Yazar: burcu2

  • Sistit ve Tedavisi

    Sistit ve Tedavisi

    Sistit Nedir?

    Sistit, idrar kesesinin enfeksiyon nedeniyle iltihaplanmasıdır. Bu hastalık, üreme sisteminde ve idrar yollarında en sık rastlanan rahatsızlıklardan biridir. Eğer hemen tedavi edilmezse hastalık yayılarak böbrekleri etkileyebilir ve kalıcı hasarlara yol açabilir. Sistitin oluşmasında en sık rastlanan neden koli basilidir. Bu mikroorganizma kalın bağırsaklarda bulunabilir ve cinsel yolla mesaneye ulaşabilir.

    Sistit Neden Oluşur?

    Anüs bölgesi çevresinde yaşayan bakteriler bazen idrar yollarını geçer ve mesaneye ulaşır. Bu bakteriler işeme yolu ile dışarı atılırlar. Eğer mesanedeki bakteri sayısı, dışarı atılandan fazla ise önce mesanede daha sonraki evrelerde ise böbreklerde iltihaplanmalara yol açar.

    Cinsel birleşmede veya genital bölgenin temiz olmaması durumunda, uzun süre idrar tutmada veya menopozda da sistit oluşabilir. Uretra kadınlarda erkeklere oranla daha kısa oluğundan bakterilerin mesaneye ulaşması çok daha kolaydır. Bu nedenle kadınlarda sistit çok daha sık oluşur.

    Sistit Belirtileri Nelerdir?

    1) İdrar yaparken veya yaptıktan sonra yanma
    2) Sık sık idrara çıkma
    3) Kasık ve makatta ağrı
    4) Terleme
    5) Yorgunluk hissi
    6) Ateş
    7) Bulantı ve kusma
    8) Kötü kokulu veya bulanık idrar
    9) Cinsel ilişkide ağrı

    Sistit Nasıl Teşhis Edilir?

    Şikâyet tarifine veya testlere dayanarak teşhis konulabilir. Bu testler sistoskopi, röntgen çekimi veya idrar analizleri olabilir. İdrar kültürü ile de enfeksiyona sebep olan bakteri tanımlanabilir. Uygun şekilde ve hemen tedavi edilirse çok önemi kalmayan bu rahatsızlık geç tedavi edilir veya hiç tedavi edilmezse insanı zayıf düşüren kronik bir hale gelebilir.

    Sistit Nasıl Tedavi Edilir?

    Sistit, antibiyotik ile tedavi edilir. Tedaviye başlamadan önce testler yapılır ve enfeksiyonun durumuna, mikrobun cinsine ve risk faktörlerinin giderilmesine göre ilaç verilir. Uygun tedavi ile sistit yaklaşık 24 saatte etkisini kaybetmeye başlar. Eğer hastalık kronik hale gelmişse ilaç tedavisi uzun sürebilir.

    Sistitten Korunma Yolları

    sistit hastalığı1) Tuvaletinizi yaptıktan sonra önden arkaya doğru silin. Böylece bakterilerin vajina çevresine ve idrar yollarınıza yayılmasını engellemiş olursunuz.
    2) Mümkün olduğunca sık idrar yapmaya çalışın ve idrarı tutmayın. Böylece mesanenizde biriken bakterileri de dışarı atmış olursunuz.
    3) Cinsel ilişkinin bitiminden itibaren 10 dk. içerisinde idrara çıkmayı deneyin.
    4) Cinsel ilişki esnasında kayganlıktan emin olun.
    5) Mümkün olduğunca su içmeye özen gösterin. Günde içilecek 8 barda su idrara çıkmayı kolaylaştıracak ve bakteri atımını artıracaktır.
    6) Mesaneyi rahatsız edecek alkol, kahve ve çay gibi içecekleri mümkün mertebe az tüketmeye çalışın.
    7) Nem, bakterilerin artmasına neden olduğu için genital bölgenizi uzun süre nemli tutmayın ve naylon sıkı iç çamaşırları giymek yerine pamuklu ve rahat çamaşırlar tercih edin.
    8) İç çamaşırınızı günlük olarak değiştirin ve genital bölgenizi mümkün mertebe temiz tutmaya özen gösterin.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

    https://youtu.be/UuQTNDG2jDE

  • Adet Geciktirici İlaç Nedir ve Nasıl Kullanılır?

    Adet Geciktirici İlaç Nedir ve Nasıl Kullanılır?

    Kadınların tatil kabusu… Adet döneminin tatile denk gelmesi

    Birçoğumuz tatil planımızı çok öncelerden hazırlar ve erken rezervasyonlardan faydalanırız. Bu planları yaparken ise regl dönemimizi dikkate alırız. Ya da çok önemli toplantılarımızı, hayatımızda bizim için önemli olan günleri ayarlarız. Fakat bazen yeme içme alışkanlıklarımız, stres, çok hızlı kilo verme gibi nedenlerle regl dönemimiz şaşar. Peki ya tatilinize veya sabırsızlıkla beklediğiniz günlere denk gelirse? İşte bu duruma çözüm, adet geciktirici ilaç olabilir.

     Adet Geciktirici İlaç Nedir?

    Adet geciktirici ilaç, adet kanamalarını geciktirebilmek için kanama üzerinde etkili olan progesteron hormonu olarak etki gösteren bir ilaçtır. Progesteron vücudu hamileliğe hazırlayan hormondur. Eğer hamile kalmadıysanız ve normal regl döngüsündeyseniz bu hormon, rahim duvarındaki atıkların dökülmesini sağlar ve adet olmanıza neden olur. İşte bu etkideki ilaç kullanıldığında regl olunmaz.

     Adet Geciktirici İlaç Nasıl Kullanılır?

    İlaç regl başlamadan 3 – 4 gün önce ve günde 3 kere olmak üzere 1’er adet olarak içilmelidir. Alışkanlık haline getirilmediği sürece bu ilaç regl dönemini ertelemede etkili bir yöntemdir. İlaç bırakıldıktan birkaç gün sonra kanama başlar. İlaç sonrası ilk regl biraz ağrılı olabilir. Genelde ikinci reglde her şey yoluna girer.

    Eğer ilaç zamanında kullanılmazsa istenen gecikme sağlanamaz. Özellikle kilolu bayanlarda ilaç dozu yetersiz gelebilir ve uygulama başarısız olabilir. İlaç alındığında alkol kullanımının bir sakıncası olmadığı söylense de, ilaç ve alkol alımı arasındaki süreyi uzatmakta fayda vardır.

    blank

     Adet Geciktirici İlaç Dozlarından Biri Unutulursa Ne Yapılmalı?

    Eğer ilacın gün içindeki bir dozunu atlarsanız, aklınıza gelen ilk dozda unuttuğunuzu da alarak 2 adet için. Eğer almayı unuttuğunuz doz üzerinden bir gün geçtiyse ve leke veya kanama olduysa artık ilacı almayın. Regl başladıktan sonra bu ilaç kullanılmamalıdır.

     Adet Geciktirici İlacın Yan Etkisi Nedir?

    Bu ilacın çok bilinen büyük bir yan etkisi yoktur. Kanama miktarında değişme ve göğüste ve vücudunuzda şişkinlikler olabilir. Yalnız daha önce emboli geçiren veya karaciğer sorunları bulunan bayanların kullanmaması gerekir.

     Adet Düzensizliğine Dikkat!

    Her kadın, ergenlik çağında adet görmeye başlar. Ve bu durumun kendine has bir tekrarlama süresi ve yaşanma (adet görme) süresi vardır. Adet görme süresi, son adet tarihinden bir sonraki adet görmenin ilk gününe kadar geçen zamanı vurgular. Genelde kadınlarda adet görme süresi 28 gündür fakat 21 ve 32 gün arası adet görme de normaldir. Adet görme süresi ise ortalama 2 gün ve 6 gün arasında değişmektedir. Adet düzensizliği, adet gören kadınlarda kanama süresinin ya da kanama oranının çoğalması ya da azalması gibi durumlarda oluşur. Bu duruma yol açan nedenler ise genelde hormonal olabileceği gibi stres, kilo, depresyon gibi çevresel faktörler de olabilir.

  • Yaban Mersini ve Faydaları

    Yaban Mersini ve Faydaları

    Yaban mersini, ılıman iklimlerde yetişen üzüme benzer bir meyve türüdür. Türkiye’de de yetişen bu meyvenin bilinen birçok faydalı özelliği bulunmaktadır. Bu faydaları şu şekilde özetleyebiliriz.

     1) Kan şekerini düzenler. Diyabet hastalarında kan şekeri düzensizdir. Yaban mersini tüketenlerde kan şekerinin daha düzenli olduğu söylenmektedir.

    2) İdrar yollarını temizler. İdrar yolu enfeksiyonuna neden olan bakteri, idrar yollarına yapıştığı için atılamamaktadır. Yabanmersini, doğal antibiyotik olma özelliği ile bu bakteriyi temizler.

