 1 adet meyve, şekersiz çay ya da kahve

    Akşam: Yağsız ve tuzsuz kereviz yemeği, meyve,1 tane domates, şekersiz çay ya da kahve

     

  • Genital bölge temizliği için bilinmesi gerekenler

    Genital bölge temizliği için bilinmesi gerekenler

    Genital bölge temizliği için bilinmesi gerekenler

    Gerek genç kızlarda gerek hanımlar da genital bölge bakımı ve temizliği çok önemlidir. Genital bölgenin bakımı çocukluktan gelen bir alışkanlık olmalıdır. O nedenle annelerin üzerine ciddi bir görev düşmektedir. Kız çocuklarını küçüklükten itibaren genital bölgelerinin temizliği ve bakımı açısından eğitmelidir.

    Genç kızların da kadınların da dikkat etmesi gereken çok önemli noktalar vardır. Bunlardan biri tuvalete girdiğiniz zaman işiniz bittiğinde genital bölgenizi temizlerken yapılması gereken, kesinlikle önden arkaya doğru temizleme olmalıdır. Şayet arkadan öne doğru bir temizlik yapılırsa makat civarında bulunan bütün bakterileri genital bölgenize yaymış olursunuz. Bu da genital bölgenizde büyük rahatsızlıklara sebep olabilmektedir.

    Özellikle çocuklarınızı bu şekilde eğitmeniz gerekmektedir. Annelerin bu konuda titiz davranmaları uzmanlar tarafından uyarılmaktadır.

    Regl döneminde genital bölgeye nasıl bir temizlik yapılmalıdır?

    1. Regl döneminizde tıpkı açık bir pencere gibi bir rüzgâr estiğinde içeriye her şey girebiliyorsa, bu dönemde de kanallar açık olduğu için hassas bir dönemdir ve her türlü mikrobun girebileceği bir dönemdir. Regl döneminde genital bölgenize daha ayrı ve daha ilgili bir bakım ihtiyacı olacaktır.
    2. Uzmanlar regl döneminde anti bakteriyel özelliği olan ürünleri kullanmanız için hastaları uyarmaktadır. Aynı zamanda mantarlara karşı olan temizleyici antimakortik ürünleri kullanmanızda fayda vardır.
    3. Mantarlar daha çok regl döneminde üreyeceklerinden bu dönemde daha hassas davranılması gerekmektedir.
    4. Regl döneminde bayanlar sık sık ped değiştirmelidirler. Günde en az 4 kez regl döneminde ped değiştirilmelidir. Aynı zamanda mümkün olduğu kadar duru su ile genital bölge temizlenmelidir.
    5. Tuvalete girdiğiniz zaman özellikle de adet döneminde iseniz temizliğinizi alman papatyası suyu ile yaparsanız mikroplardan ve mantarlardan korunma ihtimaliniz daha da yükselecektir.

    Kıl alınmasından sonra genital bölgeye nasıl bir bakım yapılır?blank

    Türk toplumu olarak kıl temizliğine önem veren bir toplumuzdur. Hemen hemen her bayan genital bölgelerini dönem burada oluşan kılları almaktadır. Kimi bayan bunu daha sık kimi bayansa ara ara yapmaktadır. Genellikle bayanlar kıl temizliği için ağda kullanmaktadırlar. Ancak bu temizliği yaparken çok dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. En başta ağdanın kalitesidir. Ağdaların içinde bulunan kimyasal ürünler genital bölgenize zarar verebilmektedir.

    Ayrıca yeni açılmış ve daha önce kimsenin kullanmamış olduğu ağdaları kullanmaya dikkat etmelisiniz. Bazı kişiler ya da ağda yaptırılan yerlerde başkalarının da kullanmış olduğu ağdaları tekrar eriterek diğer bir kişiye kullanmaktadırlar. Ancak bu hem mantar açısından hem mikrop açısından kişiye oldukça zarar vermektedir. Bu işlemi yaparken daha önce hiç kullanılmamış ve açılmamış olan ağda paketlerini kullanmanız, şayet işlemi siz yapmıyor başkası yapıyorsa bu şekilde titiz davranması için mutlaka onları uyarmalısınız. Ayrıca mümkün olduğunca aynı yere birkaç kez olmak üzere ağda vurmayın.

  • Hamilelikte 5. Ay Neler Olur?

    Hamilelikte 5. Ay Neler Olur?

    Hamilelikte beşinci ay:

    1- On yedinci haftada, kaşları ve saçları gelişir. Bebek hıçkırmaya başlar. Anne bunları duymaz ama hisseder. Bebeğin dogduktan sonra vücut ısısını dengelemek için kahverengi bir yağ dokusu oluşur. 2- On sekiz haftalık olan bebek de kemikler güçlenmeye başlar. İç kulağın kemiği ve bacak ilk kemikleşen yerlerdir. İç kulağın kemiğinin gelişmesi ile bebeğin kulağındaki sinirlerde gelişir. Artık bebek sesleri duymaya başlamıştır. Bebek annenin kalp atışını, mideden gelen sesleri ve göbek bağından kan akışını duyar. Bebeğin yutkunma fonksiyonu çalışır. Her gün amnion sıvısından bir miktar yutabilir. 3- On dokuz haftalık olan bebekte deriyi çizilmelerden ve çatlamalardan koruyan verniks denilen beyaz yağlı bir tabaka ile kaplanır. Böbrekleri gelişmeye devam eder. Bebek idrar yapmaya başlar. İşitme duyusu gelişen bebek çok farklı sesleri duyar. Hatta anne bebeğiyle konuşsa sesinizi fark eder. Bebek bu hafta sinirlerin gelişimiyle kaslarını hareket ettirir. Beyin ile olan gelişimi artdıgından başını hareket ettirir, parmağını emer.

    Yirmi haftalık olan bebek de derisi kalınlaşmış ve derisinin üzerinde kalın bir tabaka oluşmuştur. Tırnakları ve saçları uzamaya devam eder. Bebeğin hareketleri artık anne tarafından hissedilmeye başlamıştır.

    Beşinci ayda annede olan değişiklikler; 1- Hamileliğin yarısına gelinmiştir. Rahimdeki ağırlık artık hissedilir. 2- Bebeğin hareketleri hissedilir. Bu hareketlerin artık mideden gelmediği anlaşılır. Hamilelik ilerledikçe bebeğin hareketleri daha net ayırt edilir.blank 3- Bu ayda hormonlar artmaya devam eder. Bu hormonlar bebeğin büyümesini sağlar. Ayrıca organların gelişmesi içinde bu hormonlar gereklidir. 4- Kan basıncı düşük dür. Bu yüzden baş dönmesi, bayılma hissi ve bulantı hissedersiniz. Kan dolaşımının olduğu sistem genişlemektedir. 5- Vücud kan yapımını artırmaya devam eder. Bu artış en fazla kan serumundadır. Kırmızı kanın artışı seruma göre daha azdır bu yüzden demir ihtiyacı fazlalaşır. Günlük demir ihtiyacı 30 mg dır. Bu demir yeterli miktarda alınmazsa kansızlık gelişir. Kansızlığa bağlı olarak annede halsizlik, yorgunluk ve hastalıklara karşı zayıflık görülür. 6- Bu dönemlerde annede burun tıkanması, burun kanaması ve diş eti rahatsızlıkları olabilir. Çünkü bu bölgelere kan akımı artmıştır. 7- Progestoran denilen gebelik hormonunun etkisiyle akciğerin kapasitesi genişlediğinden nefes alıp verme hızlanır. Bazı gebeler nefes darlığı çeker. 8- Meme süt bezlerinin ve kan akımının etkisiyle büyümeye başlar. 9- İdrar enfeksiyonu riski artar 10- Vajinal akıntı artar. 11- Cilt de değişiklikler olur bazı organların rengi koyulaşır.

  • Kıl dönmesi nedir?

    Kıl dönmesi nedir?

    Kıl dönmesi

    Tıp dilinde pilonidal sinüs ismi verilen bir hastalıktır. Derinin içinde kalın duvarlı kist halinde bir balondur. Terlemeyle fark edilmesi daha kolay olur. Hayatta sıkıntı yaratır. Genellikle 15 ila 40 yaşları arasında görülür. Kasın iskelet ile birleştiği yerde veya kuyruk sokumunda ortaya çıkar. Ağız biçimindedir. Bu ağızdan kıl dışarı çıkabilir.

    Genellikle genç, erişkin ve oturarak işini yapan insanlarda görülür. Erkeklerde görülme olasılığı kadınlardan 3 kat fazladır. Vücutta kılın olduğu her yerde kıl dönmesi oluşabilir. Aşırı titiz kadınlarda, cildin düzenini bozan yöntemlerle kıllarını alma sonucu kasıkta ve kol altında oluşur. En fazla görülen yer ise kuyruk sokumudur. Bu kistler yürümeyi zorlaştırır, hatta oturmayı bile işkence haline getirir. Bazen iltihap içeri akabilir. Bu kist %40 yenileyebilir. Önceleri kıl dönmesinin doğuştan olan bir hastalık olduğu sanılıyordu. Ama son zamanlardaki araştırmalara göre kıl keseciğinin tahriş olması ve genişlemesiyle oluştuğu düşünülmektedir. Kas yapısını etkileyen sporlar (bisiklet sürmek, ata binmek) çok dar giysiler ve aşırı terlemekle oluşabilir.

    Kıl kökündeki kese tıkanarak mikrop kapar, şişer ve yırtılarak dokulara yayılır. Ve apse oluşturur. Yürüme ve egzersiz yapma kılı apsenin içine hapseder. Vücudunda fazla kıl olanlarda ve kilolu olanlarda görülme oranı daha fazladır.

    Kıl dönmesinin tedavisinde bölgenin iyi temizlenmesi şarttır. Ameliyat sonrası %90 hastalarda iyileşme gözlenir. Tekrar etme olasılığı %15 dir. Tekrarlama sebebi cerrahi müdahalenin yetersizliği ve temizliğe dikkat edilmemesidir. Kıl dönmesi erkeklerde daha fazla görülmektedir. Kadınlar oluştuğu yer bakımından doktora gitmekte geç kalırlar. Kilolu ve fazla terleyen kişilerde oluşma olasılığı yüksektir. Fazla oturmakta kıl dönmesinin oluşumunu hızlandırır. Dar kıyafetler kıl dönmesine zemin oluşturur.

    Kıl dönmesinin Belirtileri: kaşıntı, ağrı, akıntı.

    Kıl dönmesi nasıl oluşur: iğne başı kadar ya da bilye büyüklüğünde, bir ya da birden çok delikli olabilir. Kıl cilt altından ilerler. İltihaplarla deriyi patlatır. Akıntıyla kılların bazıları dışarı çıkar. Kıllardaki mikroplar apse denilen şişliğe ve ağrıya sebep olur. Ağrı giderek artar iltihabın patlamasıyla azalır.

    Kıl dönmesinden korunma;

    1- kilo almama

    2- terlemek için uygun önlemler almablank

    3- fazla oturmam

    Kıl dönmesi nasıl oluşur:

    Kuyruk sokumunda bazen de göbekte kılların deri altında yara, kist veya apse oluşturmasıdır. İltihaplı, kanlı, pis kokan apseler oluşturur. Uzun süre oturanlarda, çok fazla araba sürenlerde sık görülür. 16 ile 30 yaşlarındaki kıllı genç erkeklerde daha sık görülür. Fazla terlemeyle açılan cilt gözenekleri içine kıl girmesiyle de oluşabilir. .

    Kıl dönmesinin tedavisi:

    En sık kullanılan yöntem cerrahi müdahaledir. Hasarlı bölgeyle beraber etrafındaki sağlam dokuda temizlenir. Yara açık bırakılır. Pansumanla iyileşmesi beklenir. Kapalı yöntemlerde vardır. Hastane tedavisinin ardından antibiyotik tedavisiyle takip edilir.5 ile 10 gün arası yatak istirahati gereklidir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Prof. Dr. Karatay diyeti

    Prof. Dr. Karatay diyeti

    Dr. Karatay diyetlerinde Türklere özel usul kullanarak bizleri zayıflatıyor.

    Pazartesi

    Sabah: 2 tane yumurta, 10 tane yeşil zeytin, 25 gr peynir, 5 tane kuru kaysı, şekeri olmayan bitki çayı, su, 25 gr ceviz

    Öğle: avucunuzun içini dolduracak kadar dana eti, salata, yeşil fasulye zeytinyağlı, 1 bardak ayran, su, bitki çayı

    Ara: su bardağının yarısı kadar ceviz, istediğiniz kadar limonlu su

    Akşam: ızgara balık, soğan, salata,

    Salı

    Sabah: 2 tane yumurta, 10 tane yeşil zeytin, 25 gr peynir, 5 tane kuru kayısı, şekeri olmayan bitki çayı, su, 25 gr fındık

    Ara: su bardağının yarısı dolusu ceviz ve yeşil çay

    Öğle: zeytinyağlı olmak şartıyla barbunya yemeği ya da etli sebze, 1 su bardağı ayran

    Ara: orta boyutlarda elma, bir küçük kâse yoğurt, şekersiz Türk kahvesi

    Akşam: 1 porsiyon balık, roka salatası, soğan, 30 gr tahin helvası

    Çarşamba

    Sabah:2 tane yumurta, avucunuzun içi büyüklüğünde peynir, 3 tane kırmızıbiber, bitki çayı, bir avuç Antep fıstığı

    Ara: bir avuç taze yerfıstığı, su

    Öğle: zeytinyağlı olmak şartıyla yeşil fasulye, 4 tane mangal köfte, 100 gr yoğurt, salata, ayran

    Ara: 1 elma, 100 gr yoğurt

    Akşam: 3 ya da 4 tane pirzola, zeytinyağlı olmak şartı ile enginar, salata ve keten tohumu

    Perşembe

    Sabah: 2 tane yumurta, 10 tane yeşil zeytin, 25 gr peynir, 5 tane kuru kaysı, şekeri olmayan bitki çayı, su, 25 gr ceviz

    Ara: avucunuzun içi kadar badem içi, limonlu su

    Öğle: avucunuzun içini dolduracak kadar dana eti, salata, pırasa yemeği zeytinyağlı, 1 bardak ayran, su, bitki çayı, keten tohumu

    Ara: küçük boy portakal, avuç içi dolusu badem içi

    Akşam: buğulama balık, soğan, roka salatası, haşlanmış lahana, 1 porsiyon zeytinyağı ile yapılmış barbunya

    blank

    Cuma

    Sabah: 2 adet katı yumurta, 10 tane siyah zeytin, avucunuzun içi büyüklüğünde peynir, yeşillik, tatlı biber, salatalık, yeşil çay, bir çay bardağı dolusu antepfıstığı

    Ara: avucunuzun içi kadar ceviz içi, bitki çayı

    Öğle: bir kişilik kebap, taze biber, domates, yeşillik, 100 gr yoğurt, keten tohumu, su

    Ara: 1 elma, avuç içi kadar yerfıstığı

    Akşam: 4 tane pirzola, salata, zeytinyağlı olmak şartıyla enginar

    Cumartesi

    Sabah: 2 tane yumurta, 10 tane yeşil zeytin, 25 gr peynir, 5 tane kuru kaysı, şekeri olmayan bitki çayı, su, 25 gr ceviz

    Ara: avucunuzun içi büyüklüğünde ceviz içi, limonlu su

    Öğle: ızgara bonfile, taze biber, domates, yeşillik, 100 gr yoğurt, keten tohumu, su

    Akşam: 1 porsiyon balık, roka salatası, soğan, 30 gr tahin helvası

    Pazar

    Sabah:2 tane yumurta, avucunuzun içi büyüklüğünde peynir, 3 tane kırmızıbiber, bitki çayı, bir avuç Antep fıstığı

    Öğle: avucunuzun içini dolduracak kadar dana eti, kuru fasulye, pırasa yemeği zeytinyağlı, 1 bardak ayran, su, bitki çayı, keten tohumu

    Akşam: 1 porsiyon balık, roka salatası, soğan, ateşte közlenilmiş biber

    Bunlara ek olarak mutlaka gün içerisinde 30 dk. yürüyüş yapılmalıdır

  • Sarı nokta hastalığı nedir ve nasıl tedavi edilir?

    Sarı nokta hastalığı nedir ve nasıl tedavi edilir?

    Sarı nokta hastalığı nedir?

    Sarı nokta hastalığı oldukça önemli bir hastalıktır. Sarı nokta göz kesitinin sonuna doğru bulunan bir noktadır. Burası oldukça önemli ve merkez görmeden sorumlu olan yaklaşık olarak bir mili metrenin yarısı kadar büyüklükte bir yerdir. Burada toplanan bütün ışık sarı noktadan sonra beyne ilerlemektedir. Yani sarı nokta denilen yer beynin sinir tabakasının devamıdır. Burada oluşan bir rahatsızlık kalıcı bir hasara yol açacaktır. Hatta buradaki oluşan hasarlar sonucunda hücreler kendilerini yenileyememektedirler.

    Sarı noktanın kaç çeşit hastalığı vardır?

    Sarı noktanın aslında birçok çeşit hastalığı olabilmektedir. Üzerinde bir delik olabilir, üzerinde bir zar olabilir ancak genellikle sarı noktada oluşan dejenerasyonlardan sonra hastalıklar oluşmaktadır. İlermiş olan yaşlarda ve genellikle yaşlı insan gruplarında daha çok görülmektedir. Yaşla birlikte sarı noktada ki hücrelerde zamanla bir takım atık maddelerin birikmesi ile başlar. Atık maddeler orada birleşerek retinaya zarar vermeye başlar. Bu da biz okurken ya da bir yere bakarken tam orta merkez bölgeyi görmekte zorlanırız ve aynı zamanda da renkli görmeyi azaltmaktadır.

    Temel de 2 tip sarı nokta bulunmaktadır.

    1. Kuru tipi sarı nokta
    2. Yaş tipi sarı nokta

    Çoğunu kuru tipi sarı nokta oluşturmaktadır. Kuru tipte hücrelerde yavaş yavaş tahribat oluşmaktadır. Yaş tipte ise merkez görme ciddi ve ani bir biçimde azalır. Çünkü burada retinanın ince kat tabakalarının arasında meydana gelen yeni damarlardan kan sızması, sıvı sızması gibi durumlar hücreleri ani bir şekilde harap eder.

    Kuru tip sarı nokta, zaman içerisinde yaş tipi sarı noktaya dönebilmektedir. Bu nedenle takip edilmesi çok önemlidir. Çok sık olmak üzere 2 gözü de tutabilmektedir. Ancak ciddiyeti aynı anda aynı derecede olmayabilir.

    Belirtileri nelerdir?blank

    1. Sarı nokta hastalığı erken evrelerde fark edilmeyebilmektedir.  Çünkü bu değişiklikler yavaş yavaş başlamaktadır. Ancak her birey 50 ile 55 yaşından sonra göz retinasına bakılmalıdır.
    2. Kendimizde test yapabiliriz. Ancak her iki gözü aynı anda test etmemeli ayrı ayrı olmak koşuluyla gözlerinizi kontrol etmelisiniz.
    3. Birini kapatıp diğerini açarak ve o şekilde test edersek bu şekilde erken bulguları saptayabiliriz.
    4. Bir şeyi okurken baktığınız düz çizgilerde bir eğiklik, bir kırıklık, renk ve ton farklılıkları olabilmektedir.
    5. Ya da uzakta bir binaya bakarken düz kısımlarını kırık görüyorsanız, bazı alanlarda kopuyorsa ya da eğiliyorsa sarı nokta hastalığı olabilmektedir. Mutlaka her göz ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
    6. Yaşınız ileri bir yaş ise bu görme bozukluğu ve merkezi görme sorunu bir anda olacaktır. Bu nedenle görmesinin ciddi bir şekilde azalmış olduğunu birey kendisi fark edebilecektir. Böyle bir durumda hiç zaman kaybetmeden bir uzman hekime başvurulmalıdır. Gideceğiniz uzman hekiminiz muhtemelen size kare ve çapraz çizgileri olup ortasında siyah bir noktası olan kâğıt ile test yapacaktır.
  • Hamilelikte 6. Ay

    Hamilelikte 6. Ay

    Hamilelikte altıncı ay:
    1- Yirmi bir haftalık olan bebek içinde bulunduğu sıvıdan yutmaya başlar. Bu hareketi sindirim sisteminin gelişmesine yardımcı olur. Bebeğin bu haftada kan hücreleri nin yapımına kemik iliğinde başlanır.
    2- Yirmi iki haftalık olan bebek de Tat alma duyusu gelişir. Dokunma hissi artar. Vücudunun değişik yerlerine test eder. Bebek erkekse testisleri aşağı doru karnından inmeye başlar. Bebek kız ise yumurtalıkları ve rahim yerindedir. Vajinası gelişmiştir.
    3- Yirmi üç haftalık bebek hayata hazırlamaya başlamıştır. Bu haftadan sonra doğan bebeklerde akciğerler çalışır. Bebeğin solunum hareketi başlamıştır. Yoğun bakımda bu haftada doğan bebekler yaşatılmaktadır ama sakatlıklar görülmektedir.
    4- Yirmi dört haftalık bebek genellikle baş aşağı durmaktadır. Bu hafta dünyaya gelen bebeğin yaşama şansı %50 dir.

    Bebek minyatür gibidir. blankGözleri gelişmiştir, dudakları belirgindir. Kaşlarını çatar, gözlerini hareket ettirir, sesleri duyabilir. Akciğerinde hava yoktur ama solunum hareketleri yapar. Ayak ve el parmaklarında parmak izi şekillenir. Bebeğinizin öksürme hıçkırma gibi hareketlerini hissedebilirsiniz. Hala cildi kırışık ve kırmızıdır. Yaklaşık dört saatte bir amniyon sıvısı kendini yeniler. Bebeği darbelerden korur ve ısısını düzenler. Bebeğin boyu 28-35 cm kadardır 700-900 g ağırlığındadır. Annenin göğüslerinden sarımsı damlalar gelebilir. Bu bebek için çok değerli olan ağız sütüdür. Ağrısız kasılmalar rahimde ara sıra meydana gelir. Eğer bu kasılmalar sizi endişelendiriyorsa hemen doktorunuza başvurun.
    Eğer bir saat de altı defadan fazla kasılmalar varsa erken doğum belirtisi olabilir. Ani hareketlerden ve dönmelerden kaçınılmalıdır. Kasılmalar rahim kaslarında gerilip gevşeyerek doğuma sizi hazırlar. Yüzde ve karında cilt değişikliği meydana gelir. Sırt da ve belde ağrılar olabilir. Sıcağa karşı duyarlılık artar çok fazla terlenir. Bu yüzden bol su içmek gerekir. Cinsel isteğiniz artabilir azalabilir. Ağırlığın artması ile hareketleriniz kısıtlanabilir.

    Kan üretimi artmıştır. Solunumdan dolayı göğüs kafesi genişler. Hamilelikte annenin diş problemleri artar. Hamilelik hormonu diş etlerini etkiler. Diş etleri kanar, şişer ve iltihaplanır bunlarda diş eti kanamasına sebep olur. Hamilelikte diş çürümeleri artar bu yüzden diş bakımı iyi yapılmalıdır. Dişler düzenli olarak fırçalanmalı iple temizlenmelidir. Dişler kanasa da bakımı iyi yapılmalıdır çünkü diş çürükleri en fazla hamilelikte meydana gelir. Kalçada, karında ve göğüslerde gerilmeye bağlı kırmızılık oluşur. Kaşıntı meydana gelir. Kremlerin pek faydası olmaz ama yinede yumuşatıcı bir krem sürmek gerilme ve kaşıntıyı rahatlatır. Göğüslerdeki sarkmayı engellemek içinde tam destekli bir sutyen kullanmak yararlı olur.

  • Kemik iltihabı nedir?

    Kemik iltihabı nedir?

    Kemik iltihabı nedir?

    Kemik iltihabı, tıptaki adıyla osteomyelit, 2 tür ana başlık altında incelenir.

    Akut olarak kemik iltihabı: bunlar kan yoluyla geçer ve çocukluk çağında çok sık görülmektedir.  Herhangi bir üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı olarak kemik iltihabı oluşabilmektedir. Vücudun her hangi bir yerinde ki enfeksiyonu kan dolaşımı yoluyla kemiklerde yerleşmesi kemik iltihabına yani akut osteomyelit e sebep olmaktadır.

    Kronik olarak kemik iltihabı: bunların temelinde önceden geçirilmiş olan ameliyatlar ya da kazalar, yetersiz tedaviler ya da akut kemik iltihabının yetersiz tedavisi kronik olarak kemik iltihabına yani kronik osteomyelit e neden olur.

    Risk faktörleri nelerdir?

    1. Diyabet
    2. Kanser türleri
    3. Vücut direnç sistemini zayıflatan ilaçlar
    4. Yaşlılık
    5. Aşırı şekilde tütün kullanımı
    6. Aşırı derecede alkol kullanımı

    Bu gibi faktörlerden oluşan enfeksiyonlar vücuda girerek kemik iltihabı yani osteomyelit e sebep olabilmektedir.

    Kemik iltihabı belirtileri nelerdir?

    1. Kemik iltihabı belirtileri ya da osteomyelit belirtileri iki ana başlık altında toplanır.
    2. Genellikle yeni doğan bebeklerde görülen kemik iltihabı türleri vardır. Yeni doğan bebek sanki bacağı felçli gibi hiç oynatmıyorsa bu kemik iltihabı osteomyelit e işaret olabilmektedir.
    3. Eklem yerlerinde görülen kızarıklık
    4. Eklem yerlerinde görülen şişlik
    5. Ağrı
    6. Hassasiyet
    7. Bölgenin fonksiyon kaybı gibi faktörler başlıca belirtileridir.

    Kemik iltihabı ya da osteomyelit rahatsızlıklarında uzmanın önermesi ile çekilen röntgen ile görülen öle kemik dokuları osteomyelit e yani kemik iltihabına yönelik bir belirtidir.

    Kemik iltihabı yani osteomyelit tedavisi nasıl yapılır?blank

    1. İki ana başlık altında kemik iltihabı yani osteomyelit tedavisi yapılabilmektedir.
    2. İlk tür olan akut kemik iltihabı ya da akut osteomyelit acil bir şekilde tedavi edilmesi gerekmektedir.
    3. Bebekte oluşan bir akut kemik iltihabı ya da akut osteomyelit var ise acilen süt verilmesi kesilmeli ve bebeği anesteziye hazırlamalıdır. Önce lokal anestezi ile bebeğin iltihabik bir durumu olup olmadığı tespit edilmelidir. Şayet var ise kemik iltihabı ya da akut osteomyelit olan yerin açılıp burada ki iltihabın alınması gerekmektedir. Buranın yıkanıp ve temizlenip tekrar kapanması ile tedavi bitirilmektedir.
    4. Kronik olan kemik iltihapları ya da kronik osteomyelit lerde acil müdahale gerekmemektedir. Öncelikle ayrıntılı planlama yapılmalıdır. İltihabın yayılma durumu var mı diye tespit edilmesi gerekir. Ardına tıpkı bir kemik tümörü alınacakmış gibi geniş alanları açarak cerrahi müdahale gerekmektedir. Bu işlemde kemik açıldığı zaman ölü kemik dokularına ulaşıp oranın yıkanması ve temizlenmesi gerekmektedir. Ardına o ölü boşluğun nasıl doldurulacağı ya da tamir edileceği uzman cerrah tarafından düşünülüp genellikle de kemik kaydırma işlemleri yapılarak boşluklar doldurulmaktadır.

    Kemik iltihabı korkulacak bir ameliyat olmayıp hemen hemen herkesin her yaşta olabileceği bir ameliyat türüdür.

  • Hamileliğin 3. ayı

    Hamileliğin 3. ayı

    Gebeliğin 3. ayı
    Dokuz haftalık olan bebekte vücudu şekillenmeye başlar bebeğin başı diğer taraflarına göre daha büyüktür. Ayak ve el parmaklarında tırnaklar oluşmaya başlar. Genital organları ve sindirim sistemi gelişmeye başlar. Bebek hareket etmeye başlasa da bunlar çok küçüktür anne bunları hissetmez.

    Onuncu haftada vital organlar gelişir. Parmaklar ayrılmaya başlar. İskeletle beraber dişlerde gelişmeye başlar. Göz çukuru oluşur. Ama gözler kapalıdır. Beyin hızla gelişmeye devam eder. Bebek erkekse testisler testosteron üretimine başlar.
    On birinci haftada kulaklar başın iki yanında gelişir. Bebek erkekse penis farklılaşması olur.
    On ikinci haftada bebeğin yüzünde burun ve çene gelişimi olur. Tırnak gelişimi tamamlanır.
    Bebek insana benzemeye başlar. Başı dikleşir. Dokuları ve organları şekillenmiştir. Yaşamsal organlar gelişmiştir. Organlar bu ayın sonunda çalışmaya başlar. Böbrekler çalışır idrarını yapabilmektedir. Bebek daha detaylı görülür. Saçları tüy gibi belirir. Gözleri şekillenmiştir. Tekme atmaya ve yutmaya başlar. Cinsel organı gelişir kız veya erkek olduğu belli olur. Kalp atışları aletle duyulur. Boyu iki katına çıkar. Boyu altı cm ağırlığı on beş gr civarındadır.

    Bu dönemde hamilede yaşanan durumlar:
    1. Hamileliğin üçüncü ayında duygusal dalgalanmalar yaşayabilirsiniz.
    2. Kendinizi yorgun hissedebilirsiniz.
    3. Göğüslerde hassasiyet, dolgunluk ve göğüste uç kısımda kararma olur.
    4. Sık idrara gitme ihtiyacı doğar.
    5. vajinal akıntılar yapışık, yoğun ve beyazdır.blank
    6. Hamilede şikâyetleri ve uykusuzluk devam edebilir.
    7. Bağırsak hareketleri yavaşlar kabızlık olabilir.
    8. Baş dönmesi ve baş ağrısı olabilir.
    9. Bazı kadınlarda yemeklerden tiksinme ya da aşerme olur.
    10. Hamilelik esnasında yüzde ya da boyunda kahverengi lekeler görülebilir.
    11. Kan basıncınıza ve kilonuza dikkat etmelisiniz.
    12. İdrar tahlilleri yapılmalı.
    13. Rahim yüksekliği ölçülmeli.

    Annede kusma ve bulantı üç ayın sonunda genellikle geçer. Kan yapımının artmasına bağlı olarak çarpıntı ve baş dönmesi olabilir. Gözdeki basınç artar. Bu doğumdan altı hafta sonra azalır. Gözde lekelenmeler olur bu doğumdan sonra geçer. Hormonların artmasından dolayı memelerde ve süt bezelerinde büyüme olur.

    Memelerin uçları renk değiştirip koyulaşır. Ağırlaşır ve dolgunluk hissedilir. Üç ayın sonunda idrara sıkışma normale döner.
    Alt karında kramp ve seğirmeler hissedilir. Ani hareketlerde bağlarda gerilme olacağından şiddetli ağrı olabilir. Rahatsız etmesine rağmen zararsızdır. Anne bu dönemde ortalama bir kilo alır. Asıl kilo alışı hamileliğin ikinci yarısındadır.
    Annede bulantı. Ateş, kramp, kanama, parça düşürme, kanama, lekelenme, ağrılı idrar yapma, şiddetli kabızlık, kasık ağrısı, devamlı baş ağrısı, idrar yapamama gibi durumlarda doktoruna gitmelidir.

  • Dukan diyeti

    Dukan diyeti

    Dukan diyeti son yıllarda oldukça popüler bir diyet. Popüler olmasının sebebi ise hızlı bir şekilde kilo verdirmesidir. Hızlı olduğu kadar aç bırakmadan da kilo verdirdiği için bayanları dikkatini çekiyor. Çok ünlü kişilerin bile dâhil olmak üzere bu diyet sayesinde kilo verdiklerine şahit olduk.

    Dukan diyeti atak evresi:

    Bu evre en fazla 10 gün sürüyor. Aşarı kilosu olanlar 10 gün atak evresi yapıyorlar. Genellikle 5 gün yapılmaktadır. Bu evrede sadece protein tüketilmektedir. Bu evrede yenilebilecek yiyecekler şunlardır;

    1. Dana eti ve sığır eti
    2. Sakatatlar (karaciğer, böbrek, dil)
    3. Yağlı, yağsız ızgara ya da buğulama balık türü yemekler
    4. Deniz ürünleri. Kabuklu deniz ürünleri de olabilir kabuksuz da olabilir. Örneğin karides, yengeç, ıstakoz vs.
    5. Derisiz beyaz et yani tavuk, hindi, ördek, kaz eti
    6. Yağsız olmak şartıyla tüm süt ürünleri. Peynir türleri, yoğurt türleri gibi
    7. Günde 2 lt su
    8. Gün içerisinde 20 dk. yürüyüş
    9. Şekersiz olmak koşuluyla içebileceğiniz tüm sıvı içecekler

    blank

    Dukan diyeti seyir dönemi

    Bu dönemde ise protein ile birlikte sebze de alınabilmektedir. Bir gün sebze bir gün protein tüketilmektedir. Ya da 5 gün sebze 5 gün protein tüketilmektedir. Bu evrede yenilebilecek yiyecek listesi;

    1. Atak evresinde verilen tüm gıdalar
    2. Çiğ ya da pişmiş sebzeler ( domates, turp, pırasa, yeşil fasulye, mantar, kuşkonmaz, salatalık, ıspanak, lahana, kereviz, yeşillik türleri, rezene, kabak biber, havuç, pancar, hindiba, patlıcan )
    3. 25 dk. yürüyüş

    Dukan diyeti güçlendirme rejimi:

    Bu evrede kaç kilo verdiyseniz o kadar günün 10 katı kadar diyete devam edilmeli. Yani 10 kg verdiyseniz bu evreyi 100 gün uygulamalısınız. Bu evrede yenilebilecek diyet listesi;

    1. Atak rejiminde yenilen tüm yiyecekler
    2. Seyir döneminde kullanılan tüm sebze türleri
    3. Her gün az miktar da olmak üzere bir öğün meyve
    4. Günlük 2 dilim tam tahıl ekmek
    5. 40- 50 gr az yağlı peynir
    6. 7 günde 2 kez nişastalı yiyecek
    7. Kuzunun but kısmı
    8. 2 kaşık yulaf kepeği
    9. 25 dk. yürüyüş

    Dukan diyeti koruma evresi:

    1. Bu evrede haftada ki 6. Günün de istediğiniz her yemeği yiyebilirsiniz.
    2. İlk 3 evreyi sakın atlamayın, mutlaka harfi harfine uygulayın
    3. Tüm yaşamınız boyunca haftada bir gün mutlaka sadece protein ile beslenin
    4. Hayatınızda hiç asansör ile tanışmamışsınız gibi davranın ve hiç asansöre binmeyin
    5. Tüm hayatınız boyunca yulaf kepeği yemeyi ihmal etmeyin

    Dukan diyeti özet olarak bu kadar. Bunlarla birlikte yürüyüş yapmaktan asla vazgeçmemeniz gerekmektedir. Dr. dukan uyarmakta ve demekte ki yürüyüş tüm yaptığınız spor çeşitlerine bedeldir. Sağlığınızı ve fit vücudunuzu diyetlerle birlikte yürüyüşlere de borçlu olacaksınız

  • Et beni nedir?

    Et beni nedir?

    Et benleri; genetik olarak tüm insanlarda oluşur. Et benleri genellikle otuz yaşlarından sonra kadın erkek herkeste görülür. Zaman geçtikçe sayıları artar. Çoğunlukla küçük kahve benleri ortalama gri Ya da deri rengindedir. Ufak bir sapla deriye bağlıdır. Bazen leblebi bazen de bir ceviz kadar büyük olabilir. En sık koltukaltı, gözkapağı, kasık gibi sürtünen yerlerde olurlar. Sırtta veya gögüste de olabilirler.

    Dokununca yumuşak olan benler enfeksiyonla Ya da tahriş olursa ağrı ve yanma yapar. Kolye veya kıyafete takılırsa, kaşınırsa yanma ve hassasiyet olur. Böyle durumlarda ağrı ve kızarıklık gelişir. Yıllar geçtikçe artar ve kilo aldıkça da sayıları çoğalır. Et benleri zararsız oluşumlardır. Bu benlerin kansere dönme olasılığı yoktur. Tehlike oluşturmamaktadır. Güneş ışığı, terleme, sürtünme gibi faktörler oluşumunu hızlandırır. Hamilelikteki hormon etkileri, gebelik önleyici haplar, hormon sayılarının çoğalmasında etkilidir. Et benleri genellikle birden fazladır. Bazı kişilerde20-30 tane bile olabilir. Kaşıntı bazı insanları huzursuz edebilir. Kir veya leke gibi et benigöründüğünden estetik olarak sorun teşkil eder. Et benlerini yok etmek çok kolay ve kısa bir işlemdir. Yakılma işlemiyle yok edilir. Başarılı ve etkili bir metottur. Ağrı hissedilmemesi için iğneli anestezi uygulanır. İşlem sonrası ağrı hissedilmez. Birkaç günde kabuk olur 3-5 günde düşer ve iz bırakmaz.

    Kişi kendi başına koparmaya ya da kesmeye kalkarsa kopan yerde yara oluşur. Kaşıntı yapar. Kaşındıkça yara büyür ve oradaki hücreler tahriş olur.  Tahriş olan yerde hücreler artar bu hücrelerin artmasıyla yara kansere çevirir. Benler doğuştan olabileceği sonradan da oluşabilir. Doğuştan olan benlerin ellenmedi zaman hiçbir zararı yoktur. 15 yaşından sonra olan benler farklıdır. Kansere dönüşme ihtimali vardır. Yaş ilerledikçe rengi koyulaşır büyüklüğü artar.

    Et benleri genellikle ciltte melanosit denen zararsız hücreler halinde çıkar. Bazen kafa derisi tırnak altı gibi görülmesi zor yerde de olabilir. İnsanların çoğu 10ila40 arası et benine sahiptir. Et benleri ortalama 50 yıl sürer. Bu yüzden yaşlanınca kaybolur. Benin yüzeyi kırışık veya pürüzsüz olabilir.

    Benlerde riskli olan faktörler vardır. Doğumda olan benler büyük olup cilt kanserinin ölümcül olma riskini artırır. Avuç içi kadar olan benleri doktora göstermek faydalıdır. Büyük ve şekilsiz benlerimde kontrol ettirmelidir.

    Erişkinlikte bir ben oluşursa ve bu sorunlar varsa mutlaka doktora başvurmak gerekir.

    1. Ağrı varsa
    2. Yanma ve kaşıntı varsa
    3. Kanama ve akıntı varsa
    4. İltihaplıysa
    5. Kabuklu veya pulluysa
    6. Şekil yükseklik veya renk değiştiriyorsa sizi endişelendiren bir durum varsa bir cilt doktoruna gitmekte fayda vardır. 3 yılda bir genel sağlık kontrolünden geçmekte önlem açısından gereklidir.

    Aynı zamanda kişilerin kendi kendilerine de önlem almaları gereklidir. En önemli korunma ise güneş ışıklarıdır. Sabah10 ile öylen2 arasında güneşin zararlı uv ışınlarına maruz kalmamalıdır. Güneşe çıkmadan en az yarım saat önce koruma faktörlü bir krem sürerek önlem alınmalıdır.

  • Hamilelikte 4. Ay

    Hamilelikte 4. Ay

    Hamilelikte dördüncü ay: bu dönemde hamileliğin belirtileri olan bulantı ve yorgunluk gibi şikâyetler ve düşük riski genellikle azalır. Bu dönemde bebeğin ilk hareketleri hissedilir. Rahimdeki bu ilk hareketleri kadınlar mideden geliyor zannedebilir. Ama bu hareketlerin bebekten geldiğini anlayınca müthiş bir mutluluk duyulur. Tabiî ki bunu babayla da paylaşmak gerekir.
    Dışardan bakılınca hamile olduğunuz anlaşılabilir. Bebek şekillenmiştir.
    Vücut hormon üretimine devam eder. Salgılanan hormonlar kolay doğurabilmek için eklemleri ve kasları yumuşatır.

    1. Kabızlık artabilir
    2. Daha çok terleyebilirsiniz
    3. Ani sancılar olabilir, rahim büyümektedir, bağlar gerilir.
    4. Sık çıkmaya başlanır. Bazı yemeklere karşı tiksindi olabilir.
    5. Sık idrara gitme azalır. Bol su içmek gereklidir. İdrar yolları hastalıkları riski artar.
    6. Diş eti kanaması olabilir.
    7. Baygınlık hissi ve baş dönmesi olabilir.
    8. Vajina da beyaz akıntı olabilir.
    9. Bilekler de, ayaklarda, ellerde ve yüzde şişme başlar.
    10. Bacaklar da varis olabilir.
    11. Arada sırada baş ağrısı olabilir.
    12. Sinirlenme, öfkelenme, ağlama gibi duygusal değişiklikler yaşanabilir.
    Bebekteki değişikler;
    1. Bebeğin kaşları, kirpiği, parmak tırnakları ve saçı şekillenir. Ses telleri oluşmuştur, tad alma duyusu gelişmeye başlar.
    2. Kolları, eller, kulakları, parmakları, ayakları, bacakları ve tırnakları şekillenmiştir.
    3. Hıçkırmaya ve ya ışığa karşı duyarlılık başlamıştır.
    4. Bebek artık bakmaya başlar.
    5. Bebeğe kan göbek kordonundan direk gider.
    6. Böbrekleri göreve başlamıştır. Bebek soluk alıp verdikçe amniyon sıvısını çeker.
    7. Bebekte ki tüm organlar oluşmuştur.
    8. Bir bardak civarında sıvı bebeği sarar.
    9. Bebeğin iskeleti kıkırdak yapısındadır, lastiğe benzer.
    10. Bebeğin gelişimi hızlıdır. Boyu hızla uzar, kilosu artarblank
    11. 12-14 cm boyundadır, ortalama 250 g kadardır.

    Bu ayda doktor kontrolünde:

    1. Kilonuz ölçülmeli, kan basıncına bakılmalıdır.
    2. İdrar tahlilileri yapılmalıdır.
    3. Bebekte bir hastalık riski olup olmadığı araştırılmalıdır.
    4. Varis oluşumu için bacaklar muayene edilmelidir.
    5. Rahmin büyüklüğü ve pundusun yüksekliğine bakılmalıdır.
    6. Bebeğin kalbi dinlenmelidir.
    16-18 haftalık olan gebede önerilen üçlü test yapılmalıdır. Anneden alınan kanla üç hormonun ölçümü yapılır. Üçlü test rapor sonucunda anormal bir durum vardı ve risk belirlenir. Bu hormonlardan bazıları bebeğin karaciğerinden annenin kanına geçer. Bu hormonlar annenin kanındaki değişiklikleri gösterir.
    Dovn sendromu bu tahlillerle teşhis edilir.

  • Çocuğun ‘bebek nasıl olur?’ sorusuna yanıt

    Çocuğun ‘bebek nasıl olur?’ sorusuna yanıt

    Küçüklükten beri bir ritüel vardır. Bebekleri leylekler getirmiştir. Ama artık yeni çağda ki çocuklar bu ritüele inanmıyorlar. Her şeyin oldukça mantığı içerisindeler. Onları bu tip hikâyeler ile kandırmak pek mümkün olmuyor. Genellikle 4 ya da 5 yaşına geldiklerinde anne ve babalarına çocuklar, bebekler nasıl dünyaya gelir diye soru yöneltmeye başlarlar. Şayet çocuk bu soruyu daha önce size sormamış ise kesinlikle daha sonra sorar mantığı ile siz kendiliğinizden bu tür konulardan bahsetmemeniz gerekmektedir. Çocuk soruyu sorduktan sonra çocuk anne ya da babaya hangisine soruyorsa, kesinlikle hiç beklemeden hemen o anda çok endişelenmeden, çocuğu reddetmeden ya da bir başkasına aktarmadan hemen cevabını vermesi gerekmektedir.

    Burada yapılacak olan en basit ve doğru açıklama,  anneden gelen yumurta ile babadan gelen tohumların birleşmesi ile anne karnında bebek oluşur, bebek karın da çok güvenli bir şekilde büyüdükten ve 9 ay beslendikten sonra, annenin bacaklarının arasından ya da karnından bebek dünyaya gelir, demektir.blank

    Çocuklardan bu konu hakkında daha farklı olarak çok soru gelmemektedir. Bazı durumlarda farlılık gösterip te gelebilmektedir. Bu şekilde farklı sorular geldiğinde çok kısa açıklamalar yapmanız gerekmektedir. Bu da şu şekilde olabilir; anne ve baba birbirlerini çok severler ve sevgilerini daha da büyütmek adına bir bebek yapmak isterler. Her zaman her anne baba bebek yapmayı düşünmezler ancak birbirlerini çok sevdiklerinde beraber olurlar, o beraberlik içinde babanın tohumu ile annenin yumurtası birleşip anne karnında ile anne karnında bebek oluşur, bebek karın da çok güvenli bir şekilde büyüdükten ve 9 ay beslendikten sonra, annenin bacaklarının arasından ya da karnından doktor amcaların yardımı ile alınarak bebek dünyaya gelir.

    Kız çocuğu ile erkek çocuğa farklı açıklamalar yapmak gerekir mi?

    Kız çocuğunuz olsun ya da erkek çocuğunuz olsun sonuçta hangi cinsiyette olursa olsun onlar sizin evladınız olduğu için aynı açıklamaları yapmak durumunda kalacaksınız. Çünkü cinsiyetin bir önemi olmamakla birlikte anlatılan şeyler aynıdır. Önemli olan şey çocuğunuz size bu soruları yönelttiği zaman kesinlikle kızarıp bozarmadan hiç sıkılmadan mahcup bir duruma düşmeden ona direkt cevap verebilmenizdir. Çünkü sıkılır ya da utanırsanız bunu çocuğunuz hemen hissedecek ve bu konunun üzerine daha çok gidecektir. Bu ise anne ya da babayı daha da sıkıntıya sokacaktır. Hiç uzatmadan hemen cevap vermeniz anne için de baba için de en mantıklısıdır.