Yazar: celile2

  • Göz kararması nedir, nedenleri nelerdir?

    Göz kararması nedir, nedenleri nelerdir?

    Göz kararması ne demektir?

    Ani durumlarda oluşan gözün önünü görememe durumudur. Bu şekilde hasta görme bozukluğu yaşamakta ancak geçici bir bozukluk olmaktadır bu durum.

    Göz kararması çok ciddi rahatsızlıkların belirtisi olabileceği gibi çok masumane bir şekilde de ortaya çıkabilmektedir. Bir ya da iki defa tekrarlanan göz kararmalarını çok önemsememek gerekmektedir.

    Ancak göz kararmanız sürekli olarak devam ediyorsa özellikle de bunun yanında bulantı ve baş dönmesini de getiriyorsa mutlaka bir hekime görünmeniz gerekmektedir. Göz kararmaları bazen sürekli olduğu halde önemsenmemektedir. Geçici bir tansiyon düşüklüğüdür diye üzerine düşmediğiniz durumlar olabilir, ancak bu çok önemli bir rahatsızlığında belirtisi olabilmektedir.

    Uzman hekime gittiğiniz zaman şikâyetlerinizden bahsettiğinizde göz kararması olan kişiyi muayene ederken başka rahatsızlık belirtilerinin olup olmadığına bakması gerekmektedir. Hatta sizden beyin MR ı isteyebilir. Çünkü beyinde oluşabilecek sorunlar beraberinde göz kararması getirmektedir.

    Göz kararması nedenleri?

    1. Tansiyonun düşmesi ile göz kararması olabilir
    2. Tansiyonun yükselmesi ile göz kararması olabilir.
    3. Şekerin yükselmesi ile göz kararması olabilir
    4. Şekerin düşmesi ile göz kararması olabilir.
    5. Oturduğunuz yerde tansiyonunuz normal iken birden ayağa kalktığınızda oluşan tansiyon düşüklüklerinde göz kararması olabilir.
    6. Bazı mide kanamaları türlerinde göz kararması olabilir.
    7. Nabız artışlarında göz kararması yaşanabilmektedir.
    8. Sıcak ortamlarda göz kararmaları yaşanabilir
    9. Aşırı ter kaybında göz kararmaları olabilir
    10. İshal gibi çok fazla su kaybı yaşanan durumlarda göz kararması yaşanabilir.
    11. Kusmalarda göz kararması yaşanabilmektedir.
    12. Stresli ortamlar kişide göz kararması yaşatabilmektedir
    13. Psikolojik sorunları olan kişiler göz kararması yaşayabilmektedir
    14. Kötü bir haber alındığında göz kararması yaşanabilmektedir.
    15. Kullanılan ağır ilaçların yan etkileri olarak göz kararması yaşanabilmektedir.

    Göz kararması hangi hastalıkların belirtisi olabilir?

    1. Göz kararması ile birlikte mide bulantısı mevcut ise bu mide hastalıkları olabilmektedir.
    2. Ülser ya da gastrit gibi mide ile ilgili hastalıklarda göz kararması olabilmektedir.
    3. Mide kanamaları sırasında göz kararması yaşanabilmektedir
    4. Tansiyon hastalıklarının belirtisi olabilmektedir
    5. Şeker hastalıklarının belirtisi olabilmektedir
    6. Vertigo denilen iç kulak ile ilgili olan denge problemi olarak ta adlandırılan hastalıklarda da göz kararması yaşanabilmektedir
    7. Beyin tümörlerinde ya da beyin damarlarıyla ilgili hastalıkların göz kararması gibi belirtileri olabilmektedir.
    8. Migren hastalığına paralel olarak göz kararması belirtileri görülebilmektedir.
    9. Besin zehirlenmesine paralel olarak göz kararması belirtisi göstermektedir.
    10. İshal başlangıcı gibi rahatsızlıklar göz kararması belirtisi göstermektedir.
    11. Taşikardi gibi ritim bozuklukları ya da nabız ile ilgili olan rahatsızlıkların belirtisi olarak göz kararması görülebilmektedir.

    Bu tür belirtilerin dışında çok nadir olmak üzere bulunduğunuz ortama göre bedensel olarak yaşayacağınız değişikliklerden kaynaklıda göz kararmaları yaşanabilmektedir. Burada önemli olan sürekli kararmalar ise mutlaka hekiminize görünmenizdir.

  • Hamilelikte Tiroid

    Hamilelikte Tiroid

    Tiroit nodülleri yani boynumuzda yer alan tiroit bezi içerisinde bulunan ve ultrason ile tespit edilen bazı kitlelerdir. Bu nodüller için iki şey çok önemlidir. Birincisi hormon salgılayıp salgılamadığı ikincisi ise kistik bir kitle mi yoksa kıvamlı bir kitle mi olup olmadığıdır. Bunları ultrason ve hormon testlerinden sonra saptadıktan sonra uzman hekim tarafından bir kanser şüphesi gözlenmiş ise mutlaka bir biyopsi alınmalıdır.
    Hamilelikte döneminde tiroit bezinde ki nodüllerin ne olduğunu araştırmaya yönelik testler arasında önerilen teknik ultrason ile tespit edilmesidir. Bu şekilde nodülün cinsi ve de sayısı belirlendikten sonra ince iğne ile biyopsi yapılarak o kitlenin içinden sıvı ya da parça alınır. O parça ya da sıvının incelenmesi neticesin de bir tanıya varılması mümkündür. Şayet tanı kanser şüphesi ve ya kanserse bu ameliyat hamileliğin 3. Ayından sonra ya da doğumdan sonra yapılmalıdır. Çünkü tiroit bezi hamilelikte büyüdüğü ve kanlanması arttığı için tiroit ameliyatlarında var olan riskler nispeten daha fazla olur. O nedenle tiroit bezlerinde bulunan nodül ameliyatları şayet kanser şüphesi yoksa hiçbir şekilde hamilelikte yapmamak gerekir, kanser şüphesi varsa hamileliğin üçüncü ayından sonra ya da doğumdan sonra dikkatli ve bu konuda uzman olan bir hekim tarafından ameliyat hemen yapılmalıdır.
    Nodül hormon salgılayan bir nodülse şayet bu hipertiroide neden oluyorsa o zaman da tiroit hormonunu düşürücü ilaçların hastaya verilmesi gerekmektedir. Tanı işlemi olarak uygulanan iğne ile sıvı ya da parça alma yöntemi ve yahut ta ultrason ile tespit yöntemi hamilelik döneminde de rahatlıkla uygulanabilecek bir yöntemdir. Bu yöntemlerden alınan tanı ile de tedavi yöntemleri uygulanmalıdır.
    blankTiroidi olan hamile bayanlar iyot takviyesi almalı mıdır?
    İyot havada ve bazı besinlerde olan bir maddedir. Örneğin sebzeler de yumurta da kırmızı et te iyot bulunmaktadır. Yani çoğu durumlarda iyot eksikliğinden kaynaklanan bir durum ortaya çıkmamaktadır. Kişinin tiroit bezi iyodu dışarıdaki havadan ya da yediklerimizden kaparak kendisi hormona dönüştürecek şekilde içinde biriktirir. İyot eksiklikleri yaşandığında tiroit bezi daha fazla iyodu kapmak için büyüyecektir. Buna ise guatr adı verilir. Guatr bir hastalık olmamakla birlikte iyot eksikliğine karşı vücudun bir yanıtıdır. Şayet guatr yeterince yine iyot alamaz ise o zaman bu sefer iyot eksikliğine bağlı olarak hipotiroid ortaya çıkacaktır. Bu durumda da bir uzmanın tavsiyesi ile kişinin iyot takviyesi alması gerekecektir.

  • Hamileliğin 2. ayı

    Hamileliğin 2. ayı

    Gebeliğin ikinci ayı:

    Bebek değişmekte ve büyümektedir. Hamileliğin 5/8 haftalarında bebeğin hücreleri özel fonksiyonlara başlamaktadır. Bebeğin dış görünümü şekillenmeye başlamıştır. 5 haftaya kadar bir hücre yığını olan bebek artık embriyodur. Bu haftadan itibaren vücut yapısı ana hatlarıyla oluşmaya başlar. Embriyo 3 bölümden oluşur. Tüm organlar ve dokular embriyodan gelişir. Üst kısım bir oluk şeklindedir. Bu oluk bebeğin omurilik, omurga, beyin ve omuriliğin gelişebileceği nöral tüpü oluşturur. Dolaşım sistemi ve kalp embriyonun orta kısmındadır. Embriyonun ortasındaki kabartıda kalp gelişir. 5 inci haftanın sonunda kan damarları oluşur. Bebeğin döllenmeden 21/22 günlükken kalbi atmaya başlar. Kalp atışları yalnız ultra sonla duyulur.