    3) Görme kaybına iyi gelir. İçerdiği antosiyanin, görme kaybını önler ve katarak, göz kuruması ve miyop hatta enfeksiyonlara bile iyi gelir.

    4) Beyin sağlığını korur. İçerdiği vitamin, bakır, fosfor, selenyum ve çinko gibi önemli öğeleri bol miktarda barındıran yaban mersini, beyindeki sinirleri ve hücreleri korur ve hafızayı güçlendirir. Alzheimer’a karşı korur. Araştırmalara göre yaban mersinin düzenli tüketilmesi çocukların öğrenmelerini kolaylaştırmaktadır.

    5) Kalp hastalıklarından korur. Antioksidan bakımından zengin oluşu ve lif oranının yüksekliği kötü kolesterolü düşürür. O yüzden de kalp sağlığını koruyucu niteliğe sahiptir.

    6) Sindirim sistemini düzenler. Lif oranının yüksek oluşu, kabızlık sorununu çözer. Bakır ve früktoz içerdiği için ise sindirimi hızlandırır.

    7) Kanserden korur. İçeriğinde kansere karşı koruyan maddeler içeren yaban mersini, C vitamini açısından da oldukça zengin olduğu için rahim, karaciğer ve kolon kanserine karşı faydalıdır.

    8) Doğal bir antidepresandır. Sakinleştirir ve enerji metabolizmasını düzenler.

    blank

     Yaban mersinin bilinen diğer önemli faydaları;

    1) Yaban mersinin yaprakları ve kuru meyvelerinden elde edilen çayı ishale iyi gelir.

    2) Yaban mersini çayı, adet dönemlerindeki ağrıyı azaltır ve adet günlerini düzenler.

    3) Yaban mersini çayı, antibiyotik etkisi göstererek idrar yolu enfeksiyonunu tedavi eder.

    4) Vücudu kansere karşı koruyan enzimleri aktif hale getirir.

    5) Hem antioksidan hem de anti kanserojendir.

    6) Vücuttan yağlı bileşimlerin atılmasına yardımcı olur.

    7) Yaban mersininin tazesi, kanı temizleyici özelliğe sahiptir.

    8) Kalori açısından zayıf, besleyici olması açısından zengindir.

    9) Kan şekerini düşürür.

    10) Zengin lif içeriği, bağırsak metabolizmasını düzenleyici etkiye sahiptir.

    11) Kan kolesterolünü düşürür.

    12) Kalp krizi riskini düşürür.

    13) Gece görüş yeteneğini yükseltir.

    14) HIV (Aids) virüsünün tekrarını azaltır.

    15) Gözlerdeki yorgunluğu alır, şeker hastalığının verdiği zarardan kaynaklanan görme bozukluğuna iyi gelir. Gece körlüğü, kamaşma, kılcal damar çatlamasını yok eder.

    16) Ülser, mide krampı ve bulantıya iyi gelir. Kabızlığa da iyi geldiği için diyetin önemli bir parçasıdır.

    17) Damar sertliğinin oluşmasını engeller.

    18) Basur ve varise iyi gelir.

    19) Sakinleştirici etkisi olduğu için depresyona iyi gelir.

    20) Ağız içerisinde oluşan yaralara iyi gelir.

    21) Potasyum açısından son derece zengindir ve dezenfektan özelliği iltihaplara iyi gelir.

    22) Zihinde yaşlılıktan kaynaklanan tahribatı önler ve hafızayı güçlendirir.

  • Meme Ucu Kaşıntısı ve Tedavisi

    Meme Ucu Kaşıntısı ve Tedavisi

    Meme Ucu Kaşıntısı Nedir?

    Meme ucu derisinin yüzeyinde oluşan alerjik reaksiyonlar, tahriş olma ve meme ucunun zarar görmesi ya da iltihap gibi nedenlerle meme ucu ve çevresinde oluşan karıncalanma, yanma ve kaşınma hissi şeklinde tanımlanabilir.

     Meme Ucu Kaşıntısının Nedenleri

    1)      Kurdeşen ve egzama gibi cilt problemleri

    2)      İç çamaşırınızda kullandığınız kimyasal sabun veya çamaşır deterjanlarının ciltte yarattığı tahriş

    3)      Alerjik reaksiyonlar

    4)      Lokal deri iltihaplanmaları

    5)      Güneş yanığı

    6)      Göğüs kanseri

    7)      İlaç alerjileri

    8)      Gıda alerjileri

    9)      Arı veya böcek sokmasına sebep olan alerjiler

    10)   Paget hastalığı (nadir görülen ve meme ucunu etkileyen kanser türü)

    11)   Meme ucunda oluşan enfeksiyon

    12)   Hamilelik

     Meme Ucu Kaşıntısının Belirtileri

     Meme ucu kaşıntısına eşlik eden belirtiler şunlardır:

    1)      Göğüs ağrısı

    2)      Meme ucunda yanma

    3)      Göğüste topaklanma

    4)      Meme ucunda çatlama

    5)      Meme ucunda kuruma

    6)      Meme ucundan gelen saman rengi kanlı sıvı gelmesi

    7)      Meme ucu hassasiyeti

    8)      Meme ucunun düzleşmesi veya içe doğru dönmesi

    9)      Meme ucunda leke veya kırıklık

    10)   Şişme, kızarma ve sıcaklık

    11)   Deride kalınlaşma

    Meme ucu kaşıntısına eşlik eden diğer belirtiler şunlardır:

    1)      Meme ucunda kabarma

    2)      İshal

    3)      Kurdeşen

    4)      Kusma ve mide bulantısı

    5)      Deride soyulma

    6)      Nefes darlığı, burun akıntısı, hapşırma ve gürültülü nefes alma

    blank

     Meme Ucu Kaşıntısının Tehlikeli Olması Durumunda Mutlaka Bir Doktora Başvurun

    Siz ya da çevrenizde herhangi biri meme ucu kaşıntısının yanında aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçı ile karşı karşıya kalırsa hemen acil yardım çağırın. Bu anafilâksi denen ve hayati tehlikesi oldukça büyük olan bir alerjik reaksiyon olabilir.

    1)      Bilinç durumunda oluşan değişim, tepki vermeme veya kendinden geçme

    2)      Nefes alamama, nefes darlığı yaşama, nefes alırken gürültü çıkarma, boğulma gibi solunum problemleri

    3)      Yoğun karın ağrısı

    4)      Yüzde, dudakta veya dilde meydana gelen ciddi ve birden ortaya çıkan şişme

     Meme Ucu Kaşıntısını İhmal Etmeyin

    Meme ucu kaşıntınızın sebebini ve tedavisini öğrenmek için mutlaka bir doktora başvurarak aşağıdaki bilgileri vermeniz gerekir. Aksi takdirde kötü sonuçlarla karşı karşıya kalabilirsiniz.

    1)      Meme ucunuzda oluşan kaşıntının ilk ne zaman ve ne şekilde başladığı

    2)      Meme ucunuzda oluşan kaşıntının sadece meme ucunu mu etkilediği yoksa geniş bir alanın mı kaşındığı

    3)      Kaşıntı yanında başka bir belirti olup olmadığı

    4)      Kullandığınız ilaçların isimleri ve ne sıklıkta kullandığınız

    Bu kaşıntılar ciddi bir rahatsızlık yüzünden olabileceği gibi (kanser vb.) basit nedenlerden de kaynaklanıyor olabilir. Bu yüzden tedavide geç kalma veya başarısız tedavi daha ciddi problemlere yol açabilir. Kaşıntınızın nedeni belli olur olmaz gereken tedaviye uymanız ve doktorunuzun söylediklerini harfiyen yerine getirmeniz gerekir.

  • Doğum Sonrası Kilo Verme

    Doğum Sonrası Kilo Verme

    Hamilelik süresince her anne mutlaka az veya çok kilo alır. Alınan bu kilolar, annenin hamilelik öncesi kilosuna bağlı olarak düzenli ve orantılı olarak artar. Eğer yanlış ve aşırı beslenme sonucu hamilelikte aşırı kilo alınırsa, doğumdan sonra kilo vermek çok zor olacaktır. Normalde hamilelikte alınması gereken kilo miktarı 9 ve 12 arasındadır. Fakat anne çok zayıfsa daha faza kilo da alabilir. Doğum yapan anne, doğumdan hemen sonraki haftada en az 5 kg. verir. Bu hem bebeğin hem de suyunun ağırlığıdır.

     Doğumdan Sonra Zayıflamanın Püf Noktaları

    1) Doğumdan sonra rahat kilo verebilmek için hamilelik döneminde dengeli beslenerek uygun miktarda kilo almak gerekir. Bu hem bebeğinizin sağlığı açısından hem de sizin sağlığınız açısından önemlidir.

    2) Doğum sonrası emzirmek kilo vermeye de yardımcıdır. Düzenli ve devamlı emziren anne ortalama 500 cc. süt verir ve bu yaklaşık 500 k.kalori verdirir. Bebek emzirme bahanesiyle fazla yenen yemeğin kilo aldırmak dışında bir etkisi olmaz. Emzirirken önemli olan sağlıklı ve dengeli beslenmektir.

     Doğum Sonrası Dengeli Beslenmek İçin Nelere Dikkat Etmelisiniz?

    1) Hamur işi yiyecekleri ve tatlıyı azaltın.

    2) Çok fazla kuru yemiş tüketmeyin.

    3) Çok uzun sürelerle aç kalmayın, sık fakat az yiyin.

    4) Ekmeği azaltın.

    5) Yemeklerini az yağlı tüketin.

    6) Hazır yiyeceklerden uzak durun.

    7) Bol bol sebze ve meyve tüketin.

    8) Su için.

    blank

    Doğum Sonrasında Egzersizi İhmal Etmeyin

    Doğumdan sonra zayıflamak için sadece düzenli ve sağlıklı beslenmek yeterli olmayabilir. Egzersiz hem hamilelikten kaynaklanan ve vücutta oluşan şekil bozukluklarını giderecek hem de kilo vermenize yardımcı olacaktır. Tabii egzersize doğumda atılan dikişlerin hafifleme süresine göre başlamanız gerekir. Egzersizi ya aç karnına yapın ya da yemek yedikten 2 – 3 saat sonra yapın. Yapabileceğiniz en basit spor yürüyüştür. Orta tempoda yapılacak günde 20 dakikalık bir yürüyüş vücudunuzu oldukça toparlayacaktır. Ayrıca karın kaslarınızı güçlendirmek için de günde bir kere çekebildiğiniz kadar mekik çekin. Böylece doğum sonrası sarkan karnınız toparlanacaktır. Eğer yürüyüş ve mekik size göre değilse bu durumda yüzmeyi tercih edebilirsiniz.

     Korse Zayıflatmıyor

    Bilinenin aksine korse kullanmak zayıflamaya veya vücudu forma sokmaya yardımcı değildir. Korse sadece o an için şeklini kaybetmiş bölgelerin sıkı görünmesini sağlar. Korseyi uzun süreli kullanmak ise oldukça zararlı. Uzun süreli takılan korse bel etrafındaki kasların güçsüzleşmesine neden olabilir, kas ve bel tutulmasına yol açabilir. Bu bakımdan doktor tavsiyesi almadan korse kullanmak doğru değildir. 1 – 2 saatten fazla kullanılmaması gereken korse çok sıkı olmamalı ve pamuklu olmalıdır.

    Aslında burada yazılanlar, sağlıklı yaşamak isteyen her bireyin yerine getirmesi gereken şartlardır. Eğer düzenli besleniyor, spor yapıyor ve yine de zayıflayamıyorsanız bunun nedeni kronik bir rahatsızlık olabilir ve doktora başvurmakta fayda vardır.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Rahim Aldırma Ameliyatı

    Rahim Aldırma Ameliyatı

    Rahim aldırma ameliyatı (histerektomi) uterusun yani rahmin çıkarılması demektir. Bu birçok kadının karşılaştığı bir durumdur.

     Rahim Aldırma Ameliyatının Yapıldığı Durumlar

    1)      Rahim Miyomları: Hastanın yaşına göre değişen bu durum, rahimde en sık görülen tümörlerdir. Miyomlar için rahim aldırma ameliyatının uygulanması genellikle kanama, pelvik ağrı gibi şikâyetlerin acil tedavi olması gereğine dayanır.

    2)      Düzensiz Kanamalar: Bu ameliyatın yaklaşık % 20’si hormonal nedenlere bağlı düzensiz kanamalar yüzündendir. Bu tip hastalarda önce ilaç tedavisi uygulanır yeterli olmadığı zamanlarda ameliyat önerilir.

    3)      Şiddetli Adet Ağrıları: Eğer hastanın adet sancıları günlük hayatının düzenini bozuyor ve ilaçla düzelmiyorsa (hasta çocuk doğurmayı düşünmüyorsa) rahim aldırma ameliyatı yapılabilir.

    4)      Rahim Sarkması, Kasıkta Ağrılar ve Kanser Öncesi Belirtiler: Rahimden kaynaklanan kasık ağrıları, rahim ağzında yer alan kansere öncülük eden lezyonlar veya rahmin sarkması da bu ameliyatın yapılma sebeplerindendir.

    5)      Doğumdan Kaynaklanan Durumlar: Doğum sonrasında düzeltilemeyen rahim yırtıkları varsa, rahim kanaması durmuyorsa ve plasenta ayrılmıyorsa histerektomi uygulanabilir.

    6)      Diğer Durumlar: Rahimde bulunan zarın dışında olması, iyi huylu yumurtalık urları, rahim ve yumurtalık kanseri gibi durumlarda da histerektomi yapılabilir.

    blank

     Rahim Aldırma Ameliyatı Nasıl Yapılır?

    Histerektomi karından ve vajinal yoldan olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır. Bu yolun seçimi ameliyatın sebebine, hastanın fizyolojik durumuna ve ameliyatı yapan cerrahın tıbbi deneyim ve tercihine bağlıdır. Rahim aldırma ameliyatının % 75’lik karın yolundan yapılır. Seçilen yöntem hangisi olursa olsun rahim bağları kesilir ve rahmi besleyen damarlar kesilir ve özel dikişle bağlanır.

     Rahim Aldırma Ameliyatı Sonrasında Hasta Bakımı Nasıl Olmalıdır?

    Ameliyat esnasında idrar kesesi travmatize olduğu için hastanın idrar yapması zor olacaktır. Bu yüzden de 24 saat kadar idrar sondası takılı kalır. Ameliyat gününde kadının ağzından beslenmesi yasaklanır. Bağırsak hareketleri başlayınca sıvı gıdalarla beslenilir. Hastanın sindirmesi kolay olan katı yemekler de diyet listesine konabilir. Hastanın erken ayaklanması zatürreye yakalanmasına ve damar tıkanıklığına neden olabilir. Ameliyattan sonraki 1-2 ay boyunca dikişlerin zarar görmemesi için hasta ağır kaldırmamalıdır. Yine 1 ay kadar cinsel ilişki önerilmez.  Hastanın araç kullanabilmesi için tamamen iyileşmesi gerekmektedir.

     Rahim Aldırma Ameliyatı Geçiren Hastalar Nelere Dikkat Etmelidir?

    Hastanın en az iki hafta fiziksel olarak çok yorucu hareketlerden kaçınması gerekir. Fiziksel aktivitelerini ise yavaş yavaş artırmaları gerekir. Doktor aksini söyleyene kadar cinsel ilişkiye girmek ve ağır kaldırmak tehlikelidir. Tuvalette ıkınmamak gerekir ve kanama ya da ateş olması durumunda mutlaka doktora gidilmelidir.

     Rahim Aldırma Ameliyatı Cinsel Hayatı Etkilemez

    Histerektomide sadece rahim çıkartılır ve bu ameliyatı geçiren kadın bir daha regl olmaz. Birçok kadın bu ameliyat ile cinsel hayatının etkileneceğini düşünse de cinsel ilişkiyi sağlayan rahim olmadığı için cinsellikte haz alamama ya da ilişkiye girememe gibi bir durum oluşmaz.

  • Over Kistleri ve Tedavisi

    Over Kistleri ve Tedavisi

    Over Kisti Nedir?

    Kistler yapıları itibari ile içi sıvıyla dolu keseciklerdir. Kendilerine ait kist duvarı ile diğer dokulardan ayrılırlar. Yumurtalıklarda oluşan kistlere Over Kistleri denir. Burada over, yumurtalık anlamına gelmektedir. Bir çok kadın hayatlarının bir döneminde over kisti işe karşılaşabilir. Bu kistler iyi huylu olabileceği gibi kanseröz de olabilirler.

     Over Kistleri Nasıl Tespit Edilir?

    Over kistleri genelde çok fazla belirti vermezler. Genel jinekolojik muayeneler esnasında fark edilme ihtimalleri daha yüksektir. Over kistleri genelde tedavi gerektirmez ve masum kistlerdir. Halk arasında kanser zannedilseler de gereksiz yere sorun edilmektedirler. Over kistleri çok fazla büyüme yapmazlar bu yüzden de kendilerine karın boşluğunda kolayca yer bulurlar. Şişkinlik yapmamalarının sebebi budur.

    Over Kistlerinin En Çok Karşılaşılan Belirtileri

    1)      En sık karşılaşılan belirtisi regl düzensizlikleridir.

    2)      Karında şişkinlik

    3)      Kasık veya karın ağrısı

    4)      Sindirim sistemiz bozuklukları (dışkılamada ağrı ve kabız olma)

    5)      Sık idrar yapma gibi idrar yolu sorunları

    6)      İştahsızlık

    7)      Kilo kaybı

    8)      Hafif bulantı

    9)      Sindirim sistemi problemleri

    Ağrı, over kistlerinde pek sık karşılaşılmayan bir durumdur. Eğer ağrı varsa ve çoksa bu kistin büyüdüğünü ya da iltihaplandığını gösterir. Bazı durumlarda kistler nadiren de olsa kendi çevresinde dönebilir veya patlayabilir. Bu sorunlar halk arasında kist kanaması ya da kist patlaması olarak bilinir. Ciddi karın ağrısına yol açan bu durum bazen ameliyat gerektirebilir.

    blank

    Over kistlerinin İyi ya da Kötü Huylu Oldukları Nasıl Anlaşılır?

    Bir over kistinin iyi ya da kötü huylu olduğunu anlamak için aşağıdaki değerlendirme yapılır.

    1)      Hastanın yaşı (yaşı ileriyse ve menopoz sonrasıysa kötü)

    2)      Kitlenin ölçüsü ve şekli (büyük ve şekilsiz ise kötü)

    3)      Kistin yapısı (basit kist iyi huylu, komplike kist kötü huyludur)

    4)      Çevreye yapışık olma durumu (yapışıksa kötü)

    5)      Hassasiyet olup olmadığı

    Pelvik organların muayenesinde (ultrason) belirlenen ve saf kist görünümlü 5 – 6 cm. çaplı küçük kistler genelde iyi huylu ve fonksiyonel kistlerdir.

    Eğer muayenede beliren kist karnabahar gibi çıkıntıları olan, solid yapıya sahip, 5 – 6 cm.den büyük, batında sıvı birikimi yapan, çevreye yapışık, idrar kanalına baskı yaparak genişlemelere yol açan kist türü ise o zaman kötü huylu olma ihtimali yüksektir. Menopoz sonrası oluşan kistler de genel olarak kötü huylu olma potansiyeline sahiplerdir.

     Over Kisti Tanısı Nasıldır?

    Over kisti tespit edilirken hastanın ve kistin durumuna göre bazen MRI denilen manyetik rezonans ile, bazen bilgisayarlı tomografi ile bazen de hormon tetkikleri ve tümör marker’ları (over kistinin durumunu ve gidişatını izlemek için kanda bakılan tümör belirteçleri) ile inceleme yapılır ve kistin türüne göre tedavi şekli belirlenir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Çikolata Kisti ve Tedavisi

    Çikolata Kisti ve Tedavisi

    Çikolata Kisti Nedir?

    Çikolata kistleri, endometrium denilen (rahmin içini döşeyen) zar tabakasının, yumurtalıklarda bulunması ve her regl döneminde kanayarak kiste dönüşmesi sonucu oluşur. Her regl döneminde rahmin iç tabakası kalınlaşır ve kanamayla vücut dışına atılır. Eğer regl zamanı kanayan kan dışarı atılamazsa zamanla pıhtılaşır, erir ve kist haline gelerek kahverengi kıvamlı bir sıvı haline gelir. Bu yüzden de çikolata kisti benzetmesi yapılmaktadır.

     Çikolata Kisti Nerelerde Görülür? 

    • ·         Yumurtalıklarda (en sık görülen alandır, % 75 oranında yumurtalıkta görülür.)
    • ·         Rahmin arkasındaki boşlukta
    • ·         Bağırsağın son bölümü ile vajen arasında
    • ·         Bağırsak yüzeyinde
    • ·         Tüplerin çevresinde ya da üzerinde
    • ·         Mesanenin üzerinde
    • ·         Karın zarı yüzeylerinde
    • ·         Cerrahi yaralarda
    • ·         Doğum esnasında açılan ve dikiş atılan kesiklerde
    • ·         Nadiren de göbek deliği ya da burun zarı gibi yerlerde

     Çikolata Kisti En Sık Kimlerde Görülür?

    Üreme çağındaki her kadın bu hastalığa sahip olabilir. Hamile kalmakta güçlük çeken kadınlar % 40 oranında genel anlamda ise kadınların % 3’ünde bu kist saptanmaktadır. Birinci derece yakın birinde saptanmış bu rahatsızlığın bir kadında görülme riski yaklaşık 7 kat fazladır. Nadiren de olsa menopoz dönemindeki bir kadında da görülebilir.

      Çikolata Kistinin Belirtileri Nelerdir? 

    • ·         Gittikçe artan aşırı sancılı regl ağrıları
    • ·         Ağrıların erken başlayıp, uzun sürmesi (hastalığın ilerlediğinin göstergesidir)
    • ·         Kasık ağrıları
    • ·         Bel ağrıları
    • ·         Kısırlık
    • ·         Dış gebelik
    • ·         Bulantı – kusma
    • ·         Kabız olma veya ishal olma
    • ·         Makatta ağrı hissi
    • ·         Kanlı dışkı
    • ·         Makatta kanama
    • ·         İdrarda kan ve idrar yaparken yanma
    • ·         Sık sık idrara çıkma
    • ·         Pelvik ağrıları
    • ·         Kuyruk sokumuna doğru vuran ağrı
    • ·         Yanlarda ağrı
    blank

     Çikolata Kisti Tanısı ve Tedavisi Nasıl Yapılır?

     Çikolata kisti tanısı ultrason, MR, tomografi, doppler ultrason ve ca 12 düzeyi gibi değişik yöntemlerle konulabilir. Ca 125 molekülü, epitel hücrelerinden salınır ve çikolata kisti hücrelerinde de salgılanır. Molekülün miktarı kistin sayısına, boyutuna, aktif olup olmadığına, kistle beraber başka rahatsızlıkların bulunup bulunmadığına ve bunun gibi faktörlere bağlıdır. Bu kistin kesin tanısı, histopaotolojik incelenme ile konur. Tedavisi ise ameliyat yapılarak kisti çıkarmaktır. Çikolata kisti ameliyatı açık ameliyat ve laparaskopi olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır.

     Çikolata Kisti Kendimi Tekrarlar mı?

    Çikolata kistleri, aktif endometriozis noktalarından geliştiği için bun oktalar yumurtalıklarda bulunduğu süre zarfında kistler üretilebilir. Çikolata kisti ameliyat ile çıkarıldıktan sonra çıkarılan yerinde veya çevresinde endometriozis noktalarından mevcutsa tekrar kist ortaya çıkabilir. Bu da kistin tekrarlamasına neden olur.

  • Kadınlarda Akıntılar ve Tedavi Yolları

    Kadınlarda Akıntılar ve Tedavi Yolları

    Vajinal akıntılar bütün kadınların tipik problemidir ve kadın doğum uzmanlarının sık sık ziyaret edilmesine sebep olan nedenlerinden biridir. Yaşam kalitemizi düşüren, kendimize güvenimizi azaltan, kendimizi kötü, huzursuz hissettiren bu durumlar bazen normal sayılabileceği gibi bazen de bazı rahatsızlıkların habercisi olabilir.

    Vajina, yapısı itibari ile nemli bir organdır ve vajina içerisinde ve duvarlarında bulunan rahim ağzı bezelerinden salgılanan sıvılarla ıslaklık sağlanır. Kadın sağlığı açısından bu ıslaklıklar oldukça gereklidir. Önemli olan akıntının genel bir durumumu yansıttığı yoksa hastalık belirtisi mi olduğudur. Ayakta durmaktan, hareket etmekten, spor yapmaktan kaynaklanan ve yer çekiminin de etkisiyle dışarı akan akıntılar çamaşırınızda normal olarak bir ıslaklık yaratacaktır. Bu tip bir ıslaklık sağlıklı bir kadında süreklilik gösterebilir.

    blank

     Normal Vajinal Akıntı

    Normal vajinal akıntılar yumurta akını andıran, koku yapmayan, berrak sıvılardır. Regl döneminin başlangıcından itibaren 14 gün sonra bu akıntının kıvamı değişebilir ve biraz daha sıvılaşabilir. Bu sıvılaşmanın sebebi, yumurtanın döllenmesini kolaylaştırmaktır. Rahimde ve rahim ağzında salgılanan sıvılardaki değişiklikler spermin rahatça yumurtaya erişmesini kolaylaştırmak içindir. Regl dönemi yaklaşırken bazı kadınların akıntı rengi koyulaşarak kötü kokular yayabilir. Bunun nedeni regl kanamalarını oluşturan hormonlardır.

    Anormal Vajinal Akıntı

    Normal vajinal akıntıların tersine; kıvamı bozuk, koku yapan vajinal akıntılar bir hastalığın habercisi olabilir bu yüzden mutlaka muayene gerektirmektedirler. Jinekolojik muayeneden sonra verilen ilaçlarla akıntılar genelde kolayca tedavi edilebilmektedir. Özellikle mantar hastalığında, hastalığınız iyileştikten sonra çamaşırlarınızı kaynatmanız ve ütülemeniz, akıntının tekrarlamasını engelleyecektir. Çamaşırınızı sık sık değiştirmeniz sizi bakteri ve virüslerden mümkün mertebe koruyacaktır.

    Vajinal Akıntılar Birçok Çeşide Sahiptir.

    1)      Regl kanaması öncesi oluşan akıntılar

    2)      Cinsel ilişki esnasında oluşan uyarılardan kaynaklanan ıslanma ve bununla gelen akıntı

    3)      Hamilelik esnasında rahim ağzı bezlerinin salgıladığı bebeği koruyan salgılar

    4)      Spiral takılmasından kaynaklı akıntılar

    5)      Mantar hastalıkları

    6)      Vajinadaki yabancı maddelerin sebep olduğu akıntı

    7)      Kanserlerin neden olduğu akıntılar

    8)      Bakterilerin neden olduğu akıntılar (belsoğukluğu gibi)

    9)      Nedeni belli olmayan tanımlanamayan akıntılar

    10)   Herpes gibi virüslerin neden olduğu akıntılar

    11)   Polip denilen oluşumların neden olduğu akıntılar

    12)   Yaraların neden olduğu akıntılar

    Akıntılar arasında en sık görülen tip ise mantar ve bakteriler yüzünden oluşan akıntılardır.

     Anormal Vajinal Akıntılarda Önlem Alınmazsa Birçok Soruna Neden Olabilir…

    1)      Cinsel yaşamınızı etkiler.

    2)      Kısırlığa yol açar.

    3)      Psikolojik anlamda rahatsızlık verir.

  • Kolposkopi ve Biyopsi

    Kolposkopi ve Biyopsi

    Kolposlopi Nedir?

    Kolposkopi, rahim ağzının özel bir büyüteç vasıtası ile incelenmesi ve muayene edilmesidir. Kolposkop denen bu ışıklı alet ile servisk daha büyük, daha net ve daha detaylı izlenebilmektedir.

     Kolposkopi Nasıl Yapılır?

    Kolposkopi yapılacağı zaman kadın doğum masasına sırt üstü yatılır ve metal bir alet ile rahim ağzının daha net görünmesi sağlanır. Vajinadaki ve rahim ağzındaki akıntılar tuzlu su ile temizlendikten sonra boya gibi bir sıvı ile rahim ağzı ıslatılır. Eğer o bölgede problemli bir doku varsa rengi beyaza dönecektir. Böylece kadın doğum uzmanı problemli bölümü inceleyecek ve gerekirse biyopsi alarak patoloğa gönderecektir. Bu muayene yaklaşım yarım saat sürmektedir. Bu muayene sayesinde rahim ağzı kanseri için çok erken önlemler alınabilir. Kolposkopi ağrısız bir işlemdir, yalnızca biyopsi alınması esnasında hafif bir ağrı hissedilebilir.

     Hangi Durumlarda Kolposkopi Yapılır?

    1)      Pap smear testinin sonuçları anormal çıktığında

    2)      Pap smear sonucu açıklanması güç lezyonların bulunması durumunda

    3)      Sebebi belli olmayan kanamalarda

    4)      Direk biyopsi alınması gereken durumlarda

     Kolposkopi Yapılmadan Önce Neler Yapılmalı?

    1)      Muayene esnasında daha rahat olabilmek için idrar torbasının ve bağırsakların boşaltılması faydalıdır.

    2)      Muayeneden 24 saat önce duş alınmaması, vajinal ilaçlar sürülmemesi ve tampon uygulanmaması gerekir.

    3)      Cinsel ilişkiye girilmemelidir.

    blank

     Kolposkopi Başka Nerelerde Uygulana Bir Yöntemdir?

    Vajina, dış genital organ olan vulva ve anüs kolposkop ile incelenebilir.  Belirlenen şüpheli alanlar biyopsi ile alınır. Eğer kondilom varlığında problemli bir alan var ise bütün genital bölge kolposkopi

    İle incelenmelidir.

     Hamilelikte Kolposkopi Yapılır mı?

    Hamile kadının rahim ağzında şlüpheli bir durum var ise ve rahim ağzına yapılacak işlemler erken doğuma neden olmayacak ise kolposkopi yapılabilir.  Hamilelik esnasında rahim ağzında damarlanma artarsa ve biyopsi yapılırsa kanama da şiddetli olacaktır.

     Kolposkopi Sonrası Uyarılar

    1)      Biyopsinin yapıldığı gün ya da ertesi günü birkaç gün sürebilen ve lekeye benzeyen kanamalar olabilir.

    2)      Kanama esnasında tampon kullanılmaz. En sağlıklısı ped kullanmak olacaktır.

    3)      Biyopsiden sonra oluşan kanamayı durdurmak içim ilaç verilmişse birkaç gün rengi koyu olan akıntılar gelebilir.

    4)      Biyopsi yapıldıktan iki hafta sonra doktorunuz kontrol için sizi çağıracaktır. Bu kontrole kadar cinsel ilişkiye girmeyiniz.

    5)      Kanamanın artması ve kesilmemesi durumunda mutlaka doktorunuzu arayın.

     Hangi Durumlarda Doktorunuzu Aramalısınız?

    1)      Vajinada çok fazla kanama

    2)      Karnın alt kısmında yoğun ağrı

    3)      Kötü kokulu vajinal akıntı, ateş, titreme

  • Kadınlarda İdrar Kaçırma Nedenleri ve Tedavisi

    Kadınlarda İdrar Kaçırma Nedenleri ve Tedavisi

    İdrar Kaçırma Nedir?

    Günlük hayatınızda istemeden ve ani şekilde, idrarın idrar yollarınızdan dışarı çıkışına idrar kaçırma denir. Her yaş grubuna mensup kadınlar, farklı sebeplerle idrarlarını kaçırabilmektedirler. Dışarı çıkmayı kâbusa dönüştüren bu rahatsızlık hem fizyolojik açıdan hem de psikolojik açıdan kadınların canını sıksa da tedavisi mümkün. Eğer gülerken, öksürürken, hapşırırken, spor yaparken, ağır kaldırırken veya oturup kalkarken idrar kaçırıyorsanız, idrar hissi geldiğinde tuvalete yetişemiyor, idrarınızın tamamını yapamıyorsanız mutlaka bir doktora başvurmanız gerekmektedir.

     İdrar Kaçırma Tipleri

    1)      Stres İdrar Kaçırma: En sık görülen tiptir. Ani hareketlerle görülen (öksürme, gülme vs.) idrar kaçırmalarının bir nedeni pelvik organ kaslarının zayıf olması, diğer bir nedeni ise idrar yolarının boşalmasını sağlayan kasların yetersiz olmasıdır.

    2)      Urge İdrar Kaçırma: Kuvvetli bir idrar yapma isteğinin ardından tuvalete yetişemeyerek idrar kaçırma tipidir. Bunun sebebi ise idrar yolları kaslarının çok aktif olmasından kaynaklanır.

    3)      Miks İdrar Kaçırma: Hem stres hem de urge idrar kaçırma tiplerinin bir arada görülmesidir.

    4)      Taşma İdrar Kaçırma: İdrar kesesinin kapasitesinin üzerinde dolması durumunda, idrar yapma isteği doğmadan küçük miktarlarda kaçırmalar görülür. Bu durumda kişi, idrar kesesinin hiç boşalmadığını düşünür. Diyabet, pelvik zarar görme, pelvik operasyonlar, omurilik yaralanmaları gibi durumlarda oluşur.

    blank

     Teşhis ve Tedavi

    İdrar kaçırma sorunu ile doktora başvurduğunuzda, doktorunuz tıbbi hikâyenizi ve şikâyetlerinizi dinledikten sonra pelvik muayene ve bazı testler yapar. Doktorunuz idrar kaçırma tanısını koymadan önce idrar yollarınızda enfeksiyon olup olmadığını ve bazı beslenme alışkanlıklarınızı kontrol etmek isteyecektir.

     İdrar Kaçırma Tedavisi Nasıldır?

    Her kişide yaşanan idrar kaçırma tipi farklıdır ve tedavi de bu tiplere göre belirlenir. Genel olarak kullanılan yöntemler ise spor yapmak, ilaç veya hormon almak ve cerrahi müdahale şeklindedir.

    1)      Davranış / Kas Tedavisi: Bu tedavi tipinde pelvik kaslarını güçlendirmek için kegel egzersizleri yapılır. Pelvik kasları güçlendiğinde idrar yapma kasları kontrol altına alınmış olur. Bu egzersizlere ilaveten bir idrar günlüğü oluşturularak mesane eğitimi verilir.

    2)      İlaç Tedavisi: Özellikle urge kaçırma tipinde ilaç veya hormonlar tercih edilmektedir. Fakat ilaç tedavisi stres idrar kaçırma tipinde bir işe yaramamaktadır.

    3)      Cerrahi Tedavi: Diğer tedavi şekilleri amacına ulaşamadığında, idrar kaçırmaya yol açan sorunu düzeltebilmek için cerrahi müdahaleye başvurulur. Her bir idrar tipine farklı cerrahi yöntemler uygulanmaktadır. Lokal anestezi ile kolayca uygulanabilen ve kısa süren birçok yeni metot gelişmiştir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Mamografi ve Meme Kanseri Taraması

    Mamografi ve Meme Kanseri Taraması

    Mamografi, memede tehlike yaratması muhtemel bir kitlenin bulunması durumunda, bu tehlikeli kitlenin bulunduğu yeri ve durumunu belirleyen bir tanı şeklidir. Meme kanseri olmayan ya da risk faktörü bulunmayan kadınlara da düzenli olarak mamografi önerilmektedir. Kadınlarda en sık rastlanan kanser türü meme kanseri olduğu için, muayenenin önemi daha da artmaktadır. Bu muayenenin amacı, hastalık varsa erkenden teşhis etmektir.

     Düzenli Mamografi Ne Sıklıkta Yapılmalıdır?

    40 yaş üstü kadınların on yıl boyunca iki yılda bir, 50 yaşından sonra ise her yol mamografi uygulanmalıdır. Elle yapılan muayeneler esnasında bir sorun algılandığı anda mamografi yenilenmelidir. 30 yaş altı kadınlarda meme dokusu daha yoğun ve kanser riski daha az olduğu için uygulama önerilmemektedir. Bu yaşlarda karşılaşılan sorunlar genelde meme ultrasonografisiyle belirlenir. Genetik olarak meme kanseri olma riski taşıyan kadınlara, genel cerrahi uzmanların tarafından bir mamografi şeması belirlenir ve buna göre uygulama yapılır.

    blank

     Mamografi Ne zaman ve Nasıl Yapılır?

    Regl kanamalarının başladığı ilk hafta içinde, hormon dengeleri daha düşükken uygulama yapılmalıdır. Mamografi, mamografi aleti ismi verilen özel bir röntgen aleti ile iki memenin de sıkıştırılması ve çeşitli kesitlerde film çekilmesi şeklinde bir incelemedir. Çekilen röntgenler radyoloji uzmanları tarafından incelenir ve buna göre rapor düzenlenir. Uzmanların değerlendirmeleri, daha önce elde ettikleri görüntüler de hesaba katılarak yapılır. Bu yüzden çektirdiğiniz her mamografinin düzenli olarak saklanması son derece önemlidir. Meme protezine sahip kadınların röntgen filmlerini elde etmek zor olduğu için genelde MR tercih edilir.

    Mamografi Raporunun Hazırlanması

    Radyoloji uzmanı bu raporu hazırlarken aşağıdaki özellikleri dikkate alır.

    1)      Meme dokusunda kitle olup olmadığı

    2)      Doku içindeki kireçlenmeler

    3)      Dokunun yoğunluğu ve bu yoğunluğun dağılımı

    4)      Memenin cilt kalınlığı

    5)      Koltukaltı lenf bezlerinin durumu

    Elde edilen görüntülerde normalin dışında verilerin bulunması durumunda radyoloji uzmanı, yönlendirici bir rapor hazırlar. Kanser kitlesini işaret eden bulgular var ise raporda ileri inceleme önerisi sunar. Eğer kitle var ise, bu kitlenin kiste benzeyip benzemediğini öğrenmek için ultrasonografi talep eder. Bütün bu önerilerden sonra, mamografi sonuçlarının normal olup olmadığına meme muayenesini yapan ve hastanın diğer bilgilerine sahip olan doktor karar verir.

    Meme Ultrasonografisi Nedir?

    Günümüzde genel olarak mamografi ile yapılan bu uygulama, meme dokusunda bulunan kistik ve katı oluşumların durumunu gösterir ve birbirinden açık bir şekilde ayırabilme yeteneğine sahiptir.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Pap Smear Testi ve Tedavisi

    Pap Smear Testi ve Tedavisi

    Pap Smear Testi Nedir?

    Pap smear testi, rahim ağzında bulunan ya da bulunma ihtimali olan enfeksiyon ve kanser ya da kanser öncüsü olabilecek durumları öğrenmek adına kadınlar için uygulanan özel rahim ağzı tarama testidir. Bu testin amacı özellikle rahim ağzı kanserinin erken teşhis edilmesidir. Günümüzde bu test jinekolojik kontrollerin başında gelmektedir ve pap smear testinin düzenli yapıldığı ülkelerde rahim ağzı kanseri oranı oldukça düşüktür.

     Pap Smear Testi Nasıl Yapılır?

    Vücut dokularımızın yenilenmesiyle yüzeylerden düşen hücrelerin alınması ve özel bir işlemle mikroskopta incelenmesine sitolojik inceleme denir. Bu incelemenin en iyi uygulama alanı rahim ağzıdır. Hücrelerin bu şekilde toplanmasına smear yani yayma denir.  Bu test oldukça kolay uygulanan bir testtir ve ağrı hissettirmez. Vajinaya takılan bir aletle önce rahim ağzı görüntülenir daha sonra da smear fırçası ile rahim ağzından sürüntü alınır.

    Pap Smear Tesi Kimlere ve Ne zaman Yapılmalıdır?

    Rahim ağzı kanserinden veya bu tür hastalıklardan korunmak ve sağlıklı olmak için her kadın bu testi yaptırmalıdır. Fakat her kadının aynı sıklıkta test yaptırmasına gerek yoktur. Cinsel yaşantısına göre 21 yaşın üstündeki her kadın pap smear testi yaptırmalıdır. Cinsel yaşamla ilk tanışmadan sonra bu testin yaptırılması faydalıdır.  Yüksek risk grubundaki kadınlar yılda bir kere, düşük risk grubundaki kadınlar 3 yılda bir kere bu testi yaptırmalıdırlar.

     Rahim Ağzı Kanseri Açısından Riskli Gruplar

    1)      Yoğun sigara içenler

    2)      Çok eşli kadınlar ya da partneri çok eşli olan kadınlar

    3)      Çok erken yaşta cinsel tecrübe yaşayanlar

    4)      Papilloma virüsü taşıyanlar (kansere dönüşme ihtimali çok yüksek olan ve siğillere dönüşen bir virüs)

    5)      Doğum kontrol hapı kullananlar

    blank

     Hamilelikte Pap Smear Testi

    Hamile kalmadan önce bütün kadınlar jinekolojik muayeneden geçmeli ve pap smear testini yaptırmalıdır. Bir şekilde test yaptırılamamışsa doktorunuz, testi yaptırdığınız zamana göre size testin uygulanması gereken zamanı söyleyecektir. Hamilelikte pap smear testinin uygulanmasının hiçbir sakıncası yoktur. Normalde hamilelik bir kadında rahim, yumurtalık ve meme kanseri riskini azaltırken, rahim ağzı kanseri riskini artırmaktadır. Bu bakımından hamileliğin ilk 90 gününde smear testi uygulanır.

     Pap Smear Testi Yapılmadan Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler

    1)      Test yapılmasından önceki 24 saatlik zaman diliminde cinsel münasebete girilmemesi daha güvenli sonuçlar elde edilmesine faydalı olur.

    2)      Test yapılmasından önceki 72 saatlik zaman diliminde vajinaya özel krem ya da ilaç uygulanmamalı ve vajinal duş alınmamalıdır.

    3)      Testin uygulanabileceği en uygun zaman regl döneminizin bitiminden 10 gün sonrası ve diğer regl başlangıcınız arasındaki zaman dilimidir. Testin çok gerekli görülmesi ve kanama olması halinde ise ve kanama miktarı çok az ise smear alınabilir.

    4)      Smear testi uygulayacak uzmanın deneyim ve başarılarından mutlaka emin olunuz.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Kadınların Mutlaka Yaptırmaları Gereken Testler

    Kadınların Mutlaka Yaptırmaları Gereken Testler

    Yaşamımızda her şeyden önde gelen her zaman sağlığımızdır. Fakat hem erkekler hem de kadınlar yaptırmaları gereken tetkikleri yaptırmıyor ve hastalanma riskini artırıyor. Bir şey olmaz mantığı ile birçok insan önlem almadığı için normalde hiç tanışmayacağı hastalıklarla tanışıyor. Özellikle kadınların mutlaka yaptırması gereken testler var. Peki, bunlar neler?

     1) Mamografi: Kadınların, 20’li yaşlardan sonra memelerini her ay kontrol etmesi, 2 -3 yılda bir de doktora görünmesi gerekir. 40 yaşından sonra ise düzenli olarak her yıl mamografi çektirmeli ve ailesinde meme kanseri varsa özellikle daha sıkı takip etmelidir. Meme muayenesi sayesinde meme kanseri henüz bir kitle haline gelmeden henüz oluşum aşamasındayken teşhis edilebiliyor.

    2) Vajinal Ultrason: Uzmanlara göre her kadın senede bir kere mutlaka bu muayeneyi yaptırmalıdır. Çünkü bu yolla iç organlar ve özellikle rahimle yumurtalıklar çok daha net bir şekilde görülmektedir. Vajinal ultrason ile myom veya çikolata kisti tespit edilebilir.

    3) Vajinal Smear: 18 yaşını doldurmuş ve cinsel yaşamı olan her kadın yılda bir kez olmak üzere düzenli olarak pap smear testi yaptırmalıdır. Bu test sayesinde rahim ağzı kanseri çok erken evrelerde tespit edilebiliyor.

    4) Kemik Yoğunluğu Ölçümü: Menopoz ile kemik kırılmaları riski artar. Eğer ailede kemik erimesi hastalığına sahip biri varsa bu test daha da önemli hale geliyor. Kemik mineral yoğunluğu ölçümü ise oldukça basit, vücuda zarar vermeyen bir yöntem. Uzmanlara göre menopoza girmek üzere olan hanımların girmeden ve girdikten sonra mutlaka bu testi yaptırmaları gerektiğini söylüyor.

    blank

    5) Kan Tahlilleri: Genel sağlık durumunu ortaya koyan kan tahlillerini 35 yaşından itibaren düzenli olarak yaptırmak gerekiyor. Kolesterol, kan şekeri gibi değerler hakkında genel bilgi veren bu tahlilleri 2 yılda bir yaptırmak yeterli.

    6) Kolonoskopi ve Gastroskopi: Mide ve bağırsak sisteminin değerlendirilebilmesi için 40 yaşından itibaren bu testlerin de düzenli olarak yaptırılması gerekiyor. Kolonokopi ile kalın bağırsak komple incelenebiliyor. Gastroskopi ile ise mide incelenebiliyor.

    7) Göz Taraması: En geç 40 yaşından itibaren göz tansiyonu, körlük vb. rahatsızlıkların önüne geçebilmek için göz taraması yaptırmak oldukça önemli.

    8) Efor Testi: Uzmanlara göre 40 yaşını aşmış kadınların her yıl düzenli olarak kardiyolojik check-up yaptırması gerekiyor. Efor testi ise kalp kapaklarının işleyişini bildiren bir test. Bu sayede kalp ve dolaşım sorunlarına erken teşhis uygulanabiliyor.

    9) Cilt Muayenesi: Ailesinde cilt kanseri olan ve vücudundaki ben sayısı çok fazla olan kadınların cilt muayenesi yaptırması gerekiyor çünkü benler melanom denen ölümcül bir kanser türü taşıyor. Uzman doktor vücudun ben haritasını çıkararak kontrol ediyor.

    10) Tükürük Testi: Dişlerde ve diş etlerinde ciddi problemlerle karşılaşmamak için düzenli olarak her yıl diş hekimine görünülmeli. Yapılan tükürük testinde tükürüğün mikrobiyolojik ve kimyasal yapılarına bakılarak, ağızda bulunan çürüklerin başka bir sağlık problemine neden olup olmayacağı araştırılıyor.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Yeşil Çay Zayıflatıyor mu?

    Yeşil Çay Zayıflatıyor mu?

    Yeşil Çay Nedir?

    Yeşil çay, camellia sinensiz yapraklarından elde edilir. Yeşil çay yapraklardan toplanınca hemen kavrulur ve kurutulur. Aynı bitkinin yapraklarından elde edilen siyah çay ise yavaşça kurutulur ve oksijenle tepkimeye girer. Her iki çay da kafein içerir fakat yeşil çayın kafeini siyah çaya oranla daha azdır. Yine her iki çay da antioksidan özelliğine sahiptir fakat yeşil çayın gördüğü işlem siyah çayın gördüğü işlemden daha az olduğu için antioksidan özelliği daha fazladır.

     Yeşil Çayın Faydaları

    Yeşil çayın bilinen en iyi özelliği, zayıflamaya son derece faydalı olmasıdır. Fakat sağlık üzerine de bilinen birçok faydası vardır. Yeşil çayı sadece zayıflamak için kullanıyorsanız bir de bu faydalarına bakın. İşte bunlardan bazıları…

    1) Yeşil çay hücre yenileyici bir etkiye sahiptir.

    2) Bir çeşit damar sertleşmesi olarak bilinen arterioskleroz riskini azaltır.

    3) Kılcal damarların büzülmesini sağlayarak ödem oluşumunu engeller.

    4) Cildi besler.

    5) Kalp ve dolaşım sistemi rahatsızlıklarını azaltır.

    6) Kemik erimesini önler.

    7) Migren rahatsızlığına iyi gelir.

    8) Mide ve bağırsak sorunlarına iyi gelir.

    9) Uzun süreli kullanımında romatizmal hastalıklara faydası vardır.

    10) Vücuttaki yağların yakılma süresini hızlandırarak zayıflamaya etki eder.

    11) İstenmeyen yağların % 30’unu emer.

    Ender Saraç’tan Kilo Verdiren Yeşil Çay Formülü ile Kilo Verin

    Diyette harikalar yaratan Dr. Ender Saraç, yeşil çayın zayıflamaya yardımcı olduğunu belirterek aşağıdaki karışımı tüketmenizi öneriyor. İşte diyete yardımcı yeşil çay formülü;

    Malzemeler

    • 1,5 litre temiz su
    • Esmer şeker
    • 1 çorba kaşığı yeşil çay
    • 1 tutam taze nane
    • 1 adet taze limon
    • Gülsuyu

    Hazırlanışı

    blank1,5 litre suyu kaynatın ve altını söndürdükten sonra ocağınızdan indirin. Kaynamış suya bir çorba kaşığı tepeleme yeşil çay ekleyin. Limonun suyunu sıkın ve kabuklarıyla beraber suya ilave edin. Daha sonra bu karışımın içerisine esmer şekeri, gül suyunu ve taze nane yapraklarını ilave edin. Bu karışım kaynatılmayacaktır. Sadece kaynamış suya malzemeler eklenecektir. Karışımınızı soğumaya bırakın ve buzdolabına koyun. Soğuk ve buzlu bir çay sizi son derece canlı tutacaktır.

     Yeşil Çayın Yan Etkileri Var mıdır?

    Yüksek tansiyon, karaciğer, mide, kalp sorunu olanlar ve anksiyete gibi psikolojik sorunları olan kişilere yeşil çay içmeleri önerilmez. Anemi ve diyabet gibi rahatsızlıkları bulunan kişilerin ise çay içmeden önce mutlaka doktorlarına başvurmalarında fayda vardır. Yeşil çayı çok fazla miktarlarda tüketen kişiler uykusuzluk, çarpıntı, baş dönmesi gibi sorunlarla karşılaşabilir. Ayrıca kafein içerdiği için bazı tüketicilerde kusma, ishal, mide bulantısı gibi etkiler de gösterebilir.  Yeşil çayın ilaçlarla beraber tüketilmesi durumunda bazı ilaçların etkileşimine zarar vererek ilacın etkilerini artabilir veya azalabilir. Böyle bir durumu da doktorunuza danışmanızda fayda vardır. Hamile veya emziren kadınlar çay tüketiminden kaçınmalıdır.

  • Adet Sancısına Ne İyi Gelir?

    Adet Sancısına Ne İyi Gelir?

    Pek çok kadının ortak derdi adet döneminde yaşadıkları ağrılar ve ödemlerdir. Özellikle karın, bel ve yumurtalık bölgesinde oluşan ağrılar yüzünden birçok kadının hayatı olumsuz yönde etkilenmekte yaptıkları planlar suya düşmekte ve bu kadınların regl dönemlerinden nefret etmelerine neden olmaktadır. Adet sancıları ağrı kesicilerle tedavi edilebileceği gibi yediğiniz gıdalara ve yaşam tarzınıza dikkat ederek de tedavi edebileceğiniz düzeyde bir ağrıdır.

     Yumurta ve Balık Regl Sancısını Azaltıyor.

    Yapılan araştırmalara göre regl döneminde şeker, tuz ve yağı azaltıp, bol ve kaliteli protein içeren balık ve yumurta tükettiğiniz ve lifli besinlerden bol miktarda yediğiniz zaman regl sancılarınız da azalıyor.

    Soya fasulyesi, deniz ürünleri, süt ve susam regl ağrılarını azalttığı gibi aynı zamanda kişiye kendini mutlu hissettiren trytophan denen amino asiti içerdiği içerir. Bu bakımından uzmanlar regl döneminde bu tip besinlerin tüketilmesini önermektedirler.

    Adet dönemlerinde kadınların iştahı ya hepten kapanır ya da tamamen açılır. Bunun yanı sıra gerginlik, depresyon, gerilim, endişe, uyum sorunu gibi ruhsal değişimler de yaşanmaktadır. Kadınların yaklaşık % 10’u PMS diye bilinen adet öncesi sendromu çok ağır geçirirler. Bunun en önemli nedeni ise hormonal değişikliklerdir. Bu yüzden hormon dengeleyici besinler tüketmekte fayda vardır.

    blank

     Çok Fazla Tuz Tüketmeyin

    Regl tarihinden önce tuzu azaltmak regl döneminde oluşacak şişkinleri önleyecek ve ödem oluşumunu engelleyecektir. Tuz, vücuttaki suyu tuttuğundan tuz tüketimini azaltma rahat bir regl geçirmenizi sağlar.

     Kafein İçeren İçeceklerden Uzak Durun.

    Kafein uyarıcı bir madde olduğu için regl döneminde görülen huzursuzluk ve stres duygusunu artıracaktır. Uzmanlara göre aşırı alkol, stres, doymuş yağ oranı yüksek besinler PMS’i (adet öncesi sendromu) hızlandırmaktadır. Şeker hastalarında ise bu durum daha da ağır geçmektedir. Yine regl dönemlerinde kalsiyum almak önemlidir. % 99’u kemiklerde gerisi kanda olan kalsiyum kas ve sinir iletimini sağlar. Eğer kandaki kalsiyum azalırsa kaslar ve sinir sistemi bundan olumsuz yönde etkilenecektir. Böylece adet öncesi sendromu ve adet dönemi daha ağır geçecektir.

     Adet Döneminde Alınması Gereken Besinler

    E vitamini, B vitamini, magnezyum, çinko ve kalsiyum alımı hem vücudunuz için faydalı hem de regl döneminde yardımcıdır. Bu maddeleri içeren besinler aşağıdadır.

    1)      Siyah üzüm

    2)      Yumurta

    3)      Kabak

    4)      Patates

    5)      Kavun

    6)      Ay çekirdeği

    7)      Fındık

    8)      Ceviz

    9)      Muz

    10)   Ciğer

    11)   Deniz ürünleri

    12)   Bal kabağı

    13)   Böbrek

    14)   Yapraklı sebzeler

    15)   Süt

    16)   Balık

    17)   Soya fasulyesi

    18)   Yer fıstığı

    19)   Somon

    20)   Mısır

    21)   Maydanoz

    22)   Elma

    23)   İncir

    24)   Limon

    25)   Portakal

    26)   Un

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Erken Menopoz ve Tedavisi

    Erken Menopoz ve Tedavisi

    Erken Menopoz Nedir?

    Erken menopoz, bir kadının regl kanamalarının 35 yaşından önce kesilmesi ve yumurtalıklarının yok olması yüzünden hamile kalamaması demektir. Günümüzde erken menopozun 35 – 50 yaş arasında olduğu düşünülmekte ve birçok kadının erken menopoza girdiği iddia edilmekte olsa da bu doğru değildir çünkü erken menopoz çok daha erken yaşta bir dönemi kapsamaktadır.

     Erken Menopoz Neden Oluşur?

    Yumurta hücrelerinin hızla azalmasına yol açan herhangi bir durum erken menopoza neden olabilir. En sık görülme nedenleri ise şunlardır.

    1)      Otoimnun Hastalıklar: Bu tür hastalıklarda kişinin bağışıklık sistemi bilinmeyen bir sebeple kendi organlarını yabancı bir doku gibi algılar ve bu organlara saldırıp onları tahrip eder. Eğer bağışıklık sistemi hastanın kendi yumurtalıklarını yabancı bir doku olarak algılarsa bu durumda yumurtalıklara saldırarak tahrip edecek ve erkenden tükenmelerine neden olacaktır. Bu ise erken menopoza girilmesine sebep olur.

    blank2)      Yumurtalıkların Ameliyat ile Aldırılması: Herhangi bir sebepten bir kadının iki yumurtalığı da çıkarılırsa bu da erken menopoz sayılacaktır. Bununla beraber bazı diğer jinekolojik ameliyatlarda da istenmeden olsa yumurtalıklara zarar verilebilir bu da yumurtalıkların alınmasına neden olan bir durumdur.

    3)      Kanser Tedavisi Görme: Kanser tedavisi nedeniyle ışın tedavisi (radyoterapi) veya ilaç tedavisi (kemoterapi) alan kadınların yumurtalıkları da bu nedenle zarar görebilir ve bu yüzden de menopoz oluşabilir.

    4)      Aile Geçmişi: Menopoza giriş yaşını belirleyen en önemli nedenlerden biri de kişinin annesinin menopoz geçmişidir. Eğer aile öyküsünde erken menopoza giren yakın birileri varsa erken menopoza girilme ihtimali de yüksektir.

    5)      Kromozom Bozuklukları: Ender de olsa görülen bazı kromozom bozuklukları yumurtalıkların erken ve hızlı tükenmesine neden olabilir.

    6)      Yaşam Şekli: Tek başlarına yeterli olmasa da sigara içmek, aşırı strese girmek ve ruhsal problemler yaşamak ta kadınlarda erken menopoz oluşmasına neden olabilir. Yalnız belirtmekte fayda var bu faktörler tıbbi anlamda tek başına erken menopoza yol açmaz.

     Erken Menopozda Tedavi Şekli Nasıldır?

    Özellikle otoimnun yüzünden oluşan erken menopoz durumunda tedavi edilerek geriye dönüş veya kendiliğinden geri dönüşler yaşanabilmektedir. Erken menopoza giren kadınların yaşadığı en büyük sorun kemik erimesinin hızlanmasıdır. Bu yüzden erken menopoza giren kadınların mutlaka kemik koruyucu tedavi ile önlem alarak yaşamlarına devam etmeleri gerekir.

    Erken menopoz yüzünden görülen vajina kuruması, gerginliki ateş basması gibi rahatsızlıklar hormon tedavisi ile giderilebilmektedir.

    Yumurta hücreleri tükenmiş ve erken menopoza girmiş bir kadının hamile kalma gibi bir şansı kalmayacağından dolayı hamile kalmak istemesi durumunda yapılacak en uygun şey, başka bir kadının bağışladığı yumurta ile gebelik oluşturmaktır.

    Bu Konuyu Ayrıca Videoda İzleyin

  • Adet Şişkinliği ve Tedavisi

    Adet Şişkinliği ve Tedavisi

    Adet dönemlerinde neredeyse bütün kadınların tek sıkıntısı karın ve bel bölgesinde oluşan ağrılar ve hormonal dengesizlikten kaynaklanan şişkinlik (ödem, su toplama) gibi problemlerdir. Regl döneminde oluşan bu ödemlerden kurtulmak için bitkisel yöntemler deneyebilir, birkaç küçük önlem alabilir ve regl dönemini rahatlıkla atlatabilirsiniz.

     Adet Döneminde Ödemi Engellemek İçin Neler Yapılmalı?

    Regl döneminde sıvı tutulmasını engellemek için yaşam şeklinizde birtakım değişiklikler yapabilir ve ödemi engelleyebilirsiniz. Eğer regl öncesi kendinize dikkat ederseniz regl döneminde şişkinlikten kurtulabilir ve rahat edebilirsiniz. İşte ödemi engellemek için yapabileceğiniz birkaç öneri;

    1)      Düzenli olarak egzersiz yapın.

    2)      Tuzdan ve çok fazla tuz içeren gıdalardan uzak durun. Tuz vücutta su tuttuğundan dolayı ödem ve şişkinliğe neden olur.

    3)      Daha sık ve az yemeye özen gösterin. Sadece üç ana öğün yemek yerine, üç ana öğün ve üç küçük ara öğün tüketin ve öğünlerinizi küçük tutun. Böylece sindirim de daha kolay olacaktır. Özellikle regl döneminizde tam tahıllı ürünler tercih edin ve bol bol meyve sebze yiyin.

    blank

     Adet Döneminde Ödemi Engellemek İçin Bitkisel Çözümler

    Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu’ndan Özel Adet Dönemi Ödem Kürü

    Bu kür sayesinde vücutta biriken su, böbrekler vasıtası ile idrar olarak dışarı atılır ve vücudu rahatlatır. Regl döneminde yaşanan bu sorunun en önemli yardımcısı kiraz sapıdır.

    Kiraz saplarını soğuk su ile yıkayın. Bir litre kaynamış suya bu yıkanan bir avuç kirazı atın ve kısık ateşte ağzı kapalı bir biçimde beş dakika kadar kaynatın. Daha sonra soğumaya bırakın ve iyice süzün. Regl döneminiz boyunca her gün bir su bardağı için. Aç ya da tok karnına fark etmez. Buzdolabında muhafaza edebileceğiniz bu karışımı 3 gün boyunca için. 3. günün sonunda regl ve şişkinlik devam ediyorsa tekrardan yeni bir kür hazırlayın.

    Suna Dumankaya’dan Regl Dönemi Ödemi İçin Kürler

    Bitkisel kürlerde uzman Suna Dumankaya, reglde ödemden kurtulmak için iki farklı kür sunuyor.

    1)      Keten Tohumu Kürü: 1 yemek kaşığı keten tohumu, 250 ml. Suyun içerisine eklenir ve yaklaşık olarak 5 dk. Kaynatılır. Kaynadıktan sonra dinlendirilen keten tohumu çay olarak içilir.

    2)      Karışık Çay: 20 gr. Kiraz sapı, 20 gr. Adaçayı, 1 demet maydanoz ve parçalara ayrılmış 2 adet elma bir tencerenin içerisine konur ve kaynatılır. 5 dk. Kadar dinlendirildikten sonra çay şeklinde içilir. Vücudun çok fazla ödem tuttuğu günlerde bolca içilmelidir.

    Regl dönemi öncesi aldığınız bu önlemler, ödemden korunmada faydalı olacaktır. Bütün bu yöntemlere rağmen vücudunuzdaki ödemden kurtulamıyorsanız doktorunuzdan ilaç tavsiye etmesini isteyebilirsiniz. Özellikle idrar söktürücü ilaçlar vücutta biriken fazla sıvıyı atmaya yardımcı olacaklardır. Fakat aşırı kullanmamaya özen göstermeli, fazlası için mutlaka doktorunuzun iznini almalısınız.