    Bebeğin ilk göreve başlayan organ sistemi dolaşım sistemidir. İç kısımdan, bağırsaklar, akciğerler ve idrar torbası oluşur. Diğer organlar bu organların gelişiminden sonra oluşur. Döllenmeden sonra bebek mikroskobik boyuttadır.  Gebeliğin 6 haftasında gelişme hızlanır bebeğin ölçüleri üç kat artar. Yüz hatları görülmeye başlar, gözlere dönüşecek optik kesecikler oluşur. İç kulak oluşmaya başlar. Dokuların oluşturduğu yüzde dudaklar oluşacaktır. Beyin çok hızla büyür. Kranial sinirler görülmeye başlar. Bebeğin ortasında kırk küçük doku gelişir. Bunlar kasları, omurları ve bağ dokusunu oluşturur. Bebeğin bacaklarında ve kollarında küçük kemikler oluşmuştur. Bebek ortalama üç mm dır.  blankYedi haftalık olan bebekle eşi arasındaki göbek kordonu rahimde görülür. İki atardamar ile bir toplardamardan oluşur göbek kordonu. Oksijenden ve gıdalardan zengin olan kan göbek kordonuyla bebeğe ulaşır. Gelişmekte olan beyinin düzgün yüzeyi ultrasonla görülür. . Ağız açıklığı, burun delikleri, göz rengi ve kulak yapıları görülebilir. Bebeğin yüzü daha ayrıntılıdır. Lens yapısı oluşmaktadır.  Bebeğin kolları, bacakları, elleri ve ayakları şekillenirken parmakları bir hafta sonra meydana gelir.  Yedinci haftada bebek ortalama 8,5 mm ir.  Sekiz haftalık olduğunda bebek ayak ve el parmakları birbirine yapışık olarak şekillenir. Bilekler ve dirsekler açıkça görülür. Dirseklerini ve dizini bükebilir. Göz kapaklarının oluşumu başlar.  Burun, kulak ve üst dudak belirginleşir. Bağırsaklar ve sindirim kanalı gelişimini sürdürür. Bebeğin boyu ortalama 12,5 mm ir. Bebek bu dönemlerde dış tepkilere karşı hassastır. Tüm organlar oluşmaktadır.

    Bu dönemde bebeğe bunlar zarar verebilir.

    • 1-teratojenler (  alkol, uyuşturucu ve bazı ilaçlar)
    • 2-enfeksiyonlar( kızamıkçık, kızamık, toksa plazma)
    • 3-radyasyon( kanser tedavisinde kullanılan iyonize radyasyon)
    • 4-yetersiz beslenme ( ileri derecede yetersiz beslenme bebeğe çok ciddi zararlar verir. )Bebeğin hücre gelişimi için yeterli beslenme şarttır.) bu iki ayda kullandığınız ilaçlara ve beslenmenize dikkat etmelidir.
  • Asperger sendromu nedir?

    Asperger sendromu nedir?

    Asperger sendromu nedir?

    Asperger sendromu yaygın olan gelişimsel sendromlardan bir tanesidir. Bu sendrom otistik spektrum bozuklukları arasına girmektedir. Bir tür otizm bozukluğudur. Asperger sendromu zekâ geriliği olmaksızın olan bir otizm bozukluğudur. Bu sendromun adının asperger olmasının sebebi, bu sendromu ilk keşfeden kişi olan Hans Asperger in ismini almıştır.

    Asperger sendromu tanısı oldukça zordur. Çünkü yaygın olan gelişimsel bozuklukların tümü birbiriyle ve sıklıkla karışabilmektedir. Bu nedenle tanıda oldukça güçlük yaşanabilmektedir, diğer otistik bozukluklarla karışabilmektedir. Arperger sendromunun tanısı çok küçük yaştan itibaren bazı belirtilerin hareketlerin takibi ile gözden geçirilmesi ile tanısı konulabilmektedir.

    Asperger bozukluğu çok sık görülen bir rahatsızlık değildir. Toplumda bebeklik ve çocukluk yaşlarında ortaya çıkmaktadır. Genel olarak erişkin yaşlarda tanınması çok nadir olmuştur. Yani çocuklukta hatta bebeklikte başlar ve ileriki yaşlarda da asperger sendromu yaşanabilmektedir.

    Asperger sendromunun davranış özellikleri nelerdir?

    Asperger sendromu yaşayan çocuklar, otistik çocuklardır. Otistik demek kelime anlamıyla kendi iç dünyasında tek başına yaşayan demektir. Bu çocukların kendilerine ait bir dünyaları vardır ve genellikle onların bu özel dünyasına girmek ve bu dünyalarına müdahale etmek kolay bir durum değildir.

    Arperger sendromlu çocuklar nasıl davranır diye bir soru yöneltilirse şayet, bu çocuklar başkaları ile konuşurlar, bir ilişkide bulunurlar ancak başkalarının duygularını algılamakta algılasalar bile o duyguya uygun karşılık vermekte güçlük çekerler. blankArperger sendromlu çocuklar ile konuşabilirsiniz, onların ilgi alanları içerisinde olduğunuz sürece sizi o alana alırlar ancak onların ilgi alanlarının dışına çıktığınız an sizi yokmuş gibi sayarlar. Bu anlamda da sosyal normlara uymakta biraz güçlük çekebilmektedirler. Karşıdakinin duygusunu anlamakta güçlük çekebilirler hatta sıklıkla duyarsız ya da duygusuz gibi tanımlanabilirler. Ancak kesinlikle duygusuz değillerdir, onlarında duyguları vardır fakat onlar otistik dünyaları içerisinde algılayıp değerlendirip duygu yüklülügü yaşarlar.

    Asperger sendromlu çocuklarda ilgi alanları çok belirgin yönde olduğu için ilgi alanları konusunda sizinle saatlerce konuşabilirler, anlatabilirler ancak başka bir soru yönelttiğinizde sizi duymuyor gibi davranır ya da sizin o esnada orada olmadığınıza kendilerini inandırırlar.

    Belli yetenekleri olabilir, belirli aletlere yönelebilirler. Örneğin enstrüman üzerinde ilgilerini toplamış olabilirler. Bu konuda çok iyidir ancak bu konunun dışına çıktığınız an üstün bir başarısızlık ile karşı karşıya kalırlar. Bu şekilde de müziğe devam etmekte güçlük çekebilirler.

    Arperger sendromlu çocuklar için özel okullar vardır. Ebeveynlerin bu noktada hassas davranmaları gerekir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Gebelikte karın ağrısı yaşanır mı?

    Gebelikte karın ağrısı yaşanır mı?

    Gebelikte karın ağrısı yaşanır mı?

    Gebelikte karın ağrısı yaşanabilmektedir. Gebelikte karın ağrısı zararsız nedenlerle de olabilmektedir, gebeliğe bağlı olarak oluşan riskli durumlarla da ortaya çıkabilmektedir.

    1. Zararsız karın ağrılarına değinmek gerekirse bağırsak hareketlerinin yavaşlaması, mide hareketlerinin yavaşlaması şişkinlik, kabızlık oluşturabilmektedir. Aynı zamanda rahmin büyüyerek çevre dokulara baskı yapması ya da bağ dokusunu germesi gibi nedenlerle de karın ağrısına neden olabilmektedir.
    2. Bununla birlikte son üç aya girildiğinde hazırlık ağrıları denilen ağrılar ve sancılar yaşanabilmektedir. Bunun nedeni artık bebeğin gelişmiş olduğunu belli etmektedir. Artık gebe kadının yavaş yavaş doğuma bedenen hazır olduğunu göstermektedir. Şayet bu ağrılar dinlenerek geçiyorsa kısa sürelerde gelip geçici ağrılar ise bunlar zararsız ve müdahale gerektirmeyen ağrılardır.
    3. Zararlı olan gebelik döneminde ki karın ağrıları ise bir düşük tehlikesi olabilmektedir. Özellikle de kanama ile beraber gelen bir karın ağrısı ise önemsemek gerekmektedir. Böyle durumlarda acilen hekime başvurmak gerekmektedir.
    4. Şayet rahim içerisinde gebelik kesesi görülmediyse ve şiddetli karın ağrıları var ise bu dış gebelik olabilmektedir ve bu da hayatı tehdit eden bir durumdur ve uzmana en kısa zamanda başvurulması gerekmektedir.blank
    5. Daha ileriki safhalarda oluşan karın ağrıları erken doğum tehditti içerdiği için bu ağrıların mutlaka önemsenmesi gerekmektedir. Gebeliğin son 3 ay içinde yani son döneminde plasentanın ayrılması ile oluşan kanama ile ortaya çıkabilecek karın ağrıları hem annenin hem de bebeğin hayatını riske atabileceğinden acilen doktora başvurulması gerekmektedir.

    Peki, bu ağrılar normal ağrılar mıdır?

    Gebelikte oluşan karın ağrıları çok sık bir şekilde görülebilmektedir. Bunların çoğu zararlı ağrılar olmamakla birlikte zararsız gebelik karın ağrılarıdır. Ancak bazı durumlarda bu ağrılar çokta masum olmamaktadır. Özelliklede gebelik söz konusu ise gerek ilk dönemlerde gerekse son dönemlerde karın ağrılarına dikkat etmek gerekmektedir. Bağırsaklarımız gebelik sırasında hormonel olarak yavaşladığı için şişkinlik ve hazımsızlığa bağlı olan karın ağrıları normal olarak kabul edilebilmektedir. Bunun önlemini almak gerekmektedir. Bunun için de gebe kadının yeterince sıvı gıdalar almaları ve yeterince lifli gıdalar almaları gerekmektedir. Ayrıca az az ve sık sık yemek yemek ağrıları dindirici etkide bulunabilecektir. Bununla birlikte gebeliğin ilerleyen dönemlerinde rahmin büyümesi nedeni ile çevredeki dokulara yapmış olduğu baskılar nedeni ile şiddetli karın ağrılarına neden olacaktır. Bunlar zararsız ağrılar olup çok korkmaya lüzum yoktur. Bunlar basit bir pozisyon değişikliği ile ya da biraz dinlenme ile geçebilecek ağrılardır. Son aylara girildiğinde rahim artık doğum için hazırlık yapmaya başladığından kaynaklı karın ağrıları oluşturabilmektedir. Bu tip ağrılarda normal olabilecek zararsız ağrılardır.

    Bu sayılan ağrılar tamamen normal ağrı olup çok ta panik yapmayı gerektirmemektedir. Ancak hamileliğin her evresinde doktor kontrolünde olmak gerekmektedir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Vertigo nedir?

    Vertigo nedir?

    Vertigo toplumda baş dönmesi olarak bilinen bir hastalıktır. Kişinin ya da çevresinin dönmesi ile ortaya çıkan bir tablodur. Vertigolar göz kararmasından başlayıp ciddi anlamda baş dönmesi ile birlikte kişiyi yere yapıştıracak kadar ilerleyebilen bir hastalıktır.

    Vücudumuzda dengemizi sağlayan 3 organ vardır. Bunlardan biri kulağımız, ikincisi gözümüz, üçüncüsü santral sinir sistemimizdir. Bu 3 sistemin koordine hareketi sayesinde baş dönmesi yaşamadan yerçekimi ile yaşayabiliyoruz. Şayet bunların herhangi birinde bozukluk olursa o zaman baş dönmesi denen tablo ortaya çıkmaktadır.

    En önemli baş dönmeleri genellikle kulakla ilgili olan baş dönmeleridir. Genellikle bunlara preferik vertigolar denmektedir. Santral sistemi ile kaynaklı olan baş dönmelerine ise santral vertigolar denmektedir.  Hasta şikâyetlerini sunarak geldiğinde uzmanın ilk işi preferik vertigo mu yoksa santral vertigo mu ayrımını yapmaktır. Ardına buna yönelik bir tedavi uygulanması gerekir.

    Baş dönmesi yani vertigo bir hastalık mıdır?

    blankBaş dönmesi hastalıkların bulgusudur. Tek başına baş dönmesi bir hastalık değil ancak hastalıkları ortaya koyabilecek bir tablodur. Baş dönmesi ya da vertigo kişinin hastalığının teşhisinde yardımcı olacak noktadır. Nereden kaynaklı olarak ortaya çıktığı çok önemlidir. Kulaktan kaynaklı mı yoksa merkezi sinir sisteminden kaynaklı mı bunların teşhisi için önemli bir nokta oluşturmaktadır.

    Vertigonuz var ise hangi alandaki bir uzmana görünmeliyiz?

    Genellikle baş dönmelerinde kişi nöroloğa ya da beyin cerrahına görünmeyi tercih eder. Ancak ilk gidilmesi gereken yeri kulak burun boğaz hekimleridir. Çünkü baş dönmesi orta kulakta bulunan salyangoz denilen kutucuğun içindeki sıvıda bulunan dengesizliklerden kaynaklı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle şayet şikâyetiniz sadece vertigo çerçevesinde bir şikâyet ise bunun teşhisini kulak burun boğaz hekimi koyacaktır.

    Kaç çeşit baş dönmesi vardır?

    İki tip baş dönmesi mevcuttur. Biri santral tipi baş dönmeleri, diğeri ise prefirik yani kulaktan kaynaklı olan baş dönmeleridir.

    Genellikle hastalar ani baş hareketleri sonucunda oluşan baş dönmeleri için uzmana başvurmaktadırlar. Genellikle şikâyetler başımı bir anda yukarı kaldırdım ya da bir anda sağa ve sola çevirdim aniden başım şiddetli olarak dönmeye başladı gibidir. Bu ise genellikle kulaktan kaynaklı olan kanallarda bulunan kristallerin yerlerinden oynayarak oluşturduğu baş dönmeleridir.

    Kanallarda bulunan kristaller neden yerinden oynar?

    1. Daha önceden geçirilmiş olan rahatsızlıklar
    2. Yaşlılık
    3. Stres
    4. Yorgunluk
    5. Yoğun bir yaşam şekli
    6. Kronik rahatsızlıklar
    7. İrsîlik

    Bu nedenlerin hepsi vertigoyu oluşturabilecek nedenlerdir. Belirli bir yaş aralığı yoktur. Her yaşta kişi vertigo hastalığı geçirebilmektedir. Yaşlı insanlarda daha sık görülmektedir. Bu tür durumlarda yapılması gerekenler çok fazla başınızı hareket ettirmemelisiniz. En kısa zamanda öncelikle bir kulak burun boğaz uzmanına, şayet kulak burun boğaz uzmanı gerek duyarsa sizi bir nöroloji hekimine ya da beyin cerrahına yönlendirecektir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Yeni doğmuş bebeklerdeki göbek fıtığı

    Yeni doğmuş bebeklerdeki göbek fıtığı

    Yeni doğmuş bebeklerde ki göbek fıtığı

    Yeni doğmuş bebeklerde ki göbek fıtığı göbek halkasının açık kalmasından ortaya çıkmaktadır.  Bebeğin anne karnında iken beslenmesi bu göbek etrafında ki gelen damarlardan olmaktadır. Bu damarlar ise doğumdan hemen sonra kapanmaktadır. Bu şekilde de bağırsakların dışarı çıkması önlemektedir. Bazı durumlarda bu bahsedilen göbek halkası ki bunun içinden damarlar da geçmektedir, kapanamamaktadır ve kapanamadığı için de bağırsaklar dışarı çıkmaktadır. Bununla birlikte bağırsağın etrafında ki diğer dokularda dışarı çıkmaktadır. Yeni doğmuş bebeklerde ki göbek fıtığı çoğu zaman müdahaleye gerek kalmadan yaklaşık 1 yıl içinde kendiliğinden geçer.

    Karın içinde basıncın artması ve ya bebeğin ıkınması Yeni doğmuş bebeklerde ki göbek fıtığına yol açmaz. Göbek fıtığına yol açan sebep orada ki halkanın açık kalmasıdır. Ikınan bebekte göbek biraz daha belirgin olmakta ancak Yeni doğmuş bebeklerde ki göbek fıtığına sebep olmamaktadır. Aynı zamanda gazla ilgisi yoktur, ağlamak ile ilgisi yoktur, karnın içindeki basınç ile de ilgisi olmamaktadır. Bu tip sebeplerden ötürü Yeni doğmuş bebeklerde ki göbek fıtığına sebep olmaz.

    Yeni doğmuş bebeklerde ki göbek fıtığı göbek deliği çevresinde ki dokuların zayıf ve cansız olması nedeniyle meydana gelmektedir.

    Yeni doğmuş bebeklerde ki göbek fıtığının belirtileri nelerdir?

    Çok sık bir şekilde yeni doğmuş bebeklerde göbek fıtığı görülebilmektedir. Yeni doğmuş bebeklerde ki göbek fıtığını anlamak son derecede kolaydır. Yeni doğmuş olan bebeklerde göbeğin etrafında bir çıkıklık görülür. Bu çıkıklık çeşitli büyüklükler de olabilmektedir.

    Yeni doğmuş bebeklerde ki göbek fıtığının sabit bir büyüklüğü var mıdır?blank

    Bu bazen bir fındık büyüklüğün de bazen bir ceviz büyüklüğün de olabilmektedir. Hatta bazı durumlar da yumurta büyüklüğün de bile görülebilmektedir. Göbek fıtığı mutlaka gözle görülebilen bir durumdur. Göbekte görüldükten sonra hemen bir hekime görünüp bu teşhisin konması gerekmektedir. Göbek fıtığı teşhis edildikten sonra bebeğin sağlığı ve temizliğine çok dikkat edilip takip altına alınmalıdır. Çocuklar fıtık nedeni ile belirti vermezler. Çünkü bu doku yumuşaktır ve ağrısız olacağından bebek ağlamaz.

    Yeni doğmuş bebeklerde ki göbek fıtığı tehlikeli midir?

    Göbek fıtığı yeni doğmuş bebekler de sağlık durumunu önemli bir tehlikeye atacak rahatsızlıklara neden olmamaktadır. Yeni doğmuş bebeklerde ki göbek fıtığı rahatsızlıkların da ameliyat gerekmemektedir. Bebeğin sağlık durumunu yakın bir şekilde takip edilmesi yeterli olacaktır.

     Yeni doğmuş bebeklerde ki göbek fıtığı nasıl geçebilir?

    Yeni doğmuş bebeklerde ki göbek fıtığı genellikle kendi kendine düzelmektedir. Yaklaşık olarak 12 ay içerisinde kendiliğinde düzelecektir. Burada önemli olan nokta bebeğin düzenli olarak her ay kontrolüdür ve bakımıdır. Burada en büyük görev anneye düşmektedir. Çünkü her anını ve her dakikasını anne takip etmektedir. Bu nedenle ani bir değişiklik gözlemlediğinde hemen hekime göstermelidir.

  • Kaş arası çizgileri neden oluşur?

    Kaş arası çizgileri neden oluşur?

    Kaş arası çizgileri neden oluşur?

    Kaş arası çizgiler çoğunlukla kaşların ortaya çekilmesi ya da halk arasında tabir edilen kaş çatma işleminin yapılmasından, sürekli olarak kızgın bir ifade ile kaşlarımızı oynatmamızdan kaynaklı oluşur. Bunları çok sık yapacak olur isek zamanla geri dönüşü olmayan kaş arasında çizgiler oluşmaktadır. Tabiki sadece kızgın bir ifade ile bakarak kaş arasında çizgiler oluşmamaktadır. Aynı zamanda güneşten rahatsız olan gözlerimizi korumak adına yapmış oluğumuz kaş çatma mimiği de kaş arası çizgileri arttırmaktadır.

    Kaş arasında ki çizgilerin oluşmasının nedeni kas hareketleridir. Kaslarımız deriyi kendilerine doğru çekerek oluşturdukları kırışıklardır kaş arasında ki çizgiler.

    Hangi mimikler kaş arası çizgileri çoğaltır?

    Kaş arası ya da kaş çevresi çizgileri derken çoğunlukla gözümüzün etrafında olan ve gözümüzü yuvarlak şekilde saran kasta oluşan çizgileri ifade etmektedir. Kaş çizgileri bu kasın hareketleri ile ve alında yerleşen bazı kasların hareketleri ile olur. Bazı kaslar kaşları birbirine doğru yaklaştırırken bazı kaslar birbirinde uzaklaştırır bazı kaslar da kaşların kalkmasına yardımcı olurken bazıları ise kaşların aşağıya doğru bakmasına sebep olur. İşte bu tür hareketler ile kaş çizgileri ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte gözümüzün kenarlarında yine kaşlar ile ilgili olarak ve gülme ile ortaya çıkan çizgiler oluşmaktadır.  İşte bu şekilde göz kaslarının hareketleri ve gülme ile kaynaklanan çizgiler oluşmaktadır.

    Kaş arasında ki çizgiler nasıl önlenebilir?blank

    Kaş arasında ki çizgiler botoks ile yok edilebilmektedir. Bununla beraber kırışıklıkları önleyici kremleri düzenli olarak kullanmakta kaş arasında oluşabilecek çizgileri önleyebilmektedir. Bu tip kremler bir takım kimyasal maddelerin ortaya çıkmasını engelleyerek kırışıklıkları ortadan kaldırırlar.

    Bununla birlikte mutlaka güneş koruyucu kremlerin kullanılması gerekmektedir. Çünkü en çok cildimizi kurutan ve en çok kırışıklıkların oluşmasına sebep olan güneş ışınlarıdır. Bu nedenle güneş kremi oldukça önemli olan bir faktördür. Hatta bunları sadece ara ara kullanmak dışında bir alışkanlık haline getirmelisiniz.

    Ayrıca ifadeleri yapmaktan mümkün olduğunca uzaklaşılmalı mimik çok kullanılmamalıdır. Örneğin kaşlarınızı çatmadan kızmaya çalışmalısınız. Ayrıca mutlaka güneşe çıkarken güneş gözlüğü kullanmalısınız. Çünkü bu şekilde gözleriniz güneşten etkilenmediği için kaşlarınızı çatma ihtiyacı duymayacaksınızdır.

    Bununla birlikte botoksun yeterli olmadığı yerlerde kaş arasında ki kırışıklıkların içerisine bir uzman tarafından dolgu maddesi de doldurulabilmektedir. Bu da olumlu bir sonuç yaratmaktadır. Bu şekilde botoksun yeterli olmadığı noktalarda daha sağlıklı ve hoş bir görüntü oluşturabilmek dolgu ile mümkün olmaktadır. Ancak tekrar üzerine basılması gereken nokta işin ehli olan birisine botoksu ya da dolguyu yaptırmaktır. Çünkü bazı durumlarda botoks yapıldıktan kısa bir süre sonra çizgilerin tekrarlandığı görülmektedir. Böyle bir sonuç ile karşılaşılmamak adına önce gideceğiniz hekimi iyice araştırıp, hekiminizden emin olup ondan sonra dolgu ve ya botoks işleminizi yaptırmalısınız.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Çocuklarda görülen ateşli eklem romatizmaları

    Çocuklarda görülen ateşli eklem romatizmaları

    Çocuklarda görülen ateşli eklem romatizmaları

    Çocuklarda ateşli eklem romatizması adı ile tarif edilen hastalık, çok sık rastlanan ve tedavi edilmediği takdir de kalp kapaklarında sorunlara yol açan bir hastalıktır. Çocuklarda görülen ateşli eklem romatizması bir mikrop nedeniyle ortaya çıkmaktadır. Önce bir boğaz ağrısı, anjin gibi ateşli olan bir hastalık ile başlar. Daha sonra hasta çocukların bir kısmında eklemler de ağrı bir kısmında ise dolaşan denilen eklem iltihabı oluşur. Bu eklem iltihabı eklemler de şişme ya da kızarma ya da ikisi birden görülür. Ancak eklemde ki sorun hiçbir zaman ciddi bir soruna yol açmaz. Eklemde ki sorun aspirin kullanımıyla bir süre sonra kaybolmaktadır. Ancak kalpte bir sorun oluşursa o zaman durum biraz daha ciddileşeceğinden bir kalp damar uzmanının takibi altına girilmesi gerekecektir.

    Bu hastalıklara halk arasında çeşitli isimler verilmektedir. Ateşli eklem romatizması ya da ateşli eklem ya da beta romatizması, ASO romatizması gibi isimler almaktadır. Her boğaz ağrısı bu hastalığı yapmamaktadır ve her bu ateşli eklem romatizması kalp romatizmasına çevirmiyor.

    Çocuklar da görülen ateşli eklem romatizmasının belirtileri var mıdır?

    1. Ateşli bademcik iltihabı ateşli eklem romatizması belirtisi olabilmektedir.
    2. Eklemlerde gezici ağrılar ateşli eklem romatizması belirtisi olabilmektedir. Gezici ağrılar derken bir dizi ağrıyorken birden diğer dize atlamasıdır.
    3. Bileklerde şişme ve kızarma ateşli eklem romatizması belirtisi olabilmektedir.blank
    4. Deri döküntüleri ateşli eklem romatizması belirtisi olabilmektedir.
    5. Cilt altında kızaran sertleşmeye yol açan döküntüler ateşli eklem romatizması belirtisi olabilmektedir.
    6. Kore adı verilen istemsiz hareketler ateşli eklem romatizması belirtisi olabilmektedir. Kore denilen bu hareketler çocuğun kendi isteği dışında istemsiz olarak ağrı nedeniyle yaptığı hareketlerdir.

    Çocuklar da görülen ateşli eklem romatizması nasıl tedavi edilir?

    Evet, çocuklar da görülen ateşli eklem romatizmasının tedavisi vardır. Bu çok klasik bir tedavi yöntemidir. Birçoğumuzun bildiği aspirin ile tedavi edilebilmektedir. Nerdeyse hemen ya da birkaç gün içerisinde eklem ağrıları kaybolabilmektedir. Ayrıca hiçbir kalıcı eklem sorunları bırakmamaktadır. Ancak iltihaplı olan eklem romatizmalarında sorunlar yaşanabilmektedir. Aspirin kullanımından sonra uygulanılabilen penisilin tedavisi kalp kapakçıkların da zaman içerisinde sorun yaratmasın diye yapılmaktadır. Ancak penisilin alerjik bir reaksiyon gösterebileceği için mutlaka kişinin penisiline karşı duyarlı olup olmadığını tespit edecek alerji testleri yapılması gerekmektedir. Bu testin ardına şayet kişide her hangi bir alerji tespit edilmezse penisilin tedavisine başlanıla bilinir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Nasır tedavisi

    Nasır tedavisi

    Nasırın tanımı: Cildin kendini korumak için kalınlaşması.
    Nasır problemleri:
    Nasır en fazla ayaklarda olur. Fakat vücudun başka yerlerinde de oluşabilir. Nasır ayakta bulunan kemik bozuklukları, yanlış basma, ayakkabının parmaklara baskısı gibi sebeplerden oluşur. Sert nasırlar parmakların üzerinde ve küçük parmak kenarında oluşur. Yumuşak nasır akıntı yapar. Mantara benzer ve parmak aralarında oluşur.
    Fazla sıkı ya da dar bir ayakkabı sert yüzey ile sürtünme, iki parmağın birbirine yaptığı sürtünme ve baskı nasıra sebep olur. En fazla görülen nasır parmağın üstüne ayakkabı değmesinden oluşan nasırdır. Parmak aralarında oluşan yumuşak nasırlarda vardır.
    Nasır oluşumunun nedeni ayağın sürtünmesiyle oluşan fazla basınçtır.

    Bunun ana nedenleri;
    1. Dar ve sıkı ayakkabı giymekten kaynaklı nasırlar
    2. Ayak şekline uyumsuz ayakkabı giymekten kaynaklı nasırlar
    3. Yüksek topuklu ayakkabı giyinmekten kaynaklı nasırlar
    4. Yalın ayak durmaktan kaynaklı nasırlar
    5. Ayakta fazla kemik olmasından kaynaklı nasırlar
    6. Yanlış yürümeden kaynaklı nasırlar
    Nasır kolay görülür. Farklı belirtileri olmasına rağmen belirti vermeyen nasır da olabilir. Nasır oluşurken çok fazla bir ağrı yapar. Derin nasırlarda ağrı fazla ve rahatsız edicidir. Hafif nasırda baskı kalkınca ağrıda yok olur. Ağrılı nasırlar tedavi gerektirir.
    1. Sert nasırlar; yoğun sertleşmiş deri tabakasıdır. Ayağın altında, küçük parmak yanında, parmakların üstünde olur.
    2. Yumuşak nasır; hassas ve kızarmıştır. İnce ve pürüzsüzdür.
    3. Tohum nasır; topuğun yanında ölü hücreden oluşur.
    Kalıtımsal nasırlarda vardır. Basınca ve sürtünmeye gerek yoktur. Avuç içinde ve ayakaltında olur. Çocuklarda sık görülür.blank
    Nasırın tedavisi; nasır tedavisi çok kolaydır. Dikkat etmek gereken yer iltihabı olanlardan ayırmaktır. İltihaplı olanlar temizlenirken kan ve iltihap akacaktır. Fakat nasır temizlenirken ölü hücreler çıkar. Sorunun nasır olduğundan emin olmak gerekir.
    En sağlıklı yöntem nasırın olduğu bölgedeki ölü hücreyi cildi zedelemeden ponza taşıyla zamanla yok etmektir.
    Nasır bantları salisilik asit bulundurdukları için kuvvetlidirler ve tahriş ederler. Bu yüzden dikkatli kullanılmalıdır. Nasırı yok ederler içlerindeki asit nasırı eritir. Fakat yanlış kullanıldıklarında nasırın çevresindeki sağlıklı dokuyu öldürüp alerjiye neden olur. Cilt için tehlike taşıdığı gibi lazım bozukluğu ve şeker hastalarında daha tehlikelidir.
    Alerjisi olmayan kişilerde doğru kullanıldığında tedaviyi hızlandırır. Fakat nasırın oluşumu engellenmezse yeniden oluşur. Nasırı kesmek kötü sonuçlar doğurur. Deride kesikler oluşur. Tedavi için bazı hususlara dikkat etmelidir.
    1. Doğru ve uygun ayakkabı
    2. Ayakların temizliği mikrop ve bakteri oluşumunu engellemeli
    3. Ayakları nemlendirmek ve yumuşak tutma
    4. Uzmanla görüşmek
    5. Yağlı bir krem sürerek nasırı yumuşatmak.
    Ayakkabı giyince ağrıyan bölgeye korumak için yara bandı takmak. Ilık suda ayağı bir süre bekletmek. Ölü hücreyi ponza taşıyla temizlemek evde uygulayacağımız yöntemlerdir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Çocuklarda oluşabilen romatizma nedenleri nelerdir?

    Çocuklarda oluşabilen romatizma nedenleri nelerdir?

    Çocuklarda oluşabilen romatizma nedenleri nelerdir?

    Birçok anne ve baba nemin ya da soğuğun romatizma yaratıp yaratmadığını sormaktadır. Ancak uzmanlar net olarak ne nemin ne de soğuğun romatizma yapıp yapmadığını söyleyememektedirler. Ancak nem ve soğuk var olan bir romatizmayı ortaya çıkarmakta yardımcı olmaktadır.

    Bazı dönemlerde ortaya çıkan ağrılar daha sonra ciddi bir romatizmaya dönme gibi bir olay gerçekleştirmeyecektir. Ancak ağrı algılaması daha yoğun olan bireylere dönüşürler. Boyun ağrıları, bel ağrıları gibi rahatsızlıkların ön belirtisi olarak ortaya çıkabilirler.
    Mikrobik nedenlerle de çocuklarda romatizma oluşabilmektedir. Örneğin eklem romatizması ya da kalp romatizması, akut ateşli romatizma diye isimlendirilen romatizmaların nedenleri genellikle bir mikrop türüdür. Önce boğaz ağrısı ile başlayan ve ardına takip ederek eklemlerde şişme oluşmaktadır. Bu hastalıkların bir kısmında ise kalp tutulmaları da olabilmektedir. Tıpta ki gelişmeler ve erken tanı, bu hastalıkları nerdeyse yeryüzünden silmiş durumdadır. Gelişmekte olan ülkelerde hala izini sürmekte iken bizim ülkemizde nerdeyse son 20 senedir kalmadı.

    Genetik etkenler çocuklarda oluşabilen romatizma üzerinde çok etkilidir. Sadece anne ve baba olarak düşünmemek atalara kadar uzanabilecek bir ırsilik ile olabilir eklem romatizmaları. Ailede ki yakın akrabalar da var olan iltihaplı romatizma çocuklar da romatizma gelişme riskini arttırmaktadır.
    Bazı durumlarda bir takım sebebi bilinmeyen faktörlerinde çocuk romatizması üzerinde rolü vardır. Örneğin nasıl şeker hastasının nedenini bilmiyor isek bazen çocuk romatizmalarının nedenleri de bilinmemektedir.
    Bazı durumlarda bağışıklık sistemimizin kendi dokularına karşı oluşturduğu olumsuz tavırlar sonucunda da çocuklarda romatizmalara sebep olmaktadır.
    Çocuklarda oluşan romatizmanın tedavi şekli var mıdır?blank

    Vardır. En önemli tedavi şekli ilaç ile tedavidir. Bununla birlikte buna ek olarak gerektiğinde fizik tedavi şekliyle desteklenmelidir. Bununla beraber psikiyatrik destek de bir çocuk için çok önemlidir. Psikolojik açıdan çöküntü içerisinde olan bir çocuğun iyileşme süreci uzayacaktır.

    Çocuklarda oluşan romatizmanın tedavisi iyi bir ekip işi ile olacak bir durumdur. Hekim çocuğun hangi bölgesinde romatizma teşhisi koymuş ise ona göre bir tedavi yöntemine başvuracaktır.
    Kullanılan ilaçların spektrumu oldukça geniştir. Basit bir ağrı kesiciden içinde kortizon bulunan ilaçlara kadar geniş bir yelpaze göstermektedir. Bazı ilaçlar bağışıklık sistemini güçlendirirken bazı ilaçlar, içinde kortizon barındırmadan iltihap giderici haplar tek tek değil de ikisi ya da üçü bir arada şekilde de kullanılması talep edilebilir. Burada unutulmaması gereken şayet çocuğunuzda iltihabik bir romatizma söz konusu ise bu iyileşme sürece sabır gerekmektedir. Uzun süreçli bir iyileşme süreci olacaktır.
    Çocuğunuzun bu süreçte psikolojisi bozulabilir. Bu nedenle anne ve babalara burada çocuklarına destek vermeleri çok önemlidir. Hatta bazı noktalarda psikolojik destek almaları gerekebilir. Bu gibi dönemlerde çocuklar daha hassas olurlar. O nedenle biraz daha anlayış ve sabır gerekmektedir.
    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Bebeklerde Gaz Sancısı Tedavisi ( Kolik )

    Bebeklerde Gaz Sancısı Tedavisi ( Kolik )

    Bebeklerde gaz sancısı tedavisi

    Annelerin yedikleri ile bebeklerin gazı alakalı mıdır?

    Bebeğini sütten kesmemiş kadının aldığı gıdalar ile gaz sancısı arasında olan ilişki tam anlamıyla ispatlanamamıştır. Ancak bazı teoriler ileri sürülmektedir. Örneğin aşırı inek sütü ve ya süt ürünleri tüketen anneler de eğer çocukta bir enzim ve ya süt proteinine karşı alerjik reaksiyon ya da sütte ki şekere karşı yani laktoza karşı reaksiyon var ise bebek gaz sancısı yaşayabilir. Bunları ayırmakta fayda olabilir. Şayet böyle bir olasılık var ise annenin inek sütü ve inek sütü ürünlerinden uzak durması hem bebek hem de kendisi için yararlı olacaktır. Fakat bu nadir görülen bir olaydır. Esas etken olarak burada gıdaların gaz yapıp yapmadığı için oynadığı rol tespit edilememiştir.

    blank

    Sigara içen anne ya da yanında sigara içilen annenin, sigara içmemesi ya da yanında sigara içilmemesi gerekmektedir. Sigara da bulunan nikotin süte çok çabuk geçeceğinden bebekte gaz sıkışması olmaması için annenin derhal sigarayı bırakması ya da yanında içilmemesi gerekmektedir.
    Bazı anneler kahve, çikolata gibi kakaolu ürünleri çok tükettiği bu gıdaları fazla aldığı zaman gaz sancısı uyarılabilmektedir. Gaz sancısını önlemek için emzirme döneminde bulunan annenin çay kahve ya da çikolata gibi gıdaları aşırı tüketmemesi gerekmemektedir.

    Bebeklerde oluşan gaz sancısının tedavisi var mıdır?

    Bebeklerde oluşan gaz sancısına kolik demektedir. Bebekler de oluşan bu gaz sancısının nedeni henüz tam olarak ispatlanamamıştır. Bu nedenle tedavi için de tam kesin bir tedavi yöntemi geliştirilmemiştir. Zaten bebekler de oluşan gaz sancısı için yoğun bir tedaviye gerek yoktur. Bebekler de oluşan gaz sancıları genellikle 2 ya da 3. Aydan sonra azalmakta zaman içerisinde ise tamamen kaybolmaktadır. Önemli olan bebeğin sancısını her süt emmesinden sonra alabilmektir.

    Bebeklerde oluşan gaz sancısını nasıl alabiliriz?

    Bebekler de oluşan gaz sancısını her emzirmeden sonra bebeği dik bir şekilde omuz ve göğüs hizanıza yatırın. Ardına bebeğin sırt kısmını yumuşak ve dairesel hareketler ile yavaşça ovalayın. Bebeğin rahatlamış olmasını belli eden gaz sesini duyana kadar bu işleme devam edin.
    Şayet omuz kısmınıza almak istemezseniz ya da belinizde oluşan ağrılardan şikâyetçi iseniz oturduğunuz yerde dizlerinizin üzerine yüzükoyun koyduğunuz bebeğinizin yine sırtına yumuşak ve daireler hareketler ile ovalayın. Bu şekilde bebeğin rahatladığını ve gazını çıkardığını göreceksiniz.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Hamilelikte dokuzuncu ay

    Hamilelikte dokuzuncu ay

    Hamilelikte dokuzuncu ay:

    Annede olabilecek değişiklikler şunlardır;
    1. Gebe artık bebeğin aşağı indiğini, karnındaki basıncın arttığını hisseder.
    2. Nefes alıp vermesi biraz rahatlamıştır.
    3. Aşermesi azalmış yemek yemesi rahatlamıştır. Bunun yanında yürüyüş yapması biraz zor olur.
    4. İdrara çık maktada zorlanabilir. Kilo alan hamile bu durumundan da pek memnun değildir.
    5. Bu dönemi zevk aldığınız şeylerle uğraşarak mutlu olabilirsiniz.
    6. Kasılmalar sıklaşır. Bir saat de dörtten fazla kasılma olursa doktorunuzu arayınız.
    7. İştahınızda artma veya azalma olur.
    8. Baş dönmesi veya baş ağrısı olabilir.
    9. Bu ayda kabızlık şikâyetleri artar.
    10. Kalçada rahatsızlık ve ağrı hissedebilirsiniz.
    11. Ayaklarınız, elleriniz ve yüzünüz şişebilir.
    12. Otururken kalkmakta zorlanırsınız
    13. Bacaklarda varis artışı olabilir.
    14. Basurda artış olabilir.
    15. Midede yanma ve hazımsızlık olabilir.
    16. Diş etleri kanayabilir.
    17. Karnınız iyice büyüdüğü için uyumakta zorlanırsınız.
    18. Çok yorulmuş hissedersiniz.

    Normal hamilelik süresi 280 gün ya da 9 ay 10 gün dür. Normal şartlarda kırk hafta olması gereken hamilelik bazen otuz sekiz haftada sonuçlanacağı gibi kırk bir haftayı da bulabiliyor.
    Otuz altı haftadan sonra kontroller sıklaşır. Bebek doğum kanalına bu ayda girmeye başlar. Karın bu nedenle aşağı iner. Karın aşağı inince sırt ağrısı ve mide yanması azalır. Yağ dokusu artar. Bu ayda doğum her an olabilir. Sancıların gerçek olup olmadığı düzenli aralıklarla kasılmalarda anlaşılır.
    Az olan kasılmalar gittikçe sıklaşır. blankBu sancılar önceki sancılar gibi dinlenmeyle geçmez. Sancıların doğum mu yoksa değil mi olduğu belli olunca hemen doktora başvurmalıdır. Nişan denen akıntı kanlı ve sümüksü dür. Bebeğin koruyucu tıkacıdır. Bu nişan geldikten iki gün içinde doğum olur. Kanama geldiğinde, suyunuz boşalırsa veya kendinizi kötü hissettiğinizde hemen hastaneye başvurun.

    Dokuz ayda bebek deki değişiklikler;
    1.Bebek gelişimini tamamlamak üzeredir.
    2.Organları gelişimini tamamlama üzeredir.
    3.Doğumun kolay olması için bebeğin kafa kemiği çok yumuşaktır. Bebek bazen ters durabilir.
    4.İyice yeri daraldığı için sessizdir.
    5.Uyur ve uyanır.
    6.Boyu ortalama kırk beş elli santimetre, kilosu da 2700/3500gram kadardır.
    7.Derisinin rengi pembedir.
    8.Gözleri gridir.
    9.Tırnakları uzamış ve oluşumu bitmiştir.
    Bu ayda fundusun yüksekliğine, bebeğin kalp atışlarına bakılmalıdır. Kan basıncı mutlaka kontrol edilmelidir. Bebeğin pozisyonuna ve ölçülerine bakılmalıdır. Rahim azgının genişliği muayene edilmelidir. Ayrıca kasılmaların sıklığı ve ne kadar sürdüğüne dikkat edilmelidir.

  • Çocuklarda kulak ağrısı sorunları

    Çocuklarda kulak ağrısı sorunları

    Çocuklarda kulak ağrısı sorunları

    Çocuklarda görülen kulak ağrısı çok sık sorunlardan biridir. En sık görülen sebep ortak kulak iltihabıdır. Diğer bir sebepse dış kulak iltihabıdır. Diğer bir sebepse yansıyan ağrılardır yani bunlar dişten gelen çeneden gelen baş ağrısından gelen ağrılardır. Bazen de bir çarpa sonucunda ağrı olabilir. Mesela bir tokat attığınız zaman bir top çarptığı zaman ağrılar oluşabilmektedir. Yüzde doksan doksan beş oranda da kulak ağrısı sebebi en çok olarak orta kulak iltihabı nedeniyle görülmektedir. Bu ise grip, nezle ya da ateş gibi enfeksiyonlu rahatsızlıkların kulağa vurması ile orta kulakta yarattığı sorun neticesinde oluşan ağrılardır.

    Çocuğun kulağında akıntı var ise bu ne demektir?blank

    Bir çocuğun kulak ağrısı var ise ve kulağından akıntı geliyor ise bu normal bir durum değildir. Herkesin bir kulak salgısı vardır. Bu kulak salgısı dışarı doğru akar. Bu kulak salgısı belli bir kıvamı ve kokusu olan bir salgıdır. Bazı durumlarda ve bazı çocuklarda bu salgının kıvamı ve rengi değişir ise o zaman sorun var demektir ve mutlaka bir uzman hekime gösterilmesi gerekmektedir. Ve mutlaka bu salgının rengi ve kıvamı değişmiş ise ve bu arada ağrı da yapıyorsa hiç gecikmeden kulak burun boğaz uzmanına görünülmesi gerekmektedir.

    Dış kulak yolundan olun ve genellikle yazın görülen çoğunlukla çocuklarda havuz ve denize girildiği zaman ortaya çıkan kulak ağrısı ise genellikle dış kulak iltihabından kaynaklı olmaktadır. Dalan çocuklarda basınçla ve su temiz değilse dış kulak iltihabı olabilir. Bu nedenle ciddi ağrılar oluşabilmektedir. Bu sorunda dış kulak yolu şişer ve kapanır. Bu nedenle de ciddi ağrılara sebep olur. Hatta bu sorun ateşte yapabilir kulak ta akmada olabilir. Muhtemelen bu akıntılar pis kokulu olacaktır. Bu koku önemli bir dış kulak iltihabı olduğunu belli eder ve tedaviye gerek olduğunu vurgulamaktadır.

    Bazen orta kulak iltihaplarında zar delinebilmektedir. Bu ise mahsur bir durum değildir. Çoğu hasta kulakta akma ve özellikle de kanlı akma oluşunca çok endişe etmektedirler. Fakat bu çok anormal bir durum değildir. Çocuklarda üst solunum enfeksiyonu orta kulak iltihabına yol açabilir, kendiliğinden hiçbir zaman orta kulak iltihabı olmaz. Mutlaka üst solunum enfeksiyonu sonucunda ortaya orta kulak iltihabı çıkacaktır çocuklarda. Zar bombeleşir şişir ve orta yerinden patlar ve akıntı yapar. Akıntı yapması kötü bir durum değildir. Bu ateşi düşürecektir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Bağışıklık sistemini güçlendirmek için ne yapılmalı?

    Bağışıklık sistemini güçlendirmek için ne yapılmalı?

    Bağışıklık sistemini güçlendirmek için;
    Sağlıklı olmak için ön koşul sağlıklı ve doru beslenmektir. Dengeli ve düzenle beslenerek bağışıklığımızı güçlendirebiliriz. Bağışıklık sisteminin güçlü olması bebeklikten yaşlılığa kadar her dönem de gereklidir. Hastalıklardan korunmak için en önemli faktördür. Bunun önemi herkes tarafından bilinmelidir. Ama iş beslenmeye geldiği maalesef buna dikkat edilmemektedir. Çok basit uygulamalar ve doğru gıdalarla bu aslında çok kolaydır.

    Sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmeyle bağışıklığın güçlendiği araştırmalarla kesinleşmiştir. Vücudumuza aldığımız gıdalar, enerji vermek için yanar. Bu sırada zararlı maddeler oluşur. Serbest radikaller meydana gelir ve çoğalır. Bu radikaller tüm organlara ve hücrelere zarar verir. Ayrıca radyasyon, sigara dumanı, hava kirliliği, ultra viyola ışınları, egzoz gazları gibi çevresel faktörlerde vardır. Bunlarda serbest radikallerin çoğalıp, kalp hastalığı, katarak, kanser ve yaşlanma gibi rahatsızlıkların ortaya çıkmasına sebep olur.

    Bu zararlardan kurtulmak için vücut serbest radikallere karşı savunmaya geçer. Bazı enzimler vucutda üretilmektedir. Serbest radikallerden kurtulmak için enzim miktarını artırır.
    Savunma mekanizmasını artırır.
    İşte besinlerdeki anti oksidanın önemi burada meydana çıkıyor. En önemli anti oksidan e ve c vitaminidir. Bu vitaminlerin olduğu gıdaları gün içerisinde bol miktarda akmalıyız. Bu gıdalar: portakal, limon, çilek, greyfurt, biber, kivi, brokoli, enginar, fasulye, kuşburnu maydanoz, ahudududa c vitamini bol miktarda bulunur. E vitamini açısından zengin olan yiyecekler ise ayçicek yağı, fındık, zeytinyağı, soya, badem, fıstık ve cevizdir.

    E vitamini bağışıklık sisteminin kuvvetlenmesine yardımcı olur. E vitamini erkekler dede kadınlar dada kalp krizi geçirir riskini azaltır. Bazı kanser türlerine karşı savunma oluşturur vücudu korur. Kırmızı, turuncu, yeşil sebzede ve meyvelerde fazla miktarda bata karo ten bulunur. Bu vitamin Bağışıklık sistemimizin hücrelerinin sayısını artırır. Buda sistemimizi güçlendirip hastalıklardan korur. Beta karo ten a vitaminine çevrilerek de dolaylı yollardan yarar sağlar. Havuç, ıspanak, marul, kabak, domates, karaciğer ve brokolide bol miktarda a vitamini bulunmaktadır.
    blank
    Probiyotiklerde sonradan hayatımıza giren bir kelimedir. Bağırsak florasına faydalı bakterilerle bağırsakları destekleyip hastalık yapan mikropların üremesini engeller.
    En önemli probiyotikli gıda yogurttur.
    Besin alerjisinin ve ishalin önlenmesinde ve iyileştirilmesinde çok faydalıdır. Sindirimi kolaylaştırır. Bagırsaklardaki vitaminlerin sentez olmasında rol oynar. Yogurtda bol miktarda bulunan probiyotikler bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirir.
    Keten tohumu içinde bulunan vitaminlerle kanser riskini azaltır. Soya fasulyesinde bulunan isoflavan kemik erinmesi, kanser ve kalp damar rahatsızlıklarına yakalanma riskini azaltır. Sarımsaktaki kükürtlü bileşikler bazı kanser ve kalp hastalıkları riskini azaltır. Meyan kökündeki glikozitler vucuddaki iltihabı azaltır. Balıkta bolca bulunan omega 3 adı verilen yağ asitleri proteinlerle beraber alındığında bağışıklık sistemimizi güçlendirir. Ek gıdalarla da bağışıklığımızı güçlendirebiliriz. Bunlarda ekinezya, yeşil çay, probiyotikler ve izozomlardır. Önce doktor kontrolüyle bu ek gıdaları almak gereklidir. Çünkü bazı gıdalara karşı vücutta alerji oluşabilir.

  • Uykuda irkilme nedir, irkilmeye ne sebep olur?

    Uykuda irkilme nedir, irkilmeye ne sebep olur?

    Uykuda irkilme nedir, irkilmeye ne sebep olur?

    Uykuda irkilme nedir?

    Uykuda irkilme durumu genellikle uykuya dalış anında ortaya çıkan kişinin boşluğa düşüyormuş hissine kapılmasına neden olan bir durumdur. Bu normal bir süreçtir. Özellikle yorgun iken ya da çok yemek yiyip te yatıldığı zamanlarda ya da antidepresan ilaç kullanan kişilerde uykuya dalarken ani sıçramalar yaşanabilmektedir. Bu tür irkilmeler bazen hastaları korkutabilmekte ve uykuya dalmalarını zorlaştırabilmektedir.

    Son derece doğal bir durumdur. Uykuya geçiş sırasında beyinde ki bir maddenin aşırı derecede salgılanmasından ortaya çıkmaktadır. Çok normal ve herkeste olabilecek olan bir süreçtir.

    Uyku içerisinde ortaya çıkan sıçramalar ise uykuda periyodik bacak hareketi adı verilen bir tür uyku bozukluğunun göstergesi olabilmektedir. Bu tür bacak hareketleri seyrek olarak tekrarlıyor ise uykunun yapısal özelliklerini bozmayabilir. Ancak sık tekrarlanan ve hatta 60 dk. da 5 kez olan periyodik bacak hareketlerin de bu uykunun yapısal özelliklerini ve dinlendirici özelliğini bozacağından mutlaka ama mutlaka tedavi edilmesi şart olan bir durum hatta bir hastalık tipi olarak karşımıza çıkar.

    Uykuda irkilme neden olur?blank

    Uykuya dalış sırasında ortaya çıkan sıçramalar normal bir süreç olup buna hipnikjerk denir. Bir çok insanda da bu hipnikjerk olayı çıkabilmektedir. Antidepresan kullanımı yoğun olan kişilerde daha şiddetli görünüm kazanmaktadır. Uykuya dalarken yaşanan irkilmeler antidepresan ilaç kullanan kişilerde daha sıklıkla görülmektedir. Kişiye çoğu zaman rahatsızlık vermektedir. Ancak bunun kişiye sorun yaratmaması gerektiğini anlatılarak bu durumun çözümüne gidile bilinir.  Çok şiddetli olduğu durumlarda uykuya dalış irkilmesini engellemek için bir takım ilaçlar da kullanılabilir. Ancak bu ilaçları alırken kendi aklınıza göre değil de bir uzmana başvurarak ilaç almanız sağlığınız açısından en iyisi olacaktır. Çünkü yanlış ilaç çok ciddi hastalıkları da tetikleyecek ya da beraberin de getirecektir.  İlaç seçimi ve ilaç içimi konusunda çok dikkatli olunması gerekmektedir.

    Uykunun içerisinde ortaya çıkan sıçramalar ise periyodik özellik kazandıkları zaman patolojik olabilmektedirler. Kimi zamansa demir eksikliğin bağlı olarak ortaya çıkar özellikle gebelerde gebeliğin son üç ayında anne adaylarının çok sık karşılaştığı bir durumdur. Huzursuz bacak sendromu denilen uyumadan önceki  bacak huzursuzluğu ile birlikte ortaya çıkabilmekte ve periyordik  olarak bacak sıçramaları görülebilmektedir. Bu tür tablolarda uykunun dinlendirici özelliği bozulacağından ötürü bunların tedavi edilmesi ya da bunlara sebep olan durumların ortaya çıkarılarak bu tür sebepler tedavi edilmelidir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Lahana diyeti

    Lahana diyeti

    Ünlü lahana diyeti ile 7 günde 5 ile 6 kg arasında kilo verebilirsiniz.

    İlk gün

    1. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz lahana çorbası
    2. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz meyve salatası
    3. Zevkinize göre ayarlayabileceğiniz baharat ve otlarla bezenmiş 1 kaşık salata sosu
    4. 250gr kadar yağı olmayan süt ve yahut ta yağı olmayan yoğurt
    5. Şekersiz ya da tatlandırıcılı olmak üzere çay ya da kahve
    6. Günde en az 2 lt su

    2 gün

    1. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz lahana çorbası
    2. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz yağsız sebze yemekleri
    3. 1 tane fırınlanmış büyükçe boy patatesi zevkinize göre baharat ya da zeytinyağı ile zenginleştiriniz
    4. 250gr kadar yağı olmayan süt ve yahut ta yağı olmayan yoğurt
    5. Şekersiz ya da tatlandırıcılı olmak üzere çay ya da kahve
    6. Günde en az 2 lt su

    blank

    3 gün

    1. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz lahana çorbası
    2. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz meyve salatası
    3. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz yağsız sebze yemekleri
    4. Zevkinize göre ayarlayabileceğiniz baharat ve otlarla bezenmiş 1 kaşık salata sosu
    5. 250gr kadar yağı olmayan süt ve yahut ta yağı olmayan yoğurt
    6. Şekersiz ya da tatlandırıcılı olmak üzere çay ya da kahve
    7. Günde en az 2 lt su

    4 gün

    1. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz lahana çorbası
    2. 4 ile 7 tane arası muz
    3. Zevkinize göre ayarlayabileceğiniz baharat ve otlarla bezenmiş 1 kaşık salata sosu
    4. 250gr kadar yağı olmayan süt ve yahut ta yağı olmayan yoğurt
    5. Şekersiz ya da tatlandırıcılı olmak üzere çay ya da kahve
    6. Günde en az 2 lt su

    5 gün

    1. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz lahana çorbası
    2. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz ızgara da pişmiş balık
    3. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz ızgara da pişmiş tavuk
    4. En fazla 6 tane yiyebileceğiniz orta büyüklükte ki domates
    5. 250gr kadar yağı olmayan süt ve yahut ta yağı olmayan yoğurt
    6. Şekersiz ya da tatlandırıcılı olmak üzere çay ya da kahve
    7. Günde en az 2 lt su

    6 gün

    1. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz lahana çorbası
    2. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz meyve salatası
    3. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz yağsız sebze yemekleri
    4. 250gr kadar yağı olmayan süt ve yahut ta yağı olmayan yoğurt
    5. Şekersiz ya da tatlandırıcılı olmak üzere çay ya da kahve
    6. Günde en az 2 lt su

    7 gün

    1. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz lahana çorbası
    2. İstediğiniz kadar yiyebileceğiniz meyve salatası
    3. Zevkinize göre ayarlayabileceğiniz baharat ve otlarla bezenmiş 1 kaşık salata sosu
    4. 250gr kadar yağı olmayan süt ve yahut ta yağı olmayan yoğurt
    5. Şekersiz ya da tatlandırıcılı olmak üzere çay ya da kahve
    6. Günde en az 2 lt su

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Hamilelikte 7. ay neler olur?

    Hamilelikte 7. ay neler olur?

    Hamilelikte yedinci ay:

     Bu dönemde annede olan değişiklikler

    1-      En fazla büyümesinin olduğu dönem başlar. Kilonuz hızlıca artar. Aynı zamanda bebekteki değişimlerde hızlanmıştır.

    2-      Göğüs kafesine doğru rahim ilerler. Bu yüzden nefes darlığı çekmeye başlarsınız.

    3-      Bebeğin hareketleri artmıştır, dışarıdan fark edilir.

    4-   Bacaklarda kramp, sırt ağrıları, basur ve varis gibi durumlar olabilir. Dik durmak bacakları dinlendirmek ve yüzmek faydalı olacaktır.

    5-      Hazımsızlık, mide şikâyetleri ve şişkinlik olabilir.

    6-      Kabızlık olabilir.

    7-       Ayaklarda, bileklerde, topuklarda, elde ve yüzde şişmeler olabilir.

    8-      Baş ağrısı, halsizlik ve baş dönmesi olabilir.

    9-      Vajinal akıntı koyulaşır.

    10-  İdrara sık gitme yaşayabilirsiniz.

    11-  Göğüsleriniz büyüdüğü için çatlayabilir. Göğüslerden kolostrum isimli sıvı akabilir.

    12-  Bebek karında aşağıya inmeye yavaş başlar.

    13-  Gebe kadın gittikçe hassaslaşır. Değişik duygular yaşayabilir. Annelik hakkında ve doğum konusunda tasalanabilir. Mizaç değişikleri görülür.  Yakınlarınızla duygularınızı paylaşmanız sizi rahatlatır.

    14-  Uyku düzeni bozulabilir.

     Yedinci ayda bebekte olan değişiklikler;

    1-      Bebeğin hareketleri sıklaşacak ve şiddetlenecektir. Elinizi karnınıza koyunca bebeği hissedebilirsiniz.

    2-      Cildi kırışık ve kırmızıdır.

    3-      Sinir sistemi ve beyni hızla gelişmektedir. Bebeğin kalp atışı karnınıza baş koyunca duyulur.

    4-      Bebeğin uyuduğu ve uyanık olduğu anlaşılır.

    5-      Bebek başparmağını emer.

    6-      Bebek erkekse testisleri aşağı inmeye başlar.

    7-      Dalağın yerine kan üretimini kemik iliği yapar.

    8-      Gaz değişimini akciğer sağlayacak durumdadır.blank

    9-      Erken doğarsa bebek yoğun bakımda yaşaya bilir.

    10-  Bebeğin kilosu 1300-1500 g kadardır, boyu ise 35 cm kadardır.

    Bu ayki muayenede: kan basıncınız ölçülür, kilonuza bakılır. Kilonuz düzenli olarak artar. Beş ile yedi kilo arası alabilirsiniz. Aşermeler artar. İştahınızı iyi kontrol etmeli abur cubur yerine sağlıklı bebeğe faydalı şeyler yemelisiniz. Ağır yağlı ve acılı yiyecekler sizi sonradan rahatsız eder. Hamilelikte mide asidi mide girişindeki kapak gevşediği için yemek borusuna kaçar. Bu da mide yanması ve göğüs kafesinde bir rahatsızlık meydana getirir. Bu ay kalsiyum açısından zengin beslenilmelidir. Peynir, ayran, süt ve yoğurt gibi kalsiyumdan zengin yiyecekler kramplarınıza ve kasılmalarınıza iyi gelecektir. Bu gıdalarla hem sağlıklı beslenirsiniz hem de fazla kilo almazsınız. Sigara alkol, şeker, kahve, kızartma baharatlı ve acılı yiyeceklerden kaçınmalısınız. Bu önlemler mide yanması ve bulantıya çok iyi gelir. Asitli içecekler önce sizi rahatlatır fakat sora midenizi yakar. Kayısı, muz kuru baklagiller, muz ve taze asma yaprağı potasyumdan zengin gıdalardır. Bunlarda kramplara iyi gelir